Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Pisidia’daki Pednelissos’da Bir Erken Bizans Dönemi Kilisesi ve Roma İmparatorluk Dönemi Devşirme Malzemesi
Eric Laufer – Johannes Lipps
Pednelissos antik kenti, Pisidia dağlarının eteklerindeki Pamphylia kıyı ovasının kuzeyinde yer alır. Erken Bizans Dönemi’nde Pednelissos’ta da bölgedeki diğer kentlerde görülen özellikler göze çarpar, ve en küçük yerleşimlerde bile kiliselerin ve kilise-benzeri yapıların sayısı çok artar.

Kentin içinde ve varoşlarında yapılan çalışmalarda 2003 yılında dört büyük bazilika ve iki küçük kilise belgelenmiştir. Bir başka kilise ise 1921 yılında Giuseppe Moretti’nin başkanlığındaki İtalyan ekip tarafından tanımlanarak kısa bir tanım ve planı ile birlikte yayımlanmıştır. Yayım zamanından bu yana kilisenin çok büyük apsisi hep tartışma konusu olagelmiştir. Yakın bir zamanda ise söz konusu kilise orta Bizans Dönemi’ne atfedilmiştir. Bu kilise ancak 2004 yılında, kentin güneyindeki yoğun çalılık alanda saptanmıştır. Roma Dönemi kentinden çıkan ve İmparatorluk Dönemi nekropolü ile kuşatılmış bir yol güneydoğuya uzanarak bu kiliseye doğru yönlenir. Büyük olasılıkla bu kilise söz konusu yolla bir şekilde bağlantılıydı fakat önemli bir kavşak veya iletişim noktasında yer almadığı da açıktır. Günümüzde yoğun bitki örtüsü altında yapının yalnızca temelleri görülebilmektedir. Depremler ve ilintili yamaç kaymalarından yapının tüm duvarları, özellikle güney yandakiler daha fazla etkilenmiştir. Yapının mevcut halinden, terk edildikten sonra taşlarının alınarak götürüldüğü anlaşılmaktadır. Proje kapsamında yapının mevcut duvarları ve mevcut mimari kalıntılar çizim ve fotoğraflama yöntemiyle belgelenmiş ve zemin planının yeniden değerlendirilmesi ve uğradığı değişiklikler, tarihsel gelişim sürecinin kilit aşamaları için bir altlık elde edilmiştir.

Yapının oturduğu alan yaklaşık 27x13 m. ebatlarında uzunlamasına dikdörtgendir. Böylece yapı, kentteki 1, 4 ve 5 numaralı bazilikalardan sonra kentin en büyük dini yapısıdır. Nartheks ve naosa üçer aralıktan erişilmektedir. Apsis kuzeydoğu yöneliktir. Naosta 1.3 m. eninde iki haçvari paye günümüze ulaşmıştır. Ayrıca yapının kuzey köşesine bitişik inşa edilmiş bir başka mekana ait duvarları saptamış bulunuyoruz.

Hem zemin planı hem de duvar tekniklerindeki farklılıklar yapının en az iki aşamada inşa edildiğini göstermektedir. Apsis ve naosun çoğu duvarları kuru örgü olarak, içte moloz taş çekirdek ve dışta kesme taş kaplama olarak inşa edilmiştir. Yer yer devşirme malzeme kullanılmıştır. Yapının tümünde, bu tekniğin görüldüğü duvarlar çok kötü durumda günümüze ulaşmıştır. Kimi köşeler ve haçvari payeler ise harçlı inşa edilmiş olup söz konusu duvarlar 1.70 m. yüksekliğe kadar ayakta olup yapının en iyi korunmuş kısımlarıdır. Geri kalan duvarların aksine haçvari payeler kaba kesilmiş bloklarla inşa edilmiştir.

Farklı inşa tekniklerinin iki ayrı inşa evresine, yoksa tek bir inşa sürecinin iki aşamasına, yani yapının taşıyıcı kısımlarının harçlı ve farklı malzeme ile inşa edildiğine mi işaret ettiği kesin olarak saptanamamıştır.

Yapının oranlarına bakılarak, Pednelissos’taki diğer büyük kiliseler gibi üç nefli bazilika olduğu kabul edilebilir. Bu plan şeması aslında bölgede erken Bizans Dönemi’nde görülen en yaygın kilise plan tipidir. Üst örtü ise muhtemelen geleneksel bazilika tipindeki gibiydi. Bu durumda merkezdeki kavşak noktasının çatıdan da görüleceği şekilde vurgulanmış olması beklenir. Benzer bir örnek olarak 5. veya 6. yy.’lara tarihlenen Antalya Cumanın Camisi’ndeki ahşap kule verilebilir. Hem bu hem de Pednelissos’taki diğer kiliselerle olan benzerliklere dayanarak yapıyı erken Bizans Dönemi’ne tarihlemek mümkündür.

Kilise yapısında hem devşirme malzeme hem de bu yapı için imal edilmiş malzeme kullanılmıştır. Örneğin, dört haçvari paye ile yerel kireçtaşından yapılmış dört adet imparatorluk dönemi arşitrav bloğu birbirine ait görünmektedir. Orijinalde bu dört unsur Severuslar döneminde inşa edilmiş bir yapıya ait olmalıdır ve oradan devşirilerek kilisede kullanılmıştır. Söz konusu arşitrav blokları haçvari payelerin yakınında bulunmuştur ve uzunluk ve genişlikleri payelerle uyumludur. Öyle ki, payelerin kornişlerine ait olduklarını söylemek makul görünmektedir.

Narthekste, kilisenin ana mekanına erişimi sağlayan merkezi aralıklar arasında yekpare sütunlar ve bir Severuslar dönemi anıtına ait sırt taşı görülmektedir. Mevcut konumuna göre bu sırt taşının, ana girişin üzerinde merkezi bir konumda yer aldığı düşünülmektedir. Hem arşitrav blokları hem de sırt taşı aynı döneme ait olup kilisede devşirme olarak kullanılmışlardır. Öyle ki, orijinalde aynı ve tek bir yapıdan geldikleri izlenimi vermekte olup, söz konusu yapı komşu nekropoldeki bir mezar anıtı olabilir.

Erken Bizans Dönemi kilisesine ait bezemeli mimari parçalar da mevcuttur. Bunların en önemlileri arasında bir ambona ait sağ korkuluk levhasıdır. Üçlü profile sahip levha üzerinde kolları yelpaze formunda açılan büyük bir Latin haçı motifi görülür. Bu levhanın ait olduğu ambon, Anadolu’da çok yaygın görülen korkuluklu tiptedir.

İncelenen yapı, kentten ve bölgeden bilinen kilise mimarisi geleneklerine uygundur. Yapılar büyük oranda sade iken ana giriş ve ana nefi kuşatan payeler gibi baskın unsurlar Severuslar dönemine ait zengin bezemeli devşirme malzeme ile vurgulanmıştır. Ayrıca litürjik işlevli mimari parçalar da belgelenmiştir.


Özet Listesi