Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Lemnos Adası Ouriakos Epipaleolitik Yerleşimi ve Doğu Akdeniz’in Geç Pleistosen Dönemde İskan Edilmesi Sürecindeki Yeri
Nikos Efstratiou - Paolo Biagi - Elisabetta Starnini
Birkaç yıl öncesine kadar Lemnos (Limni) Adası, önemli Arkaik ve Klasik ören yerleri, Venedik dönemine kadar devam eden “Lemnos Kili” üretimi ve ticareti, kuzeybatı Anadolu’daki yerleşimlerle kıyaslanabilen ve karmaşık katmanlı Tunç Çağı Poliokhni yerleşimi ile tanınırdı. Yakın zamanda keşfedilen, Poliokhni’dekine benzer, örneğin Myrina ve Koukonisi’dekiler ve adanın çeşitli sahillerindekiler gibi kimi Tunç Çağı yerleşimleri, Lemnos’un muhtemelen Hellespontos’un kontrolüyle ilgili olarak Ege dünyasının Tunç Çağı’nda rolünün önemine işaret etmektedir.
 
Poliokhni’nin birkaç kilometre güneyinde, adanın güneydoğu sahilinde Epipaleolitik döneme tarihlenen bir yerleşimin keşfi sürpriz değildi. Halbuki bu yeni yerleşim beklenmedik kimi özellikler arz eder: Örneğin, uzamı, bölgenin Geç Pleistosen/Erken Holosen dönemde insan iskanı sürecindeki kronolojik konumu, ve yüzeyinden toplanan yontma taş objelerin tipolojik özellikleri. Hemen akla gelen yeni sorular, avcı-toplayıcı grupların hammadde çıkardığı alanların saptanmasıyla ilgilidir çünkü günümüzde yerleşim yeri denizden sadece birkaç metre mesafededir ve yerleşimin canlı olduğu dönemdeki çevresinin rekonstrüksiyonu bağlamında düşünülmelidir.
 
Ouriakos yerleşimi, Moudros Belediyesi sınırları dâhilinde Fyssini’nin Louri kumsalında 2006 yılında keşfedildi. Adanın yüzey alanı 478 km2 olup anakaradan, yani kuzeybatı Anadolu’dan 62 km mesafededir. Adada bazı yerler, adanın kuzeydoğu kısımlarında ve Moudros Körfezi’nin en iç kısımlarında tipik şekilde görüldüğü üzere, sığ tuz havuzlarıyla tanınan Holosen alüvyonla örtülü çöküntü alanlar içerdiğinden arkeolojik sitler nispeten kısıtlı bir alanda yer alır.
 
Yerleşim, plaj yakınında park alanı inşaatı sırasında bir kumul kaldırılınca arkeolojik malzemenin ortaya çıkmasıyla saptanmıştır. Kısmen, mevcut deniz seviyesinin 10 m üzerindeki Pleistosen kalkarenit denizel teras üzerine oturmaktadır. Bu alanı iki yandan sınırlayan mevsimsel akan iki dereden batıdaki, alana adını vermektedir. Ouriakos Çayı’nın batı yakasındaki profilde koyu killi paleo-toprak katmanı görülür ki, bu katman kısmen kalkarenit dolgu üzerinde gelişmiş olup üstünde yontma taş aletlere ait kanıtlar bulunur; daha sonra kumul ile örtülmüştür.
 
2008-2010 yıllarında yüzeyden toplanan arkeolojik malzemeden ve 2009 yılından itibaren bunu izleyen kazılardan örenin batıdaki Ouriakos Çayı’nın iki yakasında 1500 m2lik alana yayıldığı anlaşılmıştır. Park yeri inşaatı nedeniyle kazılar öncelikle denizel teras kısmında başlatılmış ve erozyonlu kalkarenit rölyef üzerinde 10-20 cm kalınlığında kumlu bir katman içinde yontma taş malzeme varlığı saptanmıştır. Aynı dolgunun alt kısmından gelen ve tanımlanamayan birkaç kemik kalıntısı, yanık bir örneğin radyokarbon yöntemiyle analiz edilmesiyle GÖ 10390±45
(kalibre edilmemiş) ve MÖ 10437-10198 (kalibre edilmiş) (GrA-53229) şeklinde tarihlenmiştir.
Böylece sitin Younger Dryas soğuk salınımının (yak. GÖ 11900-10000 kalibresiz) ileri bir evresinde
iskan edildiği anlaşılmıştır. 2012 yılında çayın kenarına yakın bir noktada terasın sağlam
bir kısmında açılan deneme açmasında, yukarıda sözü edilen paleo-toprak katmanının üzerinde,
fakat kumulun altında, yontma taş malzemenin in situ bulunduğu sağlam bir tabaka açığa
çıkartılmıştır.
 
Ouriakos yontma taş malzemesi çoğunlukla limnik/hidrokuvars, kalsedon, opal ve çeşitli
renklerde jasper çakıllarından üretilmiştir. Yapılan sistematik yüzey araştırmalarında en yakın
hammadde kaynaklarının 7 km kadar kuzeybatıdaki, nehir teraslarından çıkıntı yapan jasper
çakılları içeren konglomeraların bulunduğu Kavouli Vadisi’nde yer aldığı saptanmıştır. Yine
aynı vadinin yukarı kesimlerinde, Kalogiros’un doğu yamacındaki volkanik formasyonlardan
çıkıntı yapan çeşitli renklerde limnik/hidrokuvars, kalsedon ve opal kaynağı bulunur.
 
İki çalışma sezonunda yaklaşık 8000 yontmataş parça incelenmiştir. Her iki hammaddenin
de kullanıldığı bu eserler arasında jasper kalıntıların daha iyi korunmuş olduğu ve hidrotermal
kayalardan imal edilenlerin ise ileri derecede aşınmış ve patinalı olduğu görülmüştür. Bu bozunumun
sebebi, üretim sonrası silikanın korunmasını olumsuz etkileyen tuzlu ortama maruz kalmalarıdır.
Üstelik, şimdiye kadar hiç bir in situ ocak saptanmamış olmasına karşın çok sayıda
litik ve kemik malzeme üzerinde ateş ile temas izleri görülmektedir. Yerleşim dâhilinde saptanan
çok miktarda çekirdek, yongalama ürünleri, yonga artığı, sırtlı dilgi ve çekirdek hazırlama
parçaları ve izleyen aşamalarda ortaya çıkan yan ürünler sayesinde aletlerin yerleşim içinde
imal edildiği anlaşılmıştır.
 
Ouriakos yontma taş endüstrisi, Antalya’nın kuzeyindeki Öküzini Mağarası’nın Ia1 ve Ia2
tabakalarıyla karşılaştırılabilir. Söz konusu tabakalarda odunkömüründen radyokarbon yöntemiyle
Younger Dryas’a (GÖ kalibre edilmemiş OxA-5213: 10150±90 ve RT-1441: 10440±115) tarihlenen
çift kutuplu yarımaylar ve çok çeşitli ön kazıyıcı içeren yontma taş aletler ele geçmiştir.
Ouriakos’ta ele geçen yontma taş bulgulardan, özellikle muhtemelen mızrak uçları ve post
yüzmek için kullanılan ön kazıyıcıların yontulması sırasında ortaya çıkan çok sayıda mikrolit
yarımay biçimli yongalardan anlaşıldığı üzere yerleşimin sakinlerinin birincil uğraşı, avcılık idi.
Kuzeydoğu Ege Denizi bölgesinde, benzerlerinin bilinmediği bir Geç Paleolitik, Younger
Dryas yerleşiminin Lemnos Adası’nda saptanması, Pleistosen sonunda bu bölgede yaşanan gelişmelerin anlaşılması açısından çok önemlidir.
 
Epipaleolitik döneme ait Fyssini-Ouriakos yerleşiminin keşfi, Geç Glasiyal Maksimum döneminin
sonunda Balkanlar ve Anadolu arasındaki ilişkiler açısından çok temel öneme sahiptir.
Söz konusu dönemde Lemnos hâlâ Anadolu’ya fiziksel olarak bağlıydı ve henüz adaya dönüşmemişti.
Nispeten düşük derinlik eğrileri bu savı destekler görünmektedir ancak çok ayrıntılı
paleo-coğrafya incelemelerinin yapılması gerektiği de açıktır. Anadolu dünyasıyla sıkı kültürel
ilişkiler özellikle yontma taş aletlerin ana karakteristiği olarak yarımay biçimli yongaların
görülmesinden anlaşılmaktadır. Bu yongaların bazı yerleşimlerde Üst Paleolitik katmanlarda
görülmesi oldukça önem arz eder. Direkli ve Öküzini Mağaraları’nda ortaya çıkan bu yongalar
Fyssini-Ouriakos’ta çift kutuplu yongalama ve daha küçük ebatlarıyla dikkat çeker ve söz konusu
Ouriakos malzemesinin kronolojik açıdan daha yeni olması anlamına gelebilir.


Özet Listesi