Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Rhodiapolis Hamamları
Nevzat ÇEVİK* – İsa KIZGUT** – Süleyman BULUT***
Rhodiapolis’in doğu sınırındaki son kamu yapısıdır. Toplam 1077 m2’lik bir alanı kaplayan
yapı kompleksi akropolün doğu eteğindeki eğimli arazide inşa edilmiştir. Yapının
güney yarısını (%58,5) palaestra ve palaestranın terasını oluşturan sarnıçlar, kuzey yarısını
(%41,5) da hamam oluşturmaktadır. Doğu duvarının tümü tonoz örtünün başlangıcına kadar
ayakta olan hamamın içi ve çevresi kazı çalışmaları öncesine kadar moloztaş ve harçla
örülen duvarların ve tonozların yıkıntısından oluşan moloz dolgu ile kaplamıştır.
Birkaç yapısal evrenin izlenebildiği Roma Dönemi hamamındaki köklü yapısal değişiklikler
Bizans Dönemi’nde gerçekleşmiştir. Yapı genelinin Bizans Dönemi’nde hypokaustumun
zeminine kadar kullanılması nedeniyle iç mimaride, donanımlarda ve küçük
buluntularda Roma Dönemi hamamından geriye çok fazla bir şey kalmamıştır. Bizans
Dönemi’nin değişikliklerine karşın hamamın tüm bölümleri tanımlanabilmektedir: 1 nolu
bölüm içinde ocaklar içeren ve yakacaklar depolanan “servis odası”, 2 nolu bölüm “giriş
odası”, 3 nolu bölüm “Apoditerium”, 4 nolu bölüm “merkezi geçiş odası ve Apoditerium”,
5 nolu bölüm “Frigidarium”, 6 nolu bölüm “Tepidarium”, 7 nolu bölüm “kaldarium”, 8 nolu
bölüm ise “Palaestra”dır.
%95’i kazılmış olan hamamla Lykia’da, bugüne dek bilinen hamamlar içerisinde kazıları
tamamlanmış olan 2 hamama (Phaselis, Arykanda) yeni bir örnek daha eklenmiştir.
Rhodiapolis örneği, orta ölçekli kentlerde de nitelikli hamamlar beklenebileceğini göstermiştir.
Aquadükt vasıtası ile beslenen bir su temin sistemi bulunmadığı halde hamam
yapmaktan geri kalmamış olmaları, kentlerde hamamın ne denli vazgeçilmez olduğunu
bir kez daha göstermiştir. Tasarım Anadolu’daki hamam-gymnasium komplekslerinin
temel karakteriyle tam bir uygunluk içerisindedir. Bu hamamların bazı dikdörtgen birimlerinin
ölçülerinin yaklaşık aynı olduğu görülür. Yerel yaygınlığı olan, birimlerin sayısı
ve ölçüsündeki benzerlikten çok, diziliş biçimidir. Rhodiapolis Hamamı, üç ana mekanın
dizilişinde en yakın benzerlerini Oinoanda’da bulur. İlginç bir biçimde ölçüleri de yaklaşık
aynıdır. Palaestranın kuzeybatı köşesinde yan yana dizili 3 dikdörtgen birim, Anadolu’daki
hamamlardan sadece Arykanda’dan bilinen bir düzenlemenin bölgedeki diğer bir örneğidir.
Bu birimler palaestral faaliyetlerde, eğitim gibi tamamlayıcı fonksiyonlar üstlenmiş
olmalıdır. Hamam içi trafiğin çözüldüğü bir kavşak-oda işleviyle 4 nolu oda özgün bir konumdadır.
Bu oda palaestra ile yıkanma bölümleri arasında geçişi sağladığı gibi apoditeriumla
palaestra ve apoditeriumla yıkanma birimleri arasındaki geçişleri de sağlamaktaydı.
Hamam mimarisinin çok organik ve güçlü bağlantılarla dengeli olarak çözülmüş olmasında
bu birimin yerleştirilişinin büyük önemi bulunmaktadır. Ayrıca bu odanın konumunun
sağladığı avantajla, ikinci bir Apoditerium işlevi de yüklenmiş olması beklenir. Rhodiapolis Hamamı duvarlarında moloz taşlar, köşe, giriş ve pencere açıklıklarında blok taşlar kullanılmıştır.
İç duvarların tamamı biçimsiz moloz taşlar ve harç yardımıyla düzensiz biçimde
örülmüştür. Tepidarium, frigidarium ve kaldariumda, az da olsa ele geçen kiremit parçalarından
hamamın 4-7 nolu mekanlar arasındaki ana bölümlerinin, beşik tonoz üzerinde
kırma çatı ile örtülü olduğu anlaşılmaktadır.. Hamam içlerinde bir kastellum (su basınç
odası) olduğuna ilişkin Anadolu’da tanımlanabilen çok az kalıntıdan biri burada ele geçmiştir.
1 nolu bölümün güneydoğu köşesinde yükselen kule üstünde hamama ait bir su
basınç deposunu taşımış olmalıdır. Kastelluma gelen suyun kaynağı ise hamamın batısındaki
yamaçtadır. 4 nolu birimin hemen arkasındaki bu düzenleme, kastelluma gelen suyun
kaynağına ilişkin bir sistemidir. Yapıda atık su sisteminin anlaşılmasını sağlayacak kanallar
da vardır. Rezervuarlardan elde edilmiş bir alt yapı üzerine kurulu palaestrası bilinen tek
örnektir. Boşluk yüksekliği 1,30 m. olan Hypokaustum sistemi, geleneksel düzen ve tekniğe
uymaktadır. Sadece suspensurayı taşıyan ayakların onarım ve ek desteklerinin nasıl
yapıldığı konusunda bilgiler vermesiyle önemlidir. Bölümler arasında bulunan duvar altı
hava kanallarının eğri kesimli olması da bir farklılık sayılmalıdır. Bu gelişkin teknik uygulama
farkı sayesinde praefurniumdan çıkan sıcak gazların daha doğru ve hızlı bir biçimde
diğer bölüme geçmesi sağlanıyordu. Sağlam ele geçen tepidarium verilerine göre uzunlamasına
10, enine 7 ayak sırasından oluşmaktadır. Ancak arada düzeni bozan pek çok ayağa
rastlanmaktadır. Bunlar, sonradan eklenen onarım ve destek amaçlı ayaklardır. Duvara
sokulan terrakotta çiviler yardımıyla yerleştirilen pişmiş toprak levhalarla oluşturulan boşluk
sıcak havanın duvar içinde dolaşımını sağlamaktaydı ve Rhodiapolis Hamamı kazılarında
bu çivi yuvalarından ve çivilerden çok sayıda örnek bulunmuştur. Kazılarda bulunan
bir tip köşeli levha tutamağı duvar içi ısıtma sistemine farklı bir alternatif ve çok akılcı,
sağlam bir yöntem sunmaktadır. Buluntu yoğunluğuna bakıldığında en çok “T” tipi köşeli
çivi kullanılmıştır. Duvar ısıtma sistemlerine ilişkin çivi yuvaları sadece 6 ve 7 numaralı
tepidarium ve kaldariumda ele geçmiştir. Bu bölümlerin de doğu ve batı uzun duvarlarında
bulunmaktadır. Diğer bölümlerde herhangi bir iz bulunmamaktadır. Zeminden kısmen
ısıtıldığı düşünülen 5 nolu bölümün duvardan da ısıtıldığına ilişkin herhangi bir iz yoktur.
Yıkanma birimleri arasında bulunan kapıların karşılıklı gelmemesine dikkat edilmesi sıcak
havayı koruyucu bir önlem olarak düşünülmüştür. Bu nedenle, kaldariuma giriş kapısı,
praefurniuma en uzak olan güney uçtan bırakılmıştır. Yıkanma tekneleri, bölümlerin daha
çok kuzey taraflarına yerleştirilmiştir. Yarım yuvarlak ve dikdörtgen formlardadır. 2 ve 4
nolu bölümlerde bulunan tekneler geç dönemde yapılmışlardır. Rhodiapolis Hamamı’nın
daha önce A. Farrington tarafından yüzeyde görülen haliyle bir krokisi yayınlanmıştır.
Yüzey çalışması olması nedeniyle, planında olduğu gibi bölüm tanımlamalarında da büyük
yanlışlar ve eksikler vardır. Rhodiapolis hamamında yapılan bu doğrulama gösteriyor
ki Farrington ve diğerlerinin yüzeyden yaptıkları tanımlamalarda çok önemli hatalar olabileceği
varsayılmalıdır.
Rhodiapolis Hamamı’nın tarihi konusunda bugüne dek sadece Farrington’un bir önerisi
bulunmaktadır. Kendisi hamamı İ.S. 3. yy.’a tarihler. Bu tarih, İ.S. 1. ve de özellikle
2. yy.’daki olgun kent kimliğindeki Rhodiapolis’in bir hamama sahip olması için oldukça
geç bir zamandır. Hamam suyunun daha üst kottaki agora rezervuarlarından beslenmesi
nedeniyle, İ.S. 2. yy.’da kesinlikle var olması gereken agora rezervuarları olmadan hamama
su temin edilmesi mümkün değildir. Ne kente ne de hamama hiçbir zaman bir aquadükt
ile su taşınmamıştır. Zaten bir hamamın su sisteminin bağımlı ya da bağımsız olması
tarihlemede belirleyici de değildir. Hamam kazılarında ele geçen bulguların çoğunlukla Bizans Dönemi’nden olması hamamın tüm bölümlerinin Bizans Dönemi’nde, özellikle
işlik işlevinde yoğun olarak kullanılmış olduğunu göstermektedir. Bizans bulguları Erken
Bizans Dönemi’nden 11. yy.’a kadar çıkmaktadır. En geç buluntu II. Basileus’a ait bir sikkedir.
Bu durum Roma Dönemi hamamının, özgün işlevini yitirdikten sonra yaklaşık 600-
700 yıl boyunca farklı amaçlarla kullanım gördüğünü belgelemektedir. Roma Dönemi’nden
çok az buluntu olmasının nedeni de budur. Erken buluntuların çoğunluğu da kastellum tabanından
çıkmıştır. Ancak bunlar bir bothros benzeri içerikte karışıktır: Roma Dönemi’nin
anlaşılmasına katkı verecek nitelikte değildir. Roma Dönemi’nden ise, formu belirlenebilen
toplam 54 buluntu çıkmıştır. Bunların çoğunluğu (34 adet) seramik kap parçalarıdır. Geri
kalanı ise cam, terrakotta, metal, ok ucu, ekmek damgası, mühür, ağırşak, altar kalıbı,
kandil, küpe, yüzük gibi farklı nesnelerdir. Tarihlenebilir buluntuların hiçbiri hamamın
tarihlenmesinde güvenilir bir destek verememektedirler. Çünkü neredeyse tamamı yamaç
akıntısından gelmiş ve hamama dolmuştur. Ve zaten hamamın neredeyse tamamı Bizans
Dönemi’nde kullanıldığı için hamamın Roma Dönemi kullanım evreleriyle ilgili bir veri
anlamına gelememektedirler. Dolayısıyla hamamın tarihlenmesinde buluntulardan çok şehircilik,
çevre ve kent tarihi ve yakın kentlerdeki hamamlar yardımcı olmaktadır.
Tarihlemede buluntuların gösterdiği izler dışında kentin en parlak günlerinin ne zaman
olduğunun da önemi vardır. Tüm yapılarıyla imar olmuş bir Roma Dönemi yerleşiminde
hamam olmaması beklenemez. Rhodiapolis 1.-3. yy.’lar arasındaki dönemde en güzel günlerini
yaşamıştır. Bunun içinde de doruk noktası, Opramoas’ın şehrin çehresini değiştirdiği
2. yy.’ın 1. yarısıdır. Tüm Lykia kentlerinde pek çok yapının ortaya çıkmasında mali katkısı
olan ve en yakınındaki Gagai ve Korydalla’ya da hamamlar yaptırmış olan Opramoas,
kendi kentindeki yapılaşma faaliyetlerinin artmasına büyük katkı vermiştir. Bu gelişmeler
içerisinde kendi şehrini hamamsız bırakmış olamazdı. Gagai’de 18.000 dinar vererek hamamı
(balneion) yaptırdığını bilinmektedir. Yapı malzemesi ve inşa tekniği Rhodiapolis
hamamıyla çok benzeşen Gagai hamamı bu epigrafik belgeyle en geç İ.S. 2. yy.’ın ortaları
olarak tarihlenmiştir. Opramoas’ın kendi şehri olması nedeniyle Rhodiapolis Hamamı’nın
Gagai’den daha erken, en azından en geç 2. yy.’ın ortasında yapılmış olması gerektiği anlaşılmaktadır.
Zaten, aksi taktirde Rhodiapolis’te de yapıldığını bildiğimiz, güreş, boks gibi
sporları içeren panagyrik festivalin de yapılması hamama bağlı bir palaestra olmaksızın
zorlaşacaktır. Bu hamamdan başka, yazıtlarda Rhodiapolis’te bir de gymnasium olduğu
anılmaktadır. Başka kentlerde de karşılaşılan bu durum aslında bir yanılma olmalıdır:
Çünkü Roma Dönemi hamamları hem hamam hem de gymnasium kavramlarıyla anılabilmektedir.
Ve zaten, “hamam-gymnasium” kavramının kullanılması Anadolu hamamları
için daha doğru bir seçenektir. Palaestra ağırlıklı bu yapısıyla Rhodiapolis hamamına da
“hamam-gymnasium” demek en doğrusudur.

* Prof. Dr. Nevzat Çevik
Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs Antalya
E-mail: ncevik@akdeniz.edu.tr
** Yrd. Doç. Dr. İsa Kızgut
Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs Antalya
E-mail: ikizgut@akdeniz.edu.tr
*** Öğr. Gör. Süleyman Bulut
Akdeniz Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs Antalya
E-mail: sbulut@akdeniz.edu.tr

Özet Listesi