Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Burdur Bölgesi Neolitik Çağ Mimarlığı ve Anadolu'daki Çağdaşları Arasındaki Konumu Hakkında
Refik DURU*

Bu makalede yeni kazılarda elde edilen bilgiler ışığında Burdur yöresinde yaklaşık 2000 yıl (İÖ 7000 - 5300) süren Neolitik Çağ boyunca mimaride gözlenen özellikleri irdeleyeceğiz. Ayrıca yerleşmelerin gelişimi üzerine bazı gözlemlerimizi de Anadolu'da genel Neolitik geçiş eğilimi bağlamında ele alacağız.

Araştırmalar göstermiştir ki, 'Neolitik Devrim' aslında ekonomik, toplumsal ve teknolojik değişimi barındıran çok karmaşık bir dönemdir. Gerçekte, Anadolu'nun veya Yakın Doğu'nun belirli bir yerinde belirli bir zamanda ortaya çıkıp sonradan çevreye yayılan belirli bir keşiften kaynaklanmamıştır. Bilakis, çok değişik yerlerde ve merkezlerde, farklı zamanlarda ve çok çeşitli koşullar altında, tamamen söz konusu yörenin özgün coğrafi koşullarına bağlı olarak, birbirinden bağımsız şekilde ortaya çıkmıştır.

Belirli bir büyüklüğe sahip ve köy niteliğindeki sürekli yerleşimler ilk kez günümüzden 10000-11000 yıl kadar önce güneydoğu Anadolu'da (Hallan Çemi) ortaya çıkmıştır. Bu yerleşimleri gelişmiş köy veya küçük kent/kasaba diyebileceğimiz, bir dereceye kadar planlama ve düzenleme gerektiren yerleşimler izlemiştir (Çayönü Tepesi, Nevala Çori).

Konya ovasının Akeramik Neolitik yerleşmelerinde, güneydoğu Anadolu'da görülenden çok farklı mimari özellikler dikkati çekmektedir.

Burdur yöresini de kapsayan batı Anadolu'da ise Neolitik'e geçiş tamamen farklı bir biçimde gerçekleşti. Hâlihazırda, batı Anadolu'da Neolitik'in başlangıcı ve gelişimini inceleyecek tüm araştırmalar büyük oranda Burdur yöresindeki kazı sonuçlarına dayanmak durumundadır. Konuyla ilgili olarak, bölgenin en güneyinde daha önceleri Kızılkaya Höyüğü adıyla bilinen Bademağacı Höyüğü, 25 km kadar kuzeyinde Höyücek (Bucak) ve daha da kuzeyde, Burdur'un batısındaki Kuruçay ve Hacılar'dan önemli bulgular elde edilmiştir. Batı Anadolu'da bilinen diğer Neolitik sitler İstanbul yakınlarındaki Fikirtepe ve Pendik, ayrıca İznik gölü yakınındaki Ilıpınar Höyüğü'dür. Doğu Trakya'da Enez yakınındaki Hocaçeşme Höyüğü'nü de bunlara dâhil edebiliriz. Tüm bu höyüklerdeki kazılar çok kısıtlı alanlarda gerçekleşmiş olmasına karşın mimari özelliklerin Burdur yöresinde gözlenenlerden bir miktar farklı olduğu gözlenmiştir.

Yukarıda adı geçen tüm bu sitler için makalede ayrıntılı bilgi verilmektedir. Mimari açısından bakıldığında Burdur yöresi ile Konya ovası ve güneydoğu Anadolu'nun dağlık alanları arasında büyük farklılıklar dikkati çekmektedir. Ayrıca kuzeybatı Anadolu ve Trakya ile de bazı farklılıklar söz konusudur: Bu farklılıklara örnek olarak şunlar verilebilir:
Güneydoğu Anadolu'da taş temeller üzerine çamur ve sazlardan örülme hafif ahşap evler, Neolitik'in en erken dönemlerinden itibaren görülmektedir. Bu evler başlangıçta yuvarlak iken zamanla dikdörtgene dönüştü ve iç mekanlar ızgara şemada düzenlendi. Halbuki bu tür mimari Burdur yöresinde görülmez: Burdur'da başlangıçta görülen hafif ahşap (saz ve çamur) kulübelerin iç kısımlarında perde bölümlemeler vardır. Zamanla, bu mimari, taş ve ahşap destekli büyük oranda kerpice dönüşmüş ve basit şemalı tek odalı evler tercih edilmiştir.

Aşıklı, Can Hasan III ve Çatal Höyük gibi orta Anadolu merkezlerinde ise ana inşa malzemesi de Burdur'da olduğu gibi kerpiçtir. Konya ovasında bir peteği/kovanı andırır şekilde bir arada inşa edilen evlerden oluşan bir yerleşme şeması dikkat çeker. Ancak böylesi bir petek şeması Burdur'da görülmez.

Kuzeybatı Anadolu'da yapılar genellikle ahşap olup yine Burdur yöresinden farklılık arz eder. Yerleşme tipi ve/veya yapı inşa tarzı açılarından bakıldığında Burdur yöresi Neolitik'i Anadolu'nun diğer yörelerinde görülenden farklı özellikler sergilemektedir.

Bu yazımızda, mimari özellikler açısından yerleşik hayata geçiş dönemini özetlemeye çalıştık. Ancak bu sonuçların, Anadolu'da yaygın olduğu üzere çok farklı coğrafi özellikler arz eden ve komşu kültürlerden değişik derecelerde etkilenen ve yaklaşık 5000 yıllık bir zaman diliminde oldukça izole bölgelerde, çok kısıtlı sayıda merkezden elde edildiğini belirtmek durumundayız.


*Prof. Dr. Refik Duru, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Ana Bilim Dalı Başknı - İstanbul.

Özet Listesi