Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Yeni Buluntuların Işığında Çukurkent Neolitik Yerleşimi
Süleyman Özkan - Mücella Erdalkıran
Çukurkent Köyü, Konya’nın batısında kalan Hüyük İlçesi’ne bağlı bir yerleşim olup Beyşehir-Isparta ve Hüyük-Doğanhisar anayollarının kesiştiği yere yakın bir konumda yer almaktadır. Çukurkent, bu konumu nedeniyle birçok araştırmacının ilgisini çekmiş, 20. yy.’ın başından itibaren yerli ve yabancı çok sayıda bilim insanı tarafından ziyaret edilmiş ve bazı buluntuları yayınlanmıştır. Arkeoloji camiasında Çukurkent, köyün bir km. kadar yakınındaki, geç Neolitik ve Kalkolitik Çağlara tarihlenen yamaç yerleşmesidir.

Çukurkent’te çok sayıda yüzey araştırması yapılmasına rağmen seramik buluntuları tam anlamıyla yayınlanmamıştır. İlk kez bu makalede ayrıntılı bir şekilde yer verilen seramiklerin altı adedi çanak ve çömlek ağız kenarı, biri dip, ikisi tutamaklı gövde parçası, bir adedi tutamak ve bir parça da gövde olmak üzere toplam 11 adettir. Çukurkent’ten bulunan seramiklerden sadece dört adedi çanak olup üçü ağız kenarı ve biri de gövde parçasıdır. İlk üç örnek, bu bölgenin geç Neolitik Dönemi’nin dik duvarlı ya da “S” profilli tipik derin çanaklarıdır. Çanakların en yakın benzerleri Yılan Höyük, Kanal Höyük, Erbaba, Hacılar ve Höyücek’ten bilinmektedir. Bunların yanı sıra Çukurkent’ten üçü ağız kenarı, diğer üçü de tutamaklı gövde olmak üzere altı adet çömlek parçası ele geçmiştir. Çömleklerden ikisi daralan ağızlı (hole mouth) olup benzerleri Yılan Höyük, Erbaba, Hacılar ve Höyücek’te bulunmaktadır. Bir diğer çömlek, basit ağız kenarlı, boynu gövdeye doğru genişlemektedir, en yakın benzerleri Erbaba ve Höyücek’te görülmektedir. Ağız kenarına sahip söz konusu örneklerin dışında çeşitli biçimlerdeki çömleklere ait tutamaklı gövde parçaları da bulunmuştur. Bunların benzerleri Erbaba, Hacılar ve Kanal Höyük’te vardır. Son örnek, derin bir çanağa ya da çömleğe ait olabilecek düz bir dip parçası olup benzer örneklere yine Erbaba ve Hacılar’da rastlanmıştır.

Çukurkent seramiklerinin incelenmesi sonucunda koyu kahverengi siyahımsı iki örnek hariç, genelinin devetüyü ve kahverenginin açık tonlarında olduğu görülmektedir. Buradan toplanan seramikler, Çukurkent’in özellikle de Burdur çevresi seramikleri ile yakından ilişkili ve bu bağlamda geç Neolitik Dönem’in çanak çömlek repertuarı ile uyumlu olduğunu göstermektedir.

Çukurkent’te dördü kilden diğerleri ise çeşitli türdeki taşlardan yapılmış on iki adet figürin bulunmuştur. Bunların dokuzu bölgenin diğer yerleşimlerinde olduğu gibi dolgun kadın heykelcikleri olup ayakta, otururken veya yatarken betimlenmiştir. Bunların yanı sıra ikisi sonradan eklenen baş ve biri de gövdeden kırılmış olmak üzere üç adet baş bulunmaktadır. Çukurkent figürinleri genellikle kabaca işlenmiş, uzuvları detaylandırılmadan yapılması nedeniyle sade bir görünümleri vardır. Bu figürinler, çeşitli müze ve kolleksiyonlarda yer almaktadır, bu nedenle farklı araştırmacılar tarafından yayınlanmış ve bu çalışmada hepsi bir araya getirilmiştir.

Çukurkent figürinleri, kilin yanı sıra ağırlıklı olarak yeşil steatit, mermer ve kireçtaşı gibi taşlardan yapılmasıyla Burdur-Antalya bölgesinden ayrılmakta, bu yönüyle Konya Ovası merkezlerine yaklaşmasına rağmen stil olarak daha çok Burdur bölgesindeki yerleşimlerle benzerlik göstermektedir.

Çukurkent’te taş eser olarak tanımlayabileceğimiz tam bir tabla/palet ile iki taş kap parçasının ve bir ezgi taşı bulunmuştur. Daha önce Todd’un bahsettiği halka dipli taş kap parçasını da bu gruba dahil etmek gerekmektedir. Çukurkent’in özellikle taş kapları, Göller Yöresi yerleşimleri olan Hacılar ve Höyücek ile benzerlik göstermekte ve en azından beyaz mermer kabın bu yöreden ticaret yolu ile geldiğini düşünmekteyiz.

Beyşehir Gölü’nün kuzeydoğusunda, önemli bir güzergahta yer alan Çukurkent, Isparta, Hüyük, Beyşehir ve Konya’ya giden ana yolların kavşağında yer almaktadır. Bu konumu ile Çukurkent arkeolojik yerleşimi, Göller Yöresi ve Konya Ovası yerleşimleri ile kültürel etkileşim halinde olmuştur. Nitekim bu durum, yerleşimden toplanan seramik, ana tanrıça figürinleri, taş kaplar ve obsidyen buluntularda görülmektedir. Çukurkent’in kültürel etkileşimin dışında bir ticaret ağının da içinde olduğu, yakın çevresinde hammadde kaynağı olmadığı halde ele geçen bazı eserlerden anlaşılmaktadır. Bu bağlamda, obsidyenin İç Anadolu’dan ve burada tanıttığımız ayağı ele geçen beyaz mermer kap ise olasılıkla Göller Bölgesi’nden ithal edilmiştir.

Çukurkent hakkında en önemli tartışma konularından biri de, çok sayıda ve bahsettiğimiz gibi iki farklı bölgenin izlerini taşıyan figürinlerin, neden bu kadar yoğun miktarda bulunduğudur. Öncelikli olarak daha önce önerildiği gibi söz konusu yerleşim eğer kutsal bir yer ise, Çukurkent dönemin bu yolları kullanan insanlarının kolayca uğrayabilecekleri bir konumda yer almaktadır. Daha geniş açıdan arkeolojik veriler değerlendirildiğinde, kültürel etkileşim içinde olduğu Göller Yöresi’ndeki Höyücek yerleşiminden de yola çıkarak, Çukurkent’te de kutsal mekânların ya da en azından ev içinde bu amaçla kullanılmış alanların olduğu kanısındayız.

Bu makalede, bugüne dek Çukurkent’ten toplanarak yayınlanmış arkeolojik eser, bilgi ve öneriler bir araya getirilerek yerleşim hakkında daha nitelikli veriler elde edilmesi sağlanmıştır. Nitekim Çukurkent’ten ele geçen malzeme, kazısı yapılmamış olmasına rağmen, buranın geç Neolitik Dönem’e tarihlemek için yeterli bilgi vermektedir. Bu anlamda, söz konusu buluntuların hem Göller Yöresi hem de Konya Ovası Neolitik Çağ merkezlerinin özelliklerini gösterdiği belirlenmiştir. Diğer yandan, Çukurkent’i inceleyen araştırmacılar tarafından olduğu belirtilen Kalkolitik ve eski Tunç Çağlarının da varlığı yeniden yapılacak sistematik yüzey araştırmaları ile sorgulanmalıdır. Diğer bir önemli araştırma konusu da, özellikle eski yayınlarda bahsedilen, Çukurkent’ten farklı zamanlarda toplanan ve çeşitli koleksiyonlara gitmiş olası buluntuların da araştırılması gerekliliğidir. Böylelikle yerleşimin sahip olduğu kültürel yapı daha iyi anlaşılacaktır.


Özet Listesi