Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Dağlık Kilikia Kurşun Kalesi Tapınağı ve Stoasına İlişkin Yeni Öneriler
Hamdi Şahin – Aşkım Özdizbay
Kurşun Kalesi, 2007 yılında “Dağlık Kilikia Bölgesi Yerleşim Tarihi ve Epigrafya Araştırmaları” çalışmaları kapsamında, Mersin İli, Silifke İlçesi, Yeğenli Köyü arazisi sınırlarında köylüler tarafından Kurşun Kalesi olarak adlandırılan bir “ören yeri” bulunduğu bilgisi üzerine araştırılmaya başlanmıştır. Antik yerleşme küçük tarımsal nitelikli bir tepe üstü yerleşmesi özelliğini taşımakta olup, yaklaşık çapı 300x200 m. boyutlarındadır. Kuzey-güney doğrultulu bir yayılım alanına sahip olan yerleşme, kuzeye doğru ilerledikçe topografyaya uygun olarak yükselmektedir. M.S. 3.-4. yy.’a tarihlenen konutlar tepenin güney eteklerinden itibaren yerleşmenin geneline dağınık olarak yayılmıştır. Bu yapı kalıntıların hemen doğusunda ve batısında harman yerleri, zeytinyağı ve şarap işlikleri bulunmaktadır. Yerleşmenin kuzeydoğusundaki en yüksek noktada tapınak ve tapınağın yaklaşık 50 m. kuzeydoğusunda bir stoa kalıntısı yer almaktadır. 2007 yılında yürütülen çalışmalarda, stoada iki tane, tapınağın hemen önündeki arkhitravının üzerinde ise bir tane olmak üzere, toplam üç adet Eski Yunanca yazıt tespit edilmiştir.
Daha önce farklı yayınlarda bahsi geçen tapınak bu çalışmayla ayrıntılı olarak ele alınmıştır. Tapınak Kurşun Kalesi yerleşmesinin kuzeybatısında, kütlesel bir kaya oluşumunun üzerinde, kuzeybatı-güneydoğu yönünde konumlandırılmıştır. Yapının girişi güneydoğusundadır. Kuzeybatısı ise hemen arkasındaki derin ve sarp Karyağdı Vadisi’ne bakmaktadır. Yapı, bulunduğu yer itibariyle, yerleşmenin en yüksek ve görünebilir noktasında olup, bu durumuyla bütün yerleşmeye hâkim konumdadır. Tapınağın sınırlandırılmış bir temenosa sahip olduğuna dair herhangi bir kalıntı yoktur. Yapının doğu, batı ve güneyinde arazinin temel yapısını oluşturan yoğun kaya kütleleri bulunmaktadır. Bu kaya kütlelerinin birçoğunun üzerinde taş alım izleri tespit edilmiştir. Böylece, kayalık arazinin, yerleşmedeki yapılar için yerinde bir taş ocağı olarak kullanılmış olduğu açıktır. Tapınak 15,52x7,838 m. stylobat ölçülerine sahiptir. Yapı herhangi bir temele ihtiyaç duyulmadan sağlam kayalık yüzey üzerine inşa edilmiştir. Düzensiz kaya yüzeyi, duvarın oturduğu kenarlarda işlenerek düzeltilmiştir. Düzleme işlemi özellikle, tapınağın en iyi korunmuş kısmı olan kuzey duvarın oturduğu yüzeyde görülebilmektedir. Tapınağın kuzey ve güney uzun kenar naos duvarları boyunca yer yer görülebilen tabanın, yerli kayanın düzlenmesiyle oluşturulduğu saptanabilmektedir. Güney anta ucundan görülebilen tek sıra iki blok taşla, yine güneydoğu kısa kenar (giriş) boyunca, üzerindeki yıkılmış parçalar sebebiyle sayısı tam olarak saptanamayan, ancak korunmuş tek sıra bir bloktan bir döşeme oluşturulduğu saptanabilmektedir. Bu kısım, sütunların teraziye uygun olarak yerleştirilebilmesi için, stylobat işlevinde yapılmış olmalıdır. Tapınağın önceden B. Söğüt tarafından plan çiziminden pronaosun sadece güney naos duvarına bitişik, kuzey-güney doğrultulu duvar uzantısının var olduğu, karşılığındaki duvarın ise artık mevcut olmadığı anlaşılmaktadır . Yapılan incelemede pronaosa ait olabilecek bir duvar uzantısına rastlanmamıştır. Zaman içinde tapınak zeminindeki plan özelliklerinin daha az görülebilir olması buna sebep olmuş olabilir. Ancak, tapınağın bir pronaosa sahip olmama ihtimali de değerlendirilmelidir. Kurşun Kalesi Tapınağı’nın kuzey uzun cella duvarının iç yüzünde biri büyük ve kemerli, diğeri ise çok daha küçük dikdörtgen kesitli iki niş bulunmaktadır. Etrafına saçılmış durumdaki kireç taşından mimari öğeleri nispeten iyi korunmuştur. Bu mimari parçaların yardımıyla yapının küçük ölçekli Dor düzeninde, prostylos, tetrastylos bir tapınak olduğu anlaşılmaktadır. Yapılan hesaplamalar sonucu sütunlar arası mesafenin (intercolumnium) systylosa yakın olduğu saptanmıştır. Duvar örgüsü bölgede özellikle Hellenistik Dönem’de sık rastlanan polygonal ve yamuk formlu bloklardan oluşturulmuştur. Tapınağın yaklaşık 20,00 m. doğu karşısında bir kaya kütlesi bulunmaktadır. Söz konusu kaya kütlesinin etrafındaki kısım kesilip, alınarak düzensiz dörtgen prizmaya yakın formlu bir görünüme kavuşturulmuştur. Doğu kenarında alçak basamak benzeri bir kısım oluşturulmuştur. Bilinçli bir şekilde şekillendirilmiş bu kaya kütlesi, tapınağın kültle ilişkili doğal kayadan oluşturulmuş kaya sunağı olabilir. Köşe alınlık bloklarından beşik çatılı olduğu saptanan tapınağın korunmuş mimari parçalarının ölçümü sonucu toplam 10, 495 m. yüksekliğe sahip olduğu saptanmıştır. Kurşun Kalesi Tapınağı “Yerleşme İçi Tapınakları” sınıflandırması içinde değerlendirilebilir. Yapının sütun tamburlarından flutheslerin açılmamış olması ve kaba yonulu bırakılması, duvar bloklarındaki kaldırma çıkıntılarının tıraşlanmaması gibi özellikleriyle, ancak inşasının finanse edilebildiği, rötuş işlerinin yarım bırakıldığı izlenimini oluşturmaktadır. Plan ve mimari özellikleri bakımından Hellenistik tapınak mimarisi geleneğini devam ettiren yapı, bölgede rastlanan Roma İmparatorluk Dönemi tapınaklarının ortak mimari özelliklerini de barındırmaktadır. Tapınak, yapılan karşılaştırmalar ve bölgede özellikle M.S. 1. yy.’da yoğunlaşan mimari faaliyetler değerlendirildiğinde en erken Vespasianus Dönemi olmak üzere M.S. 1. yy.’a tarihlenebilir. Tapınağın önünde düşerek ters çevrilmiş olan yazıttan tapınağın, M.S. 3-4. yy.’da bir mezar olarak kullanıldığı da anlaşılmaktadır. Yazıt aşağıdaki gibidir:
Tapınağın güneydoğusunda ve cephesine ait olması gereken ters dönmüş, kireç taşından arkhitravın ön yüzünde. Yazıt satırları eğri bir hat izlemektedir ve harfler özensizdir.
Yük.: 0, 62 m.; Gen.: 2,47 m.; Hy.: 0,035-0,04 m.
[- - - - - ]῾Ερμησιάνακτος τῆς
γυναικὸς αὐτοῦ.
Hermesianaks’ın oğlu …… kendi karısı için yaptırdı

Doğu-batı doğrultulu, dikdörtgen formundaki stoa yapısı düzensiz, polygonal kireç taşı taşlardan (logaden) harçsız olarak örülmüştür. Stoanın doğu kısmında, üç adet sütun tamburu yan yana in situ durumlarına yakın olarak korunmuştur. Bu sütunların Dor düzeninde başlıklara sahip olduğu anlaşılmıştır. Stoanın arka duvarında dükkân ya da farklı işlevli bir mekân yoktur. Stoanın doğusunda kemerli bir girişle geçilen bir mekân saptanmıştır. Yapının batı kısa kenarına bitişik işlevi belirlenemeyen bir başka mekân daha bulunmaktadır. Stoaya ait M.S. 1.-2. yy.’a tarihlenen Eski Yunanca iki yazıttan, yapının kişisel bağışlar sonucu Selene Epekoos için yaptırıldığı anlaşılmaktadır. Yazıtlar aşağıdaki gibidir:
Stoa içerisinde, kireç taşından dikdörtgen bir blok üzerinde, tabula ansata içerisinde 4 satırlık yazıt. S. 1 doğal tahribat nedeniyle zarar görmüştür.

Yük.: 0,96 m.; Gen.: 1,73 m.; Hy.: 0,03, 5-0,04 m.
[Λο]ύκιος Σεκοῦνδος
[Σε]λνη Επ[]κ[]
τν σ[τοὰ]ν [ἐ]κ τῶν
ἰδίων.

Lucius Secundus, Selene Epekoos için stoayı kendi parasıyla (yaptırdı). Stoanın batısındaki mekânda dikdörtgen bir blok üzerinde, tabula ansata içerisinde 5 satırlık yazıt. Yazıtın ilk satırı kısmen tahrip olmuştur.

Yük.: 0, 79 m.; Gen.: 1,40 m.; Hy.: 0,04-0,05 m.
Ηλις (?) [Ι]ουλίου [Ρ]ούφο[υ]
Σελν[η] Επκ[]
στοὰν ἐκ τῶν ἰδί-
ων ἐπί κείονας
πντε.

Iulius Rufus’un oğlu Elis (?), Selene Epekoos için stoanın beşinci sütununa kadar kendi parasıyla (yaptırdı)

Dağlık Kilikia bölgesi yazıtları değerlendirildiğinde, Zeus, Hermes ve Athena kültlerinin baskın olduğu görülmektedir. Ancak özellikle M.S. 1. yy.’dan itibaren yaşanan siyasal, sosyal ve kültürel değişimler ile birlikte, bölgede farklı kültler de görülmeye başlanmıştır. Bölgedeki yazıtlardan anlaşıldığı kadarıyla Tanrıça Selene de bu dönemden itibaren toplumun her kesimi tarafından tapınım görmüştür. Yazıtların tümünde bazen tek bazen de Helios, Zeus, Athena ve Yer Altı Tanrılarıyla birlikte mezarların koruyucu niteliği ile görülen Selene, Kurşun Kalesi’nde ilk kez “işiten/duyan tanrıça” olarak karşımıza çıkmaktadır.

Doğrudan bir kanıt olmamakla birlikte, Kurşun Kalesi tapınağıyla ilişkili olması gereken Stoadaki yazıtlar, bize tapınağın da Tanrıça Selene’ye adanmış olabileceğini düşündürmektedir.

Kurşun Kalesi yerleşmesinde tapınak inşasından önce, tapınağın bulunduğu mevkiinin doğal bir kutsal alan olarak kullanılmış olabileceği söylenebilir. Alanın aynı zamanda bir taş ocağı olduğu yerleşmenin genelinde görülen taş alım izlerinden anlaşılmaktadır. Tapınak, stoa, konutlar ve mezarların inşası için gerekli hammaddeyi alanın kendisi sağlamıştır. Erken Roma İmparatorluk Dönemi’nde tüm imparatorlukta görülmeye başlayan siyasal barış ortamı ve ekonomik refah, inşa faaliyetlerinin artmasına imkân vermiştir. Kurşun Kalesi tapınağı da bu faaliyetler sonucunda en erken İmparator Vespasianus Dönemi muhtemel olmakla birlikte, genel olarak M.S. 1. yy.’da inşa edilmiş olmalıdır. Mimari açıdan tapınakla şekillenmeye başlayan kutsal alana M.S. 1.-2. yy.’da kişisel bağışlar sonucunda bir stoa eklendiği yazıtlar vasıtasıyla sabittir. Bu stoaya ait dükkân olabilecek mekânların bulunmayışı, yazıtlarıyla Selene’ye adanmış olması, yapının herhangi bir agoranın parçası olmadığını, tersine kutsal karakterli bir stoa olması gerektiğini göstermektedir. Tapınağın inşası için, kutsal karakterini vurgulama amacıyla, bilinçli olarak arazinin en yüksek ve belirgin yerinin seçildiği anlaşılmaktadır. Yapı, hem yerleşmeye hâkimiyetiyle kutsal bir yapı olarak âdeta çevresinden soyutlanmış, hem de etrafında profan yapıların bulunmadığı, merkezini tapınağın oluşturduğu bir kutsal alan oluşturulmuştur. Tapınağın çevresindeki konutlar ve bunlara ait işlikler ise önceden sadece kutsal alan karakteri taşıyan alana, M.S. 3.-4. yy. ve sonrasında eklemlenerek, burasının aynı zamanda bir yerleşme özelliği kazanmasına yol açmıştır. Bu dönemde tapınak, arkhitravı üzerine kazınmış yazıttan anlaşıldığı üzere bir mezar olarak kullanılmış olmalıdır. Yerleşme devamlılığı büyük bir olasılıkla M.S. 4.-5. yy.’a kadar sürmüştür.


Özet Listesi