Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Bademağacı Höyüğü İlk Tunç Çağı Yerleşmesi’nden Üç Sayı (!) Tableti ve Bir Damga Mühür
Gülsün UMURTAK*
Yazı öncesi dönemlerde yaşamış toplumlarda, konuşma dili dışında, başka iletişim
ve anlatım tekniklerinden yararlanıldığına kuşku yoktur. En ilkel toplumlarda bile sözlü
olmayan iletişimin petroglifler ve piktograflar yoluyla sağlanmış olduğu düşünülmelidir.
Güneybatı Avrupa’dan iyi bilinen Paleolitik ve Epipaleolitik çağlara özgü kaya resimleri
ile çakıltaşları ve kemikler üzerindeki şekiller ve semboller, aynı dönemlerde dünyanın
başka bölgelerinde olduğu gibi, Anadolu’da da bu coğrafyaya özgü biçimlerde karşımıza
çıkmaktadır. Bademağacı’na kuşuçumu yak. 60 km uzaklıktaki Beldibi kaya sığınağı ve
Latmos’daki kaya resimleri Anadolu’da, önemi vurgulanan merkezler arasındadır. İzleyen
dönemde ise Çatal Höyük’te ev ve tapınak duvarlarında görülen resim ve şekillerin bir
kısmının sembollerden oluştuğu ya da bazı kavramları ifade ettiği daha önceleri de tartışılmıştır.
Bademağacı kazılarında son yıllarda İTÇ yerleşmelerinde sürdürülen kazılar sırasında
ele geçen disk biçimli kilden nesneler ile bazı damga mühürler ve ağırşak, tezgah ağırlığı
gibi buluntular üzerinde görülen işaretlerin (veya sembollerin) hiç değilse bir kısmının
sıradan süsleme amacıyla yapılmadığı, Anadolu’da henüz yazının bilinip kullanılmadığı
bir dönemde bunların toplumda ortak anlatım sistemini oluşturan ögeler, hatta bazı ortak
kavramları ifade eden ideogramlar olabileceğini düşünmek mümkündür.
Kilden, disk biçiminde şekillendirilmiş ufak boyda nesnelerden Bademağacı’nda şimdiye
kadar üç tane ele geçmiştir. Bunların bir ya da her iki yüzlerinde, kil henüz yaşken
tırnak ya da bir alet ile basılarak belirli bir sıra düzen içinde işaretler oluşturulmuş ve
bunlar daha sonra orta derecede pişirilmişlerdir. Bademağacı İTÇ yerleşmelerinde kazıların
ilk yılından bugüne kadar ele geçen damga mühürlerin sayısı 70’e ulaşmıştır. Mühürler
genellikle pişmiş toprak, ender olarak taştan yapılmış, konik tutamaklı, tutamağı yatay ip
delikli, birçoğunun baskı alanı dairesel, dörtgen ya da oval olan eserlerdir. Bu mühürlerin
çoğunluğunun baskı alanındaki desenler, birbirini dik kesen, haç şeklindeki iki çizgi ve
dört yanda oluşan boşluklardaki şevron motifleri ya da bu temel şemanın çeşitlemeleri ile
svastika motifinin farklı kullanımlarından ve yalın, çizgisel, dekoratif desenlerden oluşur.
Sayı (!) tabletlerinin Bademağacı’ndaki İlk Tunç Çağı ekonomisinin koşulları içinde,
sayılabilir malların, örneğin çanak çömlek, ekin balyası ya da küçükbaş, büyükbaş hayvanların
hatta bazı alet ve gereçlerin hesabını tutmak ve bu hesabı karşı tarafa iletmek
üzere hazırlandığı düşünülebilir. Burada somut bir sistemin sözkonusu olduğu, her tırnak
baskısının belirli bir ürün ya da mal birimini/grubunu temsil ettiği de söylenebilir. Aynı
zamanda bu nesnelerin ait olduğu dönemde sayı işaretlerinin olmadığı, eğer olsa idi,
sözgelimi 8 birim mal için, 8 kez tırnak baskısı yapmak yerine, 8’i temsil eden sayı işaretinin
kullanılacağı düşünülebilir. Parçaların fırınlanmış olmaları, bunların hemen tüketilmediği,
kalıcı olmalarının arzu edildiği anlamına gelmelidir. Bademağacı’nda sözkonusu
eserlerin buluntu yerleri, bunların işlevleri konusunda fazla ipucu vermekten uzaktır. Bir
parça Derin Açma 2’de İTÇ’ye ait bir çöp çukuru içinde ele geçmiştir. Buluntulardan diğer
iki tanesi Çok Odalı Yapı’da, çok sayıda çömlek ve küplerin bulunduğu depoya yakın konumda
bulunmuştur.
Burada tanıtılan buluntuları, yazı öncesi işaret dilinin kullanım ve gelişim süreci açısından
değerlendirebilmek için, Yakındoğu’da ilk yazı örneklerinin ortaya çıktığı Sümer
çekirdek bölgesindeki durumu irdelemek gerekmektedir. Bademağacı’nda sayı (!) tabletlerinin
bulunduğu tabakayı klasik Anadolu İTÇ kronoloji sistemine ve C14 ölçümlerine dayanarak
İ.Ö. 2600/2500 dolaylarına tarihleyebiliriz. Bu durumda Bademağacı buluntuları,
Mezopotamya’daki ilk örneklerden yaklaşık olarak 800/700 yıl kadar sonra kullanılmıştır.
Yazının Yakındoğu’daki ortaya çıkışı ve gelişimi dışında, Avrupa’da ve Ege Dünyası’nda
da farklı sistemler olduğunu anlaşılmaktadır. Doğu Avrupa’da yazı öncesi işaret sistemleri
konusunda Vinča sembolleri ve Tărtăriă tabletleri gibi bazı erken buluntu grupları, zaman
zaman bilim dünyasının ilgisini çekmiş ve özellikle bunların kökeni ile “Eski Avrupa
Yazısı” üzerine çeşitli tartışmalar gündeme gelmiştir. Ege Dünyası’nda ise geçen yüzyılın
başlarında Phaistos Diski’nin ve Linear A yazısının keşfi; Linear B yazısının deşifre edilmesi,
hiç kuşkusuz yazı tarihinin aşamaları açısından son derece önemlidir.
Tarım üretiminin, hayvancılığın olduğu ve ticaret sisteminin kurulduğu bir yerleşmede
mal varlıkları için bir tür kayıt sisteminin tutulduğu kesinlikle düşünülmelidir. Kentleşme
sürecindeki Bademağacı İTÇ yerleşmesinde bugüne kadar ortaya çıkartılan Çok Odalı Yapı
ile sayıları 43’e ulaşan megaronlardan çok sayıda mühür ve damga mühür baskılı bir bulla
ele geçmiştir. Bunun yanı sıra sayı (!) tabletleri’nin de bulunması, aynı dönemde/yerleşmede
acaba tebeşir ya da ahşap gibi dayanıksız malzemeden yapılmış ve günümüze kadar
ulaşamamış bazı ekonomik tabletler olduğunu gösterebilir mi?
Bademağacı’nın içinde yer aldığı Güneybatı Anadolu’da İlk Tunç Çağı III evresi ile
Orta ve Son Tunç çağları konusundaki bilgilerimiz çok sınırlıdır. Bölgemizde, sözü edilen
çağlara ait yerleşmelerin kazılması ve yeni belgelerin elde edilmesi durumunda, bu yazıda
söylediklerimizin daha anlamlı tartışılabileceğini ve bu bağlamdaki gelişmelerin belki Luvi
gizeminin çözümüne de katkılar yapabileceğini düşünüyoruz.

*Prof. Dr. Gülsün Umurtak
İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Protohistorya ve Önasya Arkeolojisi Anabilim Dalı, Laleli-İstanbul
E-mail: gulsunumurtak@gmail.com

Özet Listesi