Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Kırkgöz Hanı Yazıtı ve Selçuklu Anadolusu’nda Metinsel Aktarım Sorunu
Scott REDFORD*
Bu çalışmanın konusunu oluşturan, Antalya’nın kuzeyindeki Kırkgöz Hanı inşa yazıtı,
bir Selçuklu kervansarayından günümüze ulaşan en uzun yazıt olup burada tam tercümesi
verilmektedir. Kimi zamanlarda yeni ve abartılı unvanlar kullanan II. Gıyaseddin
Keyhüsrev’in dönemine ait yazıtlarda olduğu üzere bu yazıtta da yenilikler göze çarpar.
Örneğin, söz konusu yazıtta, daha önceki Selçuklu hükümdarlık alametleri arasında hiç
görülmeyen üç tanesi dikkati çeker: Sultan burada taç, sancak ve kuşağın sahibi olarak betimlenmiştir.
Ayrıca bir kervansarayın, dünyanın bir ucundan gelip bir başka ucuna giden
yolcular için konaklama yeri olduğu şeklinde işlevini belirlemesiyle de bu yazıt özgündür.
Kervansarayların işlevleri mimarilerinden rahatlıkla anlaşılmasına karşın ilk kez burada bir
kervansarayın işlevi açıkça belirtiliyor.
Bu yazıt ve Derebucak kervansarayının buna benzeyen yazıtı kullanılarak çalışmamızda
Selçuklu hanedanının kâtip sınıfının yazıt metinlerini nasıl oluşturduğu, nasıl kopyaladığı
ve gereken yerlere nasıl ilettiğini anlama konusunda bir yöntem öneriliyor. Sinop
Kalesi’ndeki yazıtların yeniden okunmasıyla elde edilen yeni kanıtların ışığında, bânînin
maiyetindekilere bağlı olan kâtiplerin, yazıtların kopyasını bizzat hazırlayanlar olduğu ve
onların hazırladıklarının yerinde taşa işlendiği ve bina duvarlarına yerleştirildiği öneriliyor.
Aynı ya da çok benzer metinlere sahip Kırkgöz ve Derebucak Hanları inşa yazıtlarının
kalitesindeki farklılıklar irdelenip 1240ların başındaki sıkıntılar nedeniyle Selçuklu inşaat
idaresinin dağılması da dâhil olası açıklamalar öneriliyor.
Son olarak da bu makalede söz konusu hanın bânîsi ve Sultan Alâeddin Keykubad’ın az
bilinen eşi İsmetü’d-Dünya ve’d-Din daha yakından tanıtılıyor. Sultanın hem kuzeni hem
de Erzurum Beyi’nin kızı olan İsmetü’d-Dünya ve’d-Din yalnızca Uluborlu Çarşı Camii’nin
inşa yazıtından tanınmaktadır. Bezemesizliğine karşın Kırkgöz Hanı’nın muazzam ebatları
ve de İsmetü’d-Dünya ve’d-Din’in eşinden daha uzun hayatta kalması ile önemli binaları
yaptırmaya devam etmesi de adı geçen ecenin Selçuklu elidinin anlatımlarındaki yerinin
yeniden değerlendirilmesini gerektirmektedir.

* Dr. Scott Redford
Koç University, Research Center for Anatolian Civilizations, Beyoğlu, İstanbul
E-mail: sredford@ku.edu.tr

Özet Listesi