Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya Müzesi’nde Bulunan Kuzey Suriye/Kilikya Sürahisi Üzerine Bazı Gözlemler
Erkan DÜNDAR*
13.11.99 envanter numarasıyla Antalya Müzesi depolarında koruma altında tutulan çalışma konusu eser çark yapımı olup 1999 yılında Antalya Müzesi’ne zoralım yoluyla gelmiştir. Eserin Antalya Müzesi’ne zoralım yoluyla getirilmesi, geliş yerinin ve atölyesinin karanlıkta kalmasına neden olmuş, ancak söz konusu malzemenin, ağız ucu haricinde, tam ve kırıksız olması onun bir mezar buluntusu olabileceğini düşündürmüştür. Yonca ağızlı sürahinin geneline bakıldığında birinci sınıf işçiliği gözden kaçmamaktadır ve özellikle gövdesinin üst bölümündeki bezemeler oldukça dikkat çekicidir.

Orta Bronz Dönemi (yak. İ.Ö. 2000-1750) boyalı seramikler grubuna ait benzer stilde boyanmış malzemelerin orijinlerinin Kuzey Suriye/Kilikya ve Amik Ovası olduğu düşünülmekte, ancak bu mal gurubu için farklı isimlendirilmeler yapılmaktadır. Farklı isimlendirmelerle sınıflandırılmaya çalışılan bu seramiklerin dağılımının Suriye ile sınırlı olmadığı, buna karşın Kuzey Suriye, Mezopotamya, Amik Ovası, Kıbrıs ve Kilikya’nın yanı sıra, Toroslar’ın yukarısında kalan Kültepe’ye kadar yayılmış olduğu yapılan çalışmalarla anlaşılmıştır. Bu nedenle çalışmada Kuzey Suriye/Kilikya isimlendirmesi tercih edilmiştir.

Söz konusu seramikler gerek boyama stilleri, gerekse formlarıyla rahatça tanınabilmektedir. Dikey çizgilerle ayrılmış panellere yerleştirilen geometrik ve/veya doğal öğelerle bezenen bu gruptaki seramikler açık ve kapalı olmak üzere iki ana formda görülür. Açık formlar genelde karınlı ve ayaklı kâseler ile kraterlerdir. Kapalı formlarda ise daha çok yonca ağızlı sürahiler karşımıza çıkar. Her iki formda da yatay bantlarla sınırlandırılmış frizler dikey bantlarla panellere bölünmüştür. Genel olarak açık formların bezemesi son derece basittir ve çoğunlukla doldurulmadan bırakılmış panellerden oluşur. En basit tasarım dikey çizgilerden oluşan paneller arasındaki frizlerden ibarettir. Kapalı kaplarda ise, çalışma konusu eserde olduğu gibi, istisnasız olarak tümü karın üzerine yerleştirilmiş bezemeler göze çarpmaktadır ve bezeme açık formlara oranla daha zengindir. Kapalı kaplardaki bezemeler arasında keçi ve su kuşu gibi hayvan figürleri ile kulp altındaki stilize ağaç dalı motiflerinin yanı sıra kelebek biçimli üçgenler, ışın ve dalga motifleri gibi geometrik bezemeler de sık olarak görülür. Kapalı kaplarda en çok kullanılan form olan yonca ağızlı sürahilerde bazen ağzın kenarına yerleştirilen göz bezemesiyle ağza “kuş başı” görünümü verilir. Seramikler genellikle sert, pembemsi, açık pembemsi ve kahverengimsi hamura sahiptirler. Üzerlerindeki boya kırmızımsı kahverengidir, koyu kahverengiden siyaha da dönebilmektedir ve çatlamaya meyillidir. Normalde tek renkli bezeme söz konusudur fakat sıra dışı durumlarda çift renkli olanlara da rastlanır.

Bu grup seramikler ele geçtikleri kentlerdeki stratigrafik veriler ışığında tarihlenebilmektedir. Grubun ilk temsilcisi olarak sayılabilecek örnekler Kültepe’nin IV. tabakasından (İ.Ö. 2100) ve Gözlü Kule Transisyonal Erken Tunç III/Orta Tunç ve Orta Tunç tabakalarından ele geçmiştir, ancak bunlara rağmen malzemelerin başlangıç kronolojileri tartışmalıdır. Söz konusu seramik grubunun üretiminin son tarihi için İ.Ö. 15. yüzyılı önerisi baskındır. Karşılaştırmalı bir çalışmayla burada sunulan Antalya Müzesi örneğinin birçok özelliğiyle Açana Höyük’ün XI. ve özellikle XII. katmanlarında ele geçen eserlerle örtüştüğü saptanmıştır. Woolley tarafından Açana’da yapılan erken tarihli araştırmalarda söz konusu katmanlar İ.Ö. 2700-2350 yılları arasına verilmiş, ancak son yıllarda yapılan araştırmalar bunların İ.Ö. 2. binyıl başı olduğunu göstermiştir. Bu doğrultuda Antalya Müzesi’nde bulunan eser için İ.Ö. 1900-1800 tarihleri arası uygun görülmektedir.

Çalışma konusunu oluşturan ve Kuzey Suriye/Kilikya boyalı seramikler grubuna giren malzemenin ait olduğu Orta Bronz tabakaları (Tell Atchana XII ve XI. tabakaları) ve bunların tarihlendirmeleri söz konusu bölgedeki yerleşimlerde oldukça tartışmalıdır ve bu konuda ortak bir karara varılamamıştır. Bu doğrultuda, zoralım yoluyla Antalya Müzesi’ne getirilen eserin de söz konusu dönem tabakalarına ve stratigrafilerine bir açıklık getirmeyeceği bilinmelidir. Burada yapılan, ünik özellikleri ile hemen fark edilen ve Kuzey Suriye/ Kilikya seramikleri içerisine yerleştirilen bu eserin söz konusu seramik grubunun repertuarını zenginleştirdiği ve üretildiği yerleşim olan Açana’da parçalar halinde temsil edilen aynı atölye ürünü örneklerine bir bütün olarak örneklik ettiğinin belgelendirilmesidir.

*Erkan Dündar
Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07058 Antalya.
E-mail: erkandundar@akdeniz.edu.tr

Özet Listesi