Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya Kaleiçi’nde Taş Mimarideki Teknik Sürekliliğe İlişkin Bir Gözlem
Burhan VARKIVANÇ*

Antalya, bazılarının izlerini gizlese, bazılarını da halen sergilese de geçmişine ait kültürel varlığının çoğunu yitirmiş kentlerden biridir. Bunda zaman ve deprem gibi doğal unsurlar da etkendir; ancak en büyük etken, kenti kesintisiz yaşam alanı olarak iskan eden ve farklı dinsel inançlarla şekillenen kültürlerdir. Bu süreçte oluşan birçok sosyal kültür kavramının bir sonraki farklı bir kültür tarafından doğal bir şekilde reddedilmesi veya değişime uğratılması, bu kavramların çoğunun yok olmasını da beraberinde getirmiştir. Bu süreçte, toplumsal ve değiştirilebilir kültür kapsamında olmayan yapı malzemesi, bezek, form ve teknik gibi bazı kavramlar ise günümüze kadar süregelebilmiştir.

Antalya’nın yapısal geçmişini tanımak artık büyük oranda olası olmasa da, yerleşimin odağı olan Kaleiçi ve yakın civarında yapılan ve yapılacak özenli gözlemler ve bilimsel araştırmalar yerleşimin karanlığını kısmen de olsa aydınlatabilecektir. Bu doğrultuda şekillenen çalışmada, döneminde Kuyu Önü adlı küçük bir meydana yönelik olan, günümüzde ise Kaleiçi Kocatepe Sokak’ta bulunan bir 19. yy. Rum konağına ait cephenin önemli bir ayrıntısı ele alınmıştır.

Kaleiçi’nin geleneksel ahşap karkas ya da günümüzdeki betonarme mimarisini yansıtmayan bu yapı ile, yapının dış cephesindeki kaplama blokları, kenet ve dübelin kullanıldığı duvarları yanında, özellikle her iki cephesindeki kapı ve pencerelerin özellikleri göz önüne alındığında, Antik Dönem’in yapı malzemesine bağlı bazı yapısal, bezeksel, teknik ve statik unsurlarının geçtiğimiz yüzyıl başına kadar aktarıldığı görülmektedir. Yapının ana cephesinde yer alan bir kapı üzerindeki hafifletme sistemlerinin Antalya kent merkezinde ve yakınlarındaki antik kentlerde oldukça yoğun kullanılması dikkat çekicidir. En önemlisi, bu teknik özelliğin en azından yakın geçmişe kadar Kaleiçi’nde kullanılması ve varlığının henüz Erken Roma Dönemi’nde inşa edilen “Hıdırlık Kulesi” ile saptanabilmiş olmasıdır. Bu teknik ayrıntı Kesik Minare, İmaret Medresesi ve Tekelioğlu Mehmet Paşa Camii ile Bizans, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri’nde de yaşatılmış, çalışmada ele alınan konak kapısı ve pencereleri ile sınırlı kalmayıp Kaleiçi ve “Kaledışı”ndaki diğer bazı 19. ve 20. yy. yapılarda da, dolayısıyla kentin her kültür evresinde belirgin bir oranda tercih edilmiştir.


* Prof. Dr. Burhan Varkıvanç
Akdeniz Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü. Kampüs-Antalya
E-posta: varkivanc@akdeniz.edu.tr

Özet Listesi