Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Arkeolojik Anıtları Sağlamlıklarını Nasıl Kaybediyorlar
Friedmund HUEBER*

Malzemenin neredeyse sonsuza dek korunması için yeknesak ve değişmeyen çevre iklimlendirme şarttır, fakat bunu bu açık havadaki veya kazıyla çıkartılmış yapılarda tümüyle elde etmek mümkün değildir. Koruyucu toprağın altında neredeyse ideal stabil bir iklim vardır. Bundan dolayı kamuya gösterilmesi edilmesi zorunlu olmayan her şey mutlaka toprakla örtülmeli ve böylece gelecek nesiller ve daha iyi araştırma yöntemleri için en az masrafla korunmalıdır. In situ prezante edilmek ve korunmak istenilen, açık havada duran, doğrudan toprağa temas eden anıtlar için sürekli korunma gereklidir. Bu -yine genel olarak söylenirse- en iyi bir şekilde aynı kalan tekdüze bir çevre iklimiyle elde edilebilir.

Korumacılık sorunlarının çözümü için sorumlu kişinin yanında uzman olarak korumacı-restoratörler vardır. Restoratör; yapı patologu, statikci, şehirci ve müze uzmanlarını ve gereken durumlarda başka uzmanların da katkıları dikkate alarak anamnezi (objenin geçmişini inceleyen bilim dalı) ve teşhisi koyar, değer analizi sonucunda tedavi amacıyla uygun koruma, restorasyon ve koruma tedbirlerini geliştirir. Yeniden yaratılamayacak olan her arkeolojik anıt; madde kaybı, yanlış gelişmeler ve hatalı yatırımı önleyen bu uzmanlık isteyen çabalara layıktır. Arkeolojik alandan sorumlu arkeolog en azından ana tehlikeleri tanımalı ki, tehlikenin ne zaman, nereden ve neden geldiğini bulabilmeli.

En sık görülen tahribat sudan kaynaklanıyor. Su, yağmur olarak duvar üstlerini çürütüyor ve -genellikle daha az dikkate alınmakla birlikte- zeminden yükselerek duvar diplerini tamamen bozup, duvarın yıkılmasına neden oluyor.

En yeknesak iklim kazının yeniden toprakla örtülmesiyle elde edilir. Koruma çatıları ve duvar üstlerinin örtülmesi sadece dikkat çekici fakat genelde bölgesel zararlardan koruyabilirler. Islak duvar dipleri yavaş ama emin adımlarla tahribata ve böylece yıkıma neden olurlar. Duvarın dibindeki bozucu, nemi depolayan malzemelerin uzaklaştırılması ve duvarın yerine statik destekleyici, gözenekli aşınma malzemelerin yerleştirmesiyle orijinal malzemenin bozulmasının göreceli olarak uzun süre için yavaşlatılır, hatta belki durdurulabilir.

Toprağa temas eden duvarlar için koruma yapıları, bir sera gibi çevre iklimde büyük değişikliklere sebep olmazlarsa, uygun gölgeleme ve tampon alanlarla toprak altındaki iklime yakın sürekli bir iklim yaratabilirlerse anlamlıdırlar.

Her yapının sürekli bakıma ve birkaç yıIda bir uzman denetimine gereksinimi vardır.


*Prof. Dr. Friedmund Hueber, Mimar, Ludwig-Boltzman DAB - Arkeolojik Yapı Analizi ve Anıtları Koruma -Enstitüsü'nün Yöneticisi; Viyana Teknik Üniversitesi, AVUSTURYA.

Özet Listesi