Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Yıkanan Aphrodite Heykelciği
Serra DURUGÖNÜL*
Bu makalede hem ikonografik hem de ebatlar ve malzeme özellikleri açısından birbirine
benzeyen iki pişmiş toprak figürin incelenmektedir: Bunlardan biri Sadberk Hanım
Müzesi diğeri ise Silifke Müzesi tarafından satın alınmışlardır. Üretim yerleri bilinmemektedir.
İlk bakışta Sadberk Hanım Müzesi örneği çıplak görünmekte fakat Silifke Müzesi
örneğinde göğüs ve basen üzerinde dikdörtgen biçimli motifler seçilmektedir. Her iki figür
de, dikdörtgen bir platform üzerine yerleştirilmiş yuvarlak bir blok üzerinde oturmaktadır.
Sadberk Hanım figürininin iki yanında birer amphora, Silifke Müzesi örneğinde ise
yalnızca bir tane amphora yer almaktadır. Silifke örneğinin platformunun kırık olması
nedeniyle onun da orijinalde iki amphoralı olduğu düşünülmektedir. Silifke figürininin
platformunda bir deniz kabuğu bulunmaktadır. Aynısı Sadberk Hanım örneğinde de
bulunmuş ama sonradan kaybolmuş olmalıdır. Her iki örnekte de figür sol ayağını
sağ bacağı üzerine koymuş ve muhtemelen sağ elindeki bir ponza taşıyla sol ayağını
ovmaktadır. Her ikisinin de başının üzerinde bir stephane ve boyunlarında pandantif
vardır.
Üç ipucu bize bu iki figürinin Aphrodite’yi banyo yapar halde temsil ettiğini
düşündürtmektedir: Amphoralar, ayağını ovma motifi ve Silifke figürininde var olan ama
Sadberk Hanım örneğinde de normalde bulunması gereken deniz kabuğu. Figürlerin
Aphrodite olarak tanınması, öncelikle mitolojide tanrıçanın bu deniz kabuğu ile
özdeşleştirilmesi nedeniyle mümkündür. Yılanvari stilize pazıbentler, özellikle Klasik
dönemden sonra, Aphrodite için çok yaygın şekilde kullanılmıştır. Nihayet, yıkanan
Aphrodite, özellikle de Knidos Aphroditesi ile özdeşleşen amphorayı dikkate almalıyız.
Aphrodite ‘doğulu’ tarzda giyimlidir. Aslında Aphrodite’nin doğulu karşılıkları olan
Isis veya Astarte’nin bir yansıması olduğu düşünülmektedir. Doğu Yunan ve Küçük Asya
örneklerinde çoğu zaman, giyimli veya büyük takılarla örtülmüş Aphrodite figürleri
görmekteyiz. Silifke figürinindeki dikdörtgen motifler ise bu figürün en azından kısmen
giyimli olduğunu göstermektedir. Sadberk Hanım Müzesi örneği tüm açılardan Silifke
örneğine benzediği için onun da giyimli gösterilmek istendiğini ve boyanın solduğunu
düşünebiliriz.
Sadberk Hanım ve Silifke Müzelerindeki bu pişmiş toprak figürinlerin Aphrodite’yi
‘doğulu’ tarzda betimlediklerini ve bunun da onların Kilikya’da üretilmiş olabileceğini akla
getirdiğini söyleyebiliriz. Tarihleme için ise stephane bir ipucu sunmaktadır. Stephanelerin
belirgin bir tipolojik gelişimi söz konusu değildir ancak çoğunlukla Aphrodite’nin Roma
varyasyonlarında karşımıza çıkmaktadır. Geç Hadrianus’dan erken Antoninler dönemine
kadar olan zaman diliminde büyük formatlı şekilde yaygın olarak kullanılmışlardır: Her
iki figürinimizde de geniş ve ağır tip görülmektedir.
Sonuç olarak, bu makalede incelenen figürinlerin doğulu tarzda ve büyük olasılıkla da
doğudaki bir atölyede çalışıldığını söyleyebiliriz. Ancak kesin üretim yerlerini ve özellikle
de kontekstlerini bilmeden kullanım amaçları konusunda yorum yapmak zordur: Acaba bir
tapınak için mi yoksa bir evin kült köşesi için mi yapılmışlardı? Belki de, tanrıçanın çok
özel ve insani bir pozunu yansıtan bu figürinler, bir evin bir odasını, belki de andrones'i
bezemek için genre figürini olarak üretilmişlerdi.

*Prof. Dr. Serra Durugönül
Mersin Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Çiftlikköy Kampüsü, Mersin
E-mail: sdurugonul@mersin.edu.tr

Özet Listesi