Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Burdur ve Side Müzesi’ndeki Figürlü İki Buhurdan
Ayşe AYDIN*

Günümüze sağlam olarak ulaşan Burdur Müzesi ve Side Müzesi’ndeki iki buhurdan bronzdan döküm tekniğiyle yapılmışlardır. Buhurdanların gövdeleri yarım küre, kaideleri ise halka şeklindedir.  Ağız bölümlerindeki yuvarlak üç halka, üç zincirli bir askıya sahip olduklarını gösterir.
Burdur örneğinde buhurdan kaidesinin ortasında kabartma tekniğiyle yapılan sekiz yapraklı bir çiçek motifi yer alır. Gövde üzerindeki İsa’nın yaşamından sahnelerin yer aldığı figürlü orta bölüm altta dalga motifiyle, üstte ise yivli bir şeritle sınırlanmıştır. Üstteki şeridin ağız kenarındaki diğer yivli şeritle arasında, kazıma tekniğiyle yapılmış birbiri ardına dizilmiş başlangıç ve sonu iki yapraklı bitkisel bezemeyle sonuçlanan yürek motifine yer verilmiştir. Side örneğinin kaidesinin ortasında kabartma tekniğinde kol uçları kıvrımlı bir Yunan haçı, taban kenarlarında ise kazıma tekniğinde zik zaklar yer alır. Buhurdanın ağız kenarında yine kazıma tekniğinde öncelikle çift zik zaklı ince bir şerit, onun altındaki daha geniş şeritte stilize edilmiş rumî, en alttaki şeritte ise üç adet iç içe yapılmış yarım kemerlerden oluşan bir bezeme yer alır. Buhurdanın üstte yarım kemerli, altta zik zaklı kazıma tekniğiyle yapılan süslemelerle sınırlanan gövdesinde İsa’nın yaşamından sahnelere yer verilmiştir.
Side örneğinde vahiy, Meryem’in Elizabet’i ziyareti, doğum, vaftiz, çarmıh ve boş mezarda kadınlar olmak üzere toplam altı sahneye; Burdur örneğinde ise vahiy, Meryem’in Elizabet’i ziyareti, doğum, yeni doğan İsa’yı ziyaret eden çobanlar, vaftiz, çarmıh ve boş mezarda kadınlardan oluşan yedi sahneye yer verilmiştir. Figürler, buhurdanların döküm tekniğinde yapıldığı anda aynı kalıpta kabartma tekniğiyle elde edilmiştir.
Erken Hıristiyanlık-Bizans Dönemi’nden başlayarak özellikle buhurdanların başta Filistin olmak üzere, Suriye, Mısır, Ermenistan ve İstanbul’daki manastır ve yerel atölyelerde üretildikleri düşünülür.
İtalya, İspanya, Galya gibi uzak ya da Mısır, Mezopotamya ve Anadolu gibi yakın çevrelerden hac görevini yerine getirmeye Kutsal Topraklara gelen bazı hacılar burada kalmayı tercih etmişler, yeteneği olanlar yaşamlarını devam ettirebilmek amacıyla Kudüs ve çevresindeki birçok atölyede bu tür eserlerin yapımında görev almışlardır. Böylece bazı eserler, yapan kişinin beraberinde getirdiği yöresel özelliklerle harmanlanmıştır. Genel olarak birçok başkentli usta ve sanatçı, imparator emriyle büyük boyutlu yapılar inşa etmek üzere farklı yerlerde görev almışlar; bu görevleri sırasında bulundukları ülke ya da yerleşimdeki mahalli ustalarla birlikte çalışmışlardır. Büyük yapılar başkentli usta ve sanatçılar tarafından yapılıp, bezenirken; küçük el sanatlarının yapımını daha çok kendi atölyelerinde yerli ustalar üstlenmiştir. Buhurdanlarda, özellikle hacıların ziyaret ettikleri bölgelerdeki sayısız küçük atölyede yerli ve yabancı ustaların bir arada çalışmalarının ürünleri olarak kabul edilir. Böylece başka eserlere kıyasla daha ucuz ve seri üretilebilen, üzerlerine daha önceden belirlenmiş konuların işlendiği buhurdanlar, bazen ustanın zevkine ancak daha çok o güne kadar aktarılmış geleneğe göre yapılmaya devam edilmiştir.
Farklı malzemelerden yapılan, içlerinde buhurdan ve ampullaların yer aldığı hac hatırları, sahipleri aracılığıyla farklı ülkelere de götürülmüş, böylece Doğu Sanatı’da farklı coğrafyalardaki Hıristiyan ülkelerine aktarılmıştır. Örneğin yapılan araştırmalar Mısır’da bulunan bazı buhurdanların hacılar aracılığıyla Suriye’den buraya getirildiklerini ortaya koymuştur. Aynı zamanda Mısır’da Suriye kökenli buhurdanların kopyaları yapılmıştır. Filistin dışında üretilen buhurdanlar, üzerlerindeki figürlü programın Kutsal Topraklar’a ait olması nedeniyle yine de “Filistinli Buhurdanlar” olarak adlandırılmışlardır. Dolayısıyla her bir buhurdanın nerede yapıldığına dair kesin bilgiye ulaşmak yazıtlı örnekler dışında olası değildir. Aynı görüş satın alma yoluyla Burdur ve Side Müzesi’ne kazandırılan buhurdanlar içinde geçerlidir. Kesin olarak nerede yapıldıkları söylenemese de yapım merkezleri belirlenebilen benzer buhurdanlar ile gösterdikleri malzeme, üslup ve ikonografik özellikleri Burdur ve Side Müzesi’ndeki buhurdanların Kuzey Suriye-Filistin’de yapılmış ve sahipleri aracılığıyla Anadolu’ya getirilmiş olabileceklerini düşündürür.
Hacılar aracılığıyla Kutsal Topraklar’dan getirilen Filistin yapımlı buhurdanlar, Hıristiyan Sanatı’nda İncil’den alınan siklusların (İsa’nın yaşamından sahnelerin) işlendiği en erken örnekler olarak kabul edilerek 6.-7. yüzyıla tarihlendirilirler. Öncelikle Filistin’de buhurdanlar yapılmış, Filistin buhurdanları örnek alınarak daha sonra Ermenistan, Mısır gibi farklı coğrafyalarda da buhurdan üretilmiştir. Suriye ve Filistin’de yapılan buhurdanların geneli 6. yüzyıl ile 9. yüzyıl arasına, Mısır’da yapılanlar 6. yüzyıl-8. yüzyıl başlarına, Ermenilere ait olanlar ise 10.-13. yüzyıl arasına tarihlendirilir. Filistin’de Haçlılar Dönemi’nde 12. yüzyıl başında buraya hac ziyaretine gelenlere satılmak üzere buhurdan üretimi yoğunlaşmıştır. Yazıtlı buhurdan sayısı ise oldukça azdır.
Burdur Müzesi’ndeki buhurdan; malzeme ve işçiliğinin kalitesi, sahne sayısı, ikonografik ve üslup özellikleriyle farklı müze ve özel koleksiyonlarda benzerleri bulunan Suriye-Filistin üsluplu 6.-7. yüzyıllar arasına tarihlendirilen buhurdanlardan biri olarak değerlendirilebilir.
Side sahne sayısının altı olması, figürlerin şematik oluşu, vahiy sahnesinde meleğin sağ eli ve işaret parmağının özellikle belirtilmesi, mezar yapısı ve boş mezarda kadınlar sahnesinde bel seviyesine kadar aynı vücuda, üstte belden itibaren iki ayrı gövde ve başa sahip iki kadın figürü ve diğer ikonografik özellikleriyle 6. yüzyıl – 8. yüzyıl başına tarihli buhurdanlara benzer. Bu benzerlikler Side Müzesi’ndeki buhurdanında 7.-8. yüzyıla tarihlendirilebileceğini gösterir.
Yapım yerleri kesin olmamasına rağmen malzeme, form, bitkisel ve figürlü bezemelerinin ortak özellikler göstermeleri nedeniyle Burdur ve Side Müzesi’ndeki buhurdanlar Suriye-Filistin Üslubu’nu yansıtan, sahipleri aracılığıyla Anadolu’ya gelen benzerleri, yine Türkiye Müzeleri’nde depoda bulunan ya da sergilenen iki önemli eser olarak değerlendirilmelidir.


* Doç. Dr. Ayşe Aydın
Mersin Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü Mezitli-Mersin
E-posta: ayse_aydin_mersin@hotmail.com

Özet Listesi