Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Küçük Asya’da Roma İmparatorluk Dönemi Yerel Lahitlerin Klineli Kapakları
Guntram KOCH*
Klineli lahit kapakları, Roma İmparatorluğu’nda lahit üretimi yapan üç merkez ile yerel
atölyelerde farklı tarzlarda kullanılmışlardır.
1. Üretim Merkezleri
1.1. Roma: Klineli Anıtlar, İ.S. 1. ve erken 2. yy.’da kentteki mezar yapılarının belirgin
bir formunu oluştururlar; ancak, lahitler için üretilen klineli kapaklar oldukça az olup, İ.S.
3. yy.’a ait birbirinden farklı bir kaç örneğe rastlanmaktadır; dolayısıyla, klineli kapaklar
için özel bir form gelişmemiştir. Yalnızca ‘Geç Antik Grup’ (İ.S. geç 3. – erken 4. yy.) içinde
yaygınlaşan klineli kapaklar nadiren Attika örneklerini, özellikle de Küçük Asya’nın
‘ana grubu’nun ilk örneklerini serbest bir tarzda taklid etmişlerdir. Klineli kapaklar kent
Roma üretimlerinde sıkça görülmeseler de, Attika lahitleri yanında Küçük Asya’nın ‘ana
grubu’nun bazı örnekleri klineli kapakları ile birlikte Roma’ya ithal edilmişlerdir. Çatı
formlu kapakların kline ile bütünleştirildiği çok özel forma sahip yarı işçilikli lahitlerin
Prokonnesos’tan ithal edildikleri bir-iki örnek ışığında ortaya konulmuştur (Res. 14. 15).
1.2. Atina: Klineli kapaklar, İ.S. 150 yılının hemen sonrasında ortaya çıkarlar (Res. 1-3).
Attikalı ustaların bu formu kendilerinin ürettikleri ya da başka örneklere başvurdukları konusu
henüz aydınlatılmamıştır. Zira, bu dönemde Roma’da yalnızca en geçe tarihlenen klineli
anıtlar ile karşılaşılmaktadır ve kline formlu bir lahit kapağı henüz kullanılmamaktadır;
Attika kapaklarının bu kapaklarla bir ilişkisi bulunmamaktadır. Defnedilenleri portreleri
ile birlikte gösterişli bir şekilde yansıtma olanağı sunan klineli kapaklar, çatı formlu
kapakların daha az kullanılmasına neden olurlar ve İ.S. 200 yılı sonrasında standart bir
form kazanırlar. Bu kapaklar, frizli lahitler ile yivli lahitlerin özel bir tarzı için kullanılırlar.
Attika üretimi klineli kapaklar form ve bezemede kendine özgüdürler ve en küçük bir parçada
dahi açıkça tanınabilirler.
1.3. Küçük Asya ‘Ana Grubu’ (Dokimeion ve olasılıkla yan atölyeler):
Klineli kapakların ortaya çıkışı Atina’dan biraz daha geç bir tarihtedir. Kullanımları, Küçük Asyalı
ustaların – ya da sipariş verenlerin – Attika klineli kapaklarının beğenildiğini görmeleri
sonrası başlamış olmalıdır (Res. 4-6).
Oluşumlarında, Küçük Asya’daki tek Hellenistik örnek olan Belevi klineli lahdi (Res. 7)
ile bir ilişki olasılıkla söz konusu değildir. Klineli kapaklar, Atina’da olduğu gibi, çatı
formlu kapakları geri plana itmişler ve olasılıkla henüz İ.S. 200 yılı öncesi, yani Atina’dan
biraz daha önce standart bir form olmuşlardır. İ.S. 260 yılı civarında üretimleri sona eren 
tek lahit türü olan sütunlu lahitler için kullanılan bu kapaklar, form ve bezemede Attika
örneklerinden belirgin bir şekilde ayrılırlar ve kendine özgü özellikleri ile en küçük bir
parçada dahi açıkça tanınabilirler.
2. Eyaletler
2.1. Batı: Klineli kapak üretimi yerel atölyelerde sıradışıdır; şüphesiz Atina ve Küçük
Asya’dan kline kapaklı lahitler ithal edilmiştir. Galya’daki (daha önce Arles’da korunan ve
günümüzde kayıp olan) yerel bir örnekte, çatı formlu bir kapak üzerinde uzanmış bir figür
yer almaktadır; Prokonnesos’un ‘özel grubu’nun bir örneğinin bu kapağın oluşmasında
etkin olduğu ya da yerel bir düşüncenin ürünü olduğu konusu şimdilik açıklanabilir
değildir. Olasılıkla Kampana’daki yerel bir atölyenin ürünü olan ve günümüzde Roma’da
korunan Prosenes Lahdi (Res. 15) aynı şekilde çatı kapak - kline ilişkisini göstermektedir;
lahdin Prokonnesos kaynaklı bir yarı işçilikli lahitten oluşturulduğu sorusu günümüze kadar
açıklık kazanmamıştır.
2.2. Balkanlar: Bazı örnekler, Attika klineli kapaklarının yerel kopyaları olup,
Dalmaçya Eyaleti’nin başkanti Salona’daki beş örnek Prokonnesos mermerindendir ve çatı
formlu kapağın kline ile garip bir karışımı sergilerler (Res. 9-12); bir örneğin gösterdiği
gibi, Prokonnesos’ta yarı işçilikli olarak üretilmişler ve (Roma’ya ve olasılıkla Kampana’ya
da olduğu gibi) Salona’ya ihraç edilmişlerdir. Salona (Res. 13) ve Sırbistan-Viminacium’daki
(Res. 16) Prokonnesos mermerinden diğer klineli kapaklar, bu formun da Prokonnesos’ta
yarı işçilikli üretildiğini göstermektedir; Salona’daki örnek, yuvarlatılmış yüzleri ile Roma
için tipik olan bir form gösterirken, Viminacium’daki örnek Küçük Asya ‘ana grubu’nun
bir örneğini taklid etmiştir. Dalmaçya Eyaleti’ndeki Ulpiana’daki (günümüzde Kosova) bir
klineli kapak, formu açısından Küçük Asya ‘ana grubu’ ile ilişkilidir (Res. 17); kapağın
malzeme türü bilinmemektedir. Sıra dışı bir buluntu ise oldukça büyük bir klineli kapağı
yansıtan Yunanistan-Hermione’deki (Res. 8) örnek olup, bu kapağın Küçük Asya ‘ana
grubu’nun ithal edilmiş orijinal bir örneği olması olasıdır.
2.3. Küçük Asya: Diğer eyaletlerin aksine kline formundaki lahit kapakları oldukça
fazla sayıda ele geçmiştir (Res. 4-6). Kapaklar Sagalassos ve civarında, ayrıca Aphrodisias’ta
yoğunlaşırlar. Bunlar yanında Likya’dan Kilikya’ya kadar uzanan bölgede dağınık halde
tekil örneklere rastlamak olasıdır. Lahit teknelerinin –Küçük Asya ‘ana grubu’nda olduğu
gibi- mimari betim içermeyip, diğer farklı betimlemelere sahip olmaları, hatta bezemesiz
olmaları genel bir özelliktir. Betimlemeler arasında girlandlar (Nisa, Side, Sagalassos
[üç örnek]), tabula ve uçan eroslar (Sagalassos yakınında), köşe pilasterlerli figürlü friz
(Sagalassos), ‘Likya motifi’ (Sagalassos [iki örnek]), Rhombon (Balboura?) ve tabula ansata
(Sagalassos) göze çarpmaktadır. Bir örnekte (Lyrboton Kome) teknenin yalın olduğu
görülürken, bir diğerinde (Sagalassos) ise niteliğini tespit etmek olası değildir. Kopyalanan
eserlerde, tekne üzerindeki betimlemenin önemsenmediği; daha çok, klineli kapağın
‘ana grup’ özelliklerini yansıtması ve betimlenenlerin gösterişli bir şekilde resmedilmelerinin
ön planda tutulduğu anlaşılmaktadır. Yerel ürünlerin tamamında ‘ana grup’
klineli kapaklarının örnek alındığı göze çarpmaktadır. Bu kapaklar yerel taşa rağmen
farklı tarzlarda kopyalanmışlardır, hatta bazen Nisa’da (Res. 21-23), Phaselis’te (Res. 24-
27), Mallos’ta (Res. 30), Sagalassos’ta ya da Diokaisareia’da da (Res. 32-34) olduğu gibi,
zenginleştirilmişler, yada örneğin Balboura (Res. 19-20), Lyrboton Kome (Res. 28-29) ya da
Side (Res. 31) örnekleri gibi basitleştirilmişlerdir.
Bu çalışmada bir araya getirilen malzeme, Roma İmparatorluk Dönemi’nde tüm
eyaletlere yayılan kaba ve yarım işçiliğe sahip lahitler kapsamında büyük önem taşıyan
Prokonnesos mermer ocaklarına yönelik yaklaşıma yeni bir bakış açısı kazandırmaktadır.
Bugüne kadar bilindiği gibi, salt farklı betimlemelere ve çatı formlu kapaklara sahip
yarı işçilikli tekneler değil, ayrıca klineli kapaklar (Viminacium, Salona, Tyrus; olasılıkla
Ulpiana) ile kline-çatı karşımı özel bir kapak formu (Salona, Rom; olasılıkla Kampana)
taşıyan yarı işçilikli tekneler de ihraç amaçlı üretilmişlerdir. Bu tarz eserler Küçük Asya
eyaletlerinde ise günümüze kadar saptanamamıştır.
2.4. Doğu: Antiokheia’da (Roma Eyaleti Suriye; günümüzde Antakya) ele geçen ve
olasılıkla Atina’dan ithal edilmiş bir örnek yerel bir atölyede az da olsa işlenerek Küçük
Asya ‘ana grubu’nun klineli kapaklarına benzetilmiştir (Res. 35). Tyros’daki (Roma Eyaleti
Suriye; günümüzde Lübnan) bir klineli kapak yarı işçilikli olarak Prokonnesos’dan ithal
edilmiş ve burada da az oranda işlenmiştir (Res. 18). Suriye Eyaleti’nde klineli kapağa
sahip çok sayıda Attika lahdi yanında Roma’dan (Tyros) Küçük Asya ‘ana grubu’ndan
(Antiokheia – Antakya) birer örnek ithal edilmiştir. Filistin Eyaleti’nde Atina ve Roma’dan
ithal edilmiş bir kaç klineli kapak yanında Arabistan’da da Atina’dan benzeri bir kapak
bulunmaktadır. Yerel klineli kapaklar ise bu eyaletlerde bilinmemektedir. 

*Prof. Dr. Dr. h.c. Guntram Koch
Christlich Archäologisches Seminar. Biegenstr. 11 35032 Marburg – Almanya
E-mail: kochg@staff.uni-marburg.de

Özet Listesi