Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Roma Dönemi Likya Hamamlarında Duvardan Isıtma Sistemleri –Pttara ve Tlos Hamamları Örneğinde-
F. Fatih GÜLŞEN*
Bu çalışma, Patara ve Tlos’daki Roma Dönemi’ne ait hamamlarda,  yüzey kalıntıları ve kazılar sonucu elde edilen yeni bulgulardan hareketle, Likya hamamlarındaki duvardan ısıtma sistemlerinin ayrıntılıca irdelenmesini ve bunların mimari özellikleri aracılığıyla bölgeler arası ilişkilerin saptanmasını içerir.

Hamamların duvardan ısıtılmasındaki amaç, hypokausttaki ısıyı duvarlara taşıyarak sıcak havadan en üst düzeyde yararlanmak ve böylece hamam içindeki ısı oranını artırabilmektir. Duvar ısıtma sisteminde en erken tegulae hamatae/tegulae mammatae kullanılmıştır. Bu teknikte geniş ve kare biçimli terrakotta levhaların köşelerinde metal çivilerin geçebileceği, içleri delik küçük ayaklar bulunur. Levhalar duvarlara metal çivilerle, “T” şeklinde kelepçelerle ya da nadiren terrakotta çivilerle sabitlenmiş ve duvarla ayaklı plakalar arasında kalan boşlukta, hypokausttan gelen sıcak havanın dolaşması sağlanmıştır.

Duvar ısıtma sisteminde kullanılan en önemli ve yaygın bir diğer malzeme de tubulidir. Bu yöntemde duvar yüzlerine, hypokaustla bağlantılı delikli tuğlalar (künkler) duvar boyunca dizilirler. Delikli tuğlaların çok farklı tipte yapılmış örnekleri bulunmaktadır. Roma İmparatorluk hamamlarında, yaygın olan teknik tubulidir. Likya’da ise duvardan ısıtma sisteminde kullanılan en yaygın eleman terrakotta çivilerdir. Likya’da, pek çoğunun kazısı henüz yapılmamış olmasına rağmen, bugün için 10 antik kentteki toplam 14 hamam binasında terrakotta çivi kullanımı tespit edilmiştir; ancak duvardan ısıtma sistemi olmayan örnekler de mevcuttur.

Duvar ısıtma sistemi elemanlarının üzerini örten kaplama levhalarının belirli bir Roma ölçüsü bulunmamakla birlikte, Likya’dakiler kare ya da dikdörtgen formlu ve eni boyunun 1:2, 2:3 ya da 4:5 oranına sahiptirler. Bu levhalar yatay ya da dikey örülebilmektedir.

Tlos Palaestra Hamamı’nın kaldarium ve tepidariumunda, duvarların içine açılmış büyük, kemerli ve düz nişlerin içinde terrakotta çivi kullanımı tespit edilmiştir. Bu nişler, paneller şeklinde olup Likya’da, Tlos Palaestra Hamamı’na özgüdür. Nişlerin tamamında çivilerin üzerini kapatan terrakotta levhaların duvarlar üzerindeki oturma izlerini ve bacalar içinde sağlam kalmış terrakotta künkleri görmek mümkündür.

Patara’da Nero-Vespasian, Hurmalık ve Küçük hamamlar, Tlos’da Palaestra ve Büyük Hamam, Kyaneai’da Antoninus Pius ve Limyra Hamamı’nda olduğu gibi Likya’daki birçok hamamda dışa taşkın kornişler üzerinde duvar ısıtma sistemlerinin bacaları görülmektedir. Nero-Vespasian, Hurmalık ve Küçük Hamam’da kornişlerin alt kısımları içe kavislidir ve böylelikle sıcak havanın, baca çıkışlarına daha kolay ulaşması için yarım yuvarlak bir tüp-yol yapılmıştır. Tlos Büyük Hamam’da kornişler dışa çıkıntılı ve alt kısımları düz, Palaestra Hamamı’nda ise alt kısımları düz üstleri açılıdır. Tonoz örtünün ağırlığını taşıyan kornişler, duvardan ısıtma sistemlerinin baca yuvaları için uygun birer çıkış kanalına dönüşmüşlerdir.

Pompei Stabian Hamamı’nın kaldariumunda tegulae mammatae, tepidariumda ise tubuli kullanılmıştır. Ancak tubuli ve terrakotta çivi yöntemlerinin aynı hamamda birlikte kullanıldığı bir örnek şimdilik bilinmemektedir. Tlos Büyük Hamam, Patara Nero-Vespasian, Hurmalık ve Merkez hamamları ile Oenoanda Ml 1, Sidyma ve  Nisa hamamlarının duvarlarında düşey girintiler şeklinde baca kanalları, Patara Küçük Hamam’da ise yuvarlak baca yuvaları tespit edilmiştir. Nisa dışındakilerde, terrakotta çivi ve baca kanalları, aynı mekanlarda, bir arada kullanılmıştır. Bunların, birlikte mi yoksa farklı dönemlerde mi kullanıldıkları, hamamlarda yapılacak kazı çalışmalarıyla anlaşılabilecektir. Tlos Palaestra Hamamı’nda yalnızca terrakotta çivi kullanılırken, Büyük Hamam’da büyük bir olasılıkla duvardan ısıtma tekniği kullanılmamıştır ya da zayıf bir olasılıkla kullanılmışsa da bu tubuli olmalıdır. Eğer Tlos Büyük Hamam’da tubuli kullanımı kesinleşirse, bu Likya’da bilinen tekil örnek olacaktır.

Tegulae mammataenin,  terrakotta çivi ile aynı hamamda, birlikte kullanıldığı bir örnekte şimdilik bilinmemekle birlikte, Terrakotta çivi ve tegulae mammatae arasındaki benzerlik göz önüne alınacak olursa, Likya hamamlarında ileriki yıllarda, terrakotta çivi ve tegulae mammatae elemanlarının birlikte kullanıldığı hamam örneklerinin bulunması şaşırtıcı olmayacaktır. Böylece Merkezi Roma ve Eyaletlerdeki İmparatorluk hamamlarında, yaygın bir şekilde kullanım bulan ve en erken tarihli duvardan ısıtma elemanı tegulae mammataeden, Likya’nın özgün duvardan ısıtma elemanı terrakotta çiviye nerede, nasıl ve ne zaman geçildiği ve bu geçişin aşamalarının niteliği daha rahat anlaşılabilecektir.

Isıtma yöntemlerinin birbirlerine göre farklı açılardan üstünlükleri olmasına karşın, Likya’nın bu özgün duvardan ısıtma sistemi elemanı, terrakotta çivi; gelenekler, iklim, dayanıklılık, maliyet, teknik imkanlar, pratiklik, servis-bakım, yerel ustaların rahatça iş yapabilmesi ve 1000 m2’yi geçmeyen hamam yapılarında ısıdan elde edilecek randımanla ilişkili olarak, Merkez Roma dışında Likya ve tüm Akdeniz havzasına yayılmıştır.

Merkez Roma’da terrakotta çivi tekniğinin kullanıldığı bir hamam örneğine rastlanmamıştır. Buna karşın, Roma İmparatorluk Çağı’nda bu yöntemin; Pergamon, Kourion (Kıbrıs), Knossos, Maktaris (Tunus), Gortyn, Cherchel, Tehouda ve Timgad, Kuzey-Batı Avrupa’da ve Levant’da (Filistin-Suriye) yaygın olarak kullanıldığı bilinmektedir. Likya Bölgesi dışında Anadolu’daki diğer İmparatorluk Dönemi Eyaletlerinde de sistem bilinmesine karşın, terrakotta çivi yönteminden ziyade tubuli kullanımının daha yaygın olduğu görülür. Örneğin Pamfilya Bölgesi hamamlarının genel tasar ve planlamada Likya’dan etkilenmiş olmasına karşın, duvardan ısıtma sisteminde, Likya’da yaygın kullanılan terrakotta çivi yöntemi yerine tubuliyi tercih etmesi ilginçtir.

Terrakotta çivi kullanımının tam olarak nerede ve ne zaman ortaya çıktığı bilinememekle birlikte, tegulae mammataenin daha ilkel bir türü olduğu düşünülmektedir. Oysa tegulae mammatae ve terrakotta çivi teknikleri birbirlerine benzemekle birlikte, kullanılan levhaların yapısallığı ve montaj tekniğinde farklılıklar vardır. Roma’nın kendi merkezinde bile kullanmadığı terrakotta çiviyi, Likya’ya ya da eyaletlere ihraç etmesi mümkün görünmemektedir. Roma dışında sistemin görüldüğü merkezlerde ise terrakotta çivilerin tip, profil ve duvara sabitlendikleri yuvalar Likya’dakilerden farklıdır. Kaldı ki, Likya dışında bilinen örneklerin çoğu 2. yy.’dan hatta bazıları 2. yy. sonu 3. yy. başlarındandır. Buna karşın Likya’da bilinen en erken hamam, yakın zamana kadar Vespasian Hamamı olarak adlandırılan, fakat kente gelen su yollarıyla birlikte İmparator Nero Dönemi’nde yaptırıldığı tespit edilen Patara Nero-Vespasian Hamamı’dır ve yukarıda sistemin kullanıldığını belirttiğimiz söz konusu örneklerden çok daha erken bir tarihe sahiptir. Şu andaki bilgilerimizle Likya’da, Nero Dönemi’nden öncesine tarihlenen bir hamam yapısı bulunmamakla birlikte, özel coğrafi ve politik konumu ile Patara’da, bir liman kenti olmanın beraberinde getirdiği zorunlulukla da, bu tarihten önceye giden hamam yapılarının beklenmesi şaşırtıcı olmayacaktır. Bu bulgular ışığında “Likya’da Flaviuslar Dönemi’nden önce inşa edilmiş olan hiçbir hamam binasının bulunmadığı” tezi artık geçerliliğini yitirmiştir. Kadyanda Vespasian ve Kandyba hamamları da, Likya’daki en erken tarihli hamamlar arasındadır ve sistemi kullandığı bilinen diğer bölgelerdeki hamamlar, Likya’dan çok daha geçe tarihlenmektedir. Böylelikle, Likya’ya özgü bu duvardan ısıtma elemanı, “terrakotta çivi tekniği”nin, Anadolu’da ya da İmparatorluğun diğer eyaletlerinde kullanıldığını gördüğümüz söz konusu örneklere bir model oluşturduğunu söylemek yanlış olmayacaktır.

Duvardan ısıtma tekniğinin ortaya çıkmasıyla, hamam binalarının mimari ve ısıtma sistemlerinde çok önemli bir gelişme kaydedilmiş, hamamlarda büyük açıklıkları pencerelerle kapatmak ve geniş alanlara yayılan kaldarium ve tepidariumları ısıtabilmek kolaylaşmıştır. Bu durum hamamların planlarını da etkilemiş, düz ya da apsisli ve büyük pencereli manzaralıklarıyla, yeni hamam planlarının doğmasını ve dekoratif görünümlü, hareketli hamam cephelerinin kazanılmasını sağlamıştır. Tegulae mammatae, tubuli ve terrakotta çivi kullanımlarındaki gelişmelerle, hamam binalarında istenilen ısı ve rutubet kontrolü çok daha rahat bir şekilde sağlanmış, sıcak ve kuru hava, Roma Dönemi hamamlarının iç mekanlarında, yıkanmak isteyenlere rahat ve konforlu bir banyo olanağı sunmuştur.

*F. Fatih Gülşen
Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Likya Araştırma Merkezi, Kampüs 07040 Antalya.
E-mail: fgulsen@akdeniz.edu.tr

Özet Listesi