Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Ortaçağ Cam üretiminde Myra’nın yeri
ÖzgüÇÖMEZOĞLU*
Antalya’nın Demre İlçesi’ndeki Aziz Nikolaos Kilisesi kazılarında bulunan camlar arasında 3 grup burada Ortaçağ’da üretim yapıldığını gösterir. Bu buluntular cam köpükleri, fritler ve şekillendirme atıklarıdır.

İlk gruba giren ve yer yer toprağa yapışmış topak halindeki parçalar, çok miktarda yuvarlak kabarcıklar içermektedir. Demre cam buluntularının analizleri sonucunda, bu parçaların hammaddenin ergitilmesi sırasında ortaya çıkan cam köpükleri oldukları anlaşılmıştır (Res. 1-2). Analiz sonuçları, bu parçaların içerdiği elementlerin oranlarının, şekillendirilmiş camlarınkinden oldukça farklı olduklarını göstermektedir. Bu parçalarda Si2O ve Na20 oranının işlemleri tamamlanmış camlarda olamayacak kadar düşük olduğu, Al2O, CaO, MgO ve Fe2O3 miktarlarının ise fazla olduğu dikkati çeker. Analiz sonuçlardan da anlaşıldığı gibi, en uzun sürede ergiyen elementler, hava kabarcılarına yapışarak camın yüzeyine çıkmıştır. Demre’de bulunan köpükler, burada hammaddenin ergitildiğini göstermektedir. Bundan da, Demre’de Ortaçağ’da cam hammaddesinden üretim yapıldığı anlaşılmaktadır.

Cam ütetimini gösteren diğer bir buluntu grubu, şekilsiz ve birçok yönden kırık olan fritlerdir (Res. 3). Bu buluntular, büyük bir cam kütlesinden kırılmış parçalar şeklindedirler. Bir kap, kandil, bilezik ya da pencere camına ait olamayacak kadar biçimsiz ve kalındırlar. Kalınlıkları yaklaşık 1.5 cm’yi bulur. Fritler, tank tipi fırınlarda büyük bloklar halinde yapılan camların kırılarak kapların şekillendirildiği cam atölyelerine götürülen parçalarıdır. Fritleri satın alan cam atölyelerinde, bu kırıklar diğer hammaddelerle beraber potaya atılır ve böylece ergimeyi hızlandırırlar. Bu şekilde, yakıt tasarrufu da yapılmış olur. Demre’de bulunan fritler de ya ticaret yoluyla getirilmiş olan ya da burada henüz tespit edilmemiş bir yerde bulunan tank tipi fırından alınmış olmalıdırlar.

Diğer bir grup üretim atığı, Demre’de şekillendirme yapıldığının kanıtıdır (Res. 4-5). Bu parçaların renkleri, Demre’de bulunan cam eserlerin renkleri ile uyumludur. Ancak, formları bir kabın, bilezik, boncuk ya da pencere camının parçası olamayacak kadar bozuktur. Şekilsiz olan bu parçalar, üretim sırasında şekillendirilmesi tamamlanamamış olanlardır. Ya düzgün şekillendirilemeyen, ya da yeterince hızlı şekillendirilemediği için biçimlendirme sırasında soğuyan parçalar oldukları anlaşılır. Tam formu verilememiş katlı kenarlı bir pencere camı ve bir ağız parçası (Res. 4), bunun örnekleridir. Ayrıca, bazı parçalar, kaplar henüz sıcakken kabın ağız gibi kısımlarının biçimlendirmesi sırasında kesilerek atılan parçalar olmalıdırlar.

Cam üretimine dair bu kadar buluntunun yanısıra, Demre Aziz Nikolaos Kilisesi kazıları sırasında, fırın ya da cam üretiminde kullanılan aletler bulunmamıştır. Demre’de kazı yapılan alanda cam atölyesi bulunmamasının en önemli sebebi, bu alanın kiliseye, hacıların toplanma alanına çok yakın olmasıdır.

Demre’de bulunan üretim atıklarının büyük çoğunluğu, az miktarda Erken Bizans ve nadiren Roma Dönemi, yoğunlukla ise, 11. yy.’a kadar Orta Bizans Dönemi cam buluntuları içeren dolgu toprak içinden çıkmışlardır. Çok az sayıdaki atık ise dolgu üzerinde 11-13. yy. buluntularının ele geçtiği tabakadan gelmişlerdir. Bu da, söz konusu camların, batı alanın dolgusunda kullanılan toprağın içinde, atölyenin atıklarının bulunduğu yerden getirildiğini gösterir. Fırının yeri henüz bilinmemektedir.

Şekillendirme sırasında ortaya çıkan atıkların, Bizans Dönemi’ne tarihlenen cam kaplar ile renk ve form açısından ortak özellikler taşıdıkları dikkat çeker. Demre buluntuları arasında, 9-13. yy.’lar arasına tarihlenen bir pencere camının kenar kısmının şekillendirilirken bozulmuş olması da yukarıda sayılan diğer özellikler gibi, Demre’de Ortaçağ’da cam üretiminin varlığını destekler. Demre’de bulunan cam eserlerin sayısal yoğunluğu ile aynı üslup ve renkler kullanılarak yapılmış olmaları, Demre’de Ortaçağ boyunca üretim yapıldığını gösteren diğer bir özelliktir. Kandiller ve pencere camları dışında mutfak kullanımına yönelik cam buluntuların sayıca çok yoğun olmamaları, Demre’de günlük hayatta camın değil, seramiğin yoğun olarak kullanıldığını gösterir. Bezemesiz örneklerin yoğunluğu da dikkat çekicidir. Bunların sonucu olarak Demre’de cam üretiminin ihtiyacı karşılamaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır.

Akdeniz çevresinde, İtalya, Mısır ve Rakka’da yapılan çalışmalarda, 9. yy.’ın başlarına kadar, saf soda kullanımının etkisiyle MgO ve K2O oranının %1’in altında; 9. yy.’dan itibaren ise, karışıma bitki küllerinin de katılmasıyla %2-3 civarında görüldüğü saptanmıştır. Demre cam buluntularının analizleri sonucunda, Akdeniz yerleşimlerinin bazılarının aksine, MgO ve K2O oranının hem erken dönem camları arasında, hem de 11-13. yy.’lar arasına tarihlenen camlar arasındaki örneklerde düşük olabildiği (%1’in altında) gözlemlenebilmektedir. Buna ek olarak, bazı erken dönem camlarında bu oranın yüksek (%2-4) olduğu saptanmıştır. Sözü geçen tüm bu buluntuların hammaddelerindeki bu değişikliklerin yanısıra, işçilik ve renk açısından tümünün ortak özellikler taşıdıkları görülmektedir. Analizler sonucunda, hammaddede oranların değişiklikler göstermesinin ya dışarıdan işlenmek üzere getirilen camlardan; ya da hammaddeye bitki atıklarının karışmış olabileceğinden kaynaklandığı düşünülebilir. Ancak belli bir dönemde bilinçli olarak bir değişiklik yapılmadığı anlaşılmaktadır. Camın içinde bulunan %1’in altındaki elementler ise hammaddeye karışmış elementler olabileceği gibi, içlerinde renk vericiler de vardır.

Buluntuların arasındaki işçilik, form ve renk açısından homojen yapı, aynı gelenekle üretildiklerini anlatmaktadır. Demre’de çalışan ustaların, Akdeniz çevresindeki cam formlarının ve tekniklerinin çoğunu uyguladıkları görülür. Bu da, Demre’de yerleşik bir atölye olabileceği gibi, gezici ustaların geçici atölye kurmuş olabileceği veya diğer Akdeniz yerleşimlerinden gelen ustaların burada çalışmış olabileceğini düşündürür. Myra çayının içinden geçerek denize dökülmesi ve bu sebeple camın ana maddesi olan silisyumdioksiti (SiO2) ve camdaki kireç ihtiyacının karşılanabildiği kalkerli deniz canlılarını içinde barındıran kumun ve kireçtaşının rahatça bulunabilmesi, Demre’nin cam üretimi için oldukça uygun bir yer olduğunu düşündürür.

*Dr. Özgü Çömezoğlu
İstanbul Universitesi, Edebiyat Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü, Bizans Sanatı Anabilim Dalı, İstanbul.
E-mail: ozgu@istanbul.edu.tr

Özet Listesi