Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Side P Tapınağı’nda Yeni Araştırmalar, Yeni Bulgular ve Yeni Yorumlar
Gamze Kaymak
Side’nin podyumlu ve yarım daireden biraz daha büyük bir plana sahip olan P Tapınağı’nda 2013-2014 yıllarında yapılan mimari araştırmalar ve yeni bulgular, tapınağı 1890 yılında ilk defa yayımlayan Lanckoroński’nin, 1947 yılında arkeolojik kazılarla ortaya çıkaran Mansel’in ve 2010 yılında yeni bir restitüsyon önerisinde bulunan Gliwitzky’nin çalışmalarının geliştirilmesini sağlamıştır: Özellikle mevcudun ve bağlamından kopmuş mimari elemanların çizim yoluyla, taşın özüne uygun belgelenmesine ve tarihi yapı araştırma yöntemleriyle araştırılmasına yoğunlaşılan çalışmalarda alt katın yapı evrelerine, anıtsal giriş elemanının mimarisine ve yapının kim(ler)e adanmış olduğuna ilişkin yeni bilgiler elde edilmiştir.

P Tapınağı ile ilgili ilk araştırma, 1890 yılında yayınladığı Side şehir planında ‘P’ harfiyle adlandırdığı tapınağın isim babası da olan Lanckoroński heyeti tarafından yapılmıştır. Petersen, oldukça kısa olan bu tanımlamasında bir taraftan Side’deki P Tapınağı’na ait olan bir tympanondan söz ederken diğer taraftan Side’ye gelmeden önce Kremna’da gördügü ‘benzer bir mimari eleman’ ile ‘üzerinde bulunan figür’ü tarif etmiştir. Bu tanımlama, keşfedilişinden 57 yıl sonra tapınağı arkeolojik kazılarla ortaya çıkaran Mansel tarafından ‘Side’deki yıpranmış ama öbürü iyi korunmuş’ savıyla sanki P Tapınağı’nın tympanonuna ve onun üzerindeki figüre aitmiş gibi değerlendirilmiş ve daha sonra tapınağın ay tanrısı Men’e ait olduğu varsayımına delil olarak gösterilmiştir. Halbuki Lanckoroński yayınında Side’deki tapınağın Tanrı Men’e ait olması konusu bir olasılık olarak belirtilmiştir. Zira Tapınağı ‘P’ olarak adlandırmıştır.

Mansel, tapınağın Tanrı Men’e ait olması konusunu önceki yayınlarında oldukça temkinli olarak, son yayınında ise daha kesin bir dille desteklemiş, P Tapınağı’na ait olan tympanon üzerindeki figürü kontrol etmeksizin, Side’de bulunan bir Gallienus sikkesinde betimlenen figürlerden birinin Tanrı Men’e ait olduğunu, dolayısıyla P Tapınağı’nın da Tanrı Men’e ait olması gerektiğini ileri sürmüştür. Bir çok araştırmacı P Tapınağı ile ilgili bu varsayıma karşı çıkmış olsalar da, şimdiye kadar aksi de ispat edilmemiştir. Tapınakla ilgili tanımlamalar genelde, ‘alışılmışın dışında bir plan tipi..’ şeklinde başlamakta tipolojide ya ayrı bir sınıflama yapılmakta, ya da ‘klasik tiplere uymadığı için’ çalışma dışı bırakılmaktadır. Böylece keşfedilişinden bu yana 120 yıldan daha fazla bir zaman geçmesine rağmen P Tapınağı ile ilgili sistemli bir araştırma, belgeleme ya da yayın bulunmamaktadır. Araştırmacılar, Mansel verilerinin yetersizliğini ve sunumunun eksikliğini vurgulamaktadırlar. Bu bağlamda araştırmaların sınırını, Roma tapınak mimarisi hakkında az bilgiye sahip olunmasının belirlediği söylenebilir. Halbuki kuralların dışına çıkmayan örnekler yerine tipik olmayan örnekleri incelemek, kuralların dışına ne kadar çıkıldığını görmek ya da alışılmışın dışında çözümler üretmeye iten nedenleri irdelemek, araştırma açısından daha ilginç değil midir? P Tapınağı’ndaki mimari araştırmalara bu düşüncelerle ve tarihi bir yapıyı araştırmada çoğu zaman, yapının işlevinden ve oluştuğu zaman diliminden bağımsız olarak, ilk planda ‘yapının kendisine başvurma’ şansına ve olanağına güvenerek başlanmıştır. Temel başvuru kaynağı olarak yapının kendisinin ele alındığı yeni araştırmaların ilk aşamasında, podyum üzerinde yükselen yarım daire planlı cellanın önünde yer alan anıtsal giriş yapısının dağınık haldeki mimari blokları incelenmiştir. Çizimsel belgeleme metodu olarak bilgisayar destekli bir rölöve metoduna başvurulmuştur. Yapının dübel, kenet vb. teknik bağlantılarının ve düzgün işlenmiş taş yüzeylerinin bulunduğu kısımlarda, jeodezik ölçümleri temel alan, standart bir anlatım tekniğine dayalı ve taşın deformasyonuna uygun rölöveleri 1:10 ölçeğinde, duvar yapısında teknik bağlantıların söz konusu olmadığı alt katta ise 1:20 ölçeğinde olmak üzere elle çizilmiştir. Bağlamından kopmuş yapı elemanlarının mimari araştırma için gerekli olabilecek tüm verilerini içeren 1:10 ölçekli taş çizimleri yapılmış ve fotoğraflarla geniş çaplı olarak belgelenmiştir. Yerinde, elle çizilmiş teknik verileri içeren belgeler daha sonra, restitüsyonun temelini oluşturmak üzere, CAD çizim programının sağladığı teknik olanaklardan yararlanmak amacıyla taranarak dijital formatta bilgisayara aktarılmıştır. Tavan kasetleri, 1:10 taş çizimlerinin bilgisayar yardımıyla bir araya getirilerek araştırılmıştır. Yerinde yapılan araştırmalar, tympanonun alınlık ortasında yer alan ‘büst’ün daha önceki araştırmacılar tarafından zannedildiği gibi ‘konik serpuşlu bir erkek’ değil, sağ yanında stilize edilmiş başak ve sol yanında yine stilize edilmiş haşhaş kozası sembolleriyle, yıpranmış olsalar da taşa bıraktıkları izler, gün ışığının uygun olduğu durumlarda net olarak görülebilen, çeperleriyle tanınabilen, kulak memeleri, boynunun altındaki üçgen çukuru ve gerdanıyla, lüle lüle saçları yüksek kabartma olarak çalışılmış ‘bir kadın’a ait olduğu saptanmıştır. Tanrıçanın büstü alınlığın ortasına yerleştirilmiş ve iki yanında kendisi ile ilgili attribütlere yer verilmiştir. Attribütleriyle birlikte düşünüldüğünde bu betimleme Tanrıça Demeter’e ait olmalıdır.

Mimari açıdan değerlendirildiğinde, bu cephe elemanından eşit büyüklükte ve iki adet var olması, cephede simetrik bir çözüme işaret etmektedir. Bu durum da, ikinci tympanonun kime ithaf edilmiş olabileceği sorusunu beraberinde getirmektedir: Bu bağlamda tapınağın, Demeter ile birlikte başka bir gizem kültünü barındırmış olup olmadığı, dolayısıyla ikinci tympanonun bir başka tanrı ya da tanrıçaya adanmış olup olmadığı ya da ikinci tympanonda Demeter’in farklı özelliklerinden birine (Thesmophoros veya Karpophoros) atıf yapılıp yapılmadığı, anne-kız ikilisine bağlı olarak Kore (Persephone) betimlemesine veya Hades’e yer verilip verilmediği, araştırmaların ilerleyen aşamalarında edinilecek veriler doğrultusunda değerlendirilmesi gereken konular olarak saptanmıştır.

P Tapınağı’nın podyumunda ‘gizlenmiş’ alt katın, Hades’e ve Persephone’ye, ölüme ve yaşama atıf yaparak, Tanrıça Demeter ve(ya) belki de başka bir gizem kültünün daha tapınımına hizmet etmiş olduğu düşünülebilir. Demeter kutlamalarında alt kat, Persephone’nin Cehennem Tanrısı Hades tarafından kaçırılmasının ya da öbür dünyadan geri getirilmesinin canlandırılmasına hizmet etmiş olabilir: Tavanlarından cellaya açılan ‘delikler’ dışında dış dünya ile bağlantısı olmayan alt kattaki gizli, dışa kapalı bu mekânların biçimlendirilmesi mistik kültün tapınım tarzıyla ilgili olmalıdır. Üç oda sembolik olarak Persephone’nin üçte ikisini annesinin yanında geçirmesi üzere yılın üçe bölünmesine atıf yapıyor da olabilir.

Tapınağın ‘alışılmışın dışında’ olan plan şemasının ya da biçimsel açıdan tekilliğinin, mevcut bir yuvarlak yapının (sur kulesi?) temellerinin alt yapı olarak kullanılmasından kaynaklanmış olabileceğine dair ip uçları vardır. Tamamen yeni olarak yapılmış ta olsa, mevcut bir alt yapıyı kullanmış ta olsa P Tapınağı’nın mimarisi, bir taraftan Roma Mimarlığı’nın kalıplarını aşan yaratıcılığı, ama aynı zamanda çözümlerin çeşitliliğinin de kabul gördüğünü göstermesi açısından önemlidir.

Mimari sonuç olarak ‘şimdilik’, mevcudun in situ kalıntıları ve dağınık haldeki mimari bloklarının, gri renkli kum taşıyla kaplanmış podyumunun ve üzerinde yükselen yarım daire planlı cellasının önünde yer alan, iki yanda öne çıkan kanatlarını iki tympanonun süslediği, girinti ve çıkıntılarıyla hareketli, bol bezemeli, beyaz mermerli iki katlı anıtsal giriş yapısının ortası kasetli tonozla ve üç yandan tapınağa ulaşımı sağlayan merdivenlerle donatılmış olarak, İmparatorluk Çağı’na özgü sahne binaları ile nymphäenlerin cephe düzenlemesine benzer, özenli ve gösterişli bir yapı olduğuna dair ipuçları elde edilmiştir. Bu gerçek, tapınağın bezemelerinin genellikle sahne binalarının ve nymphäenlerin bezemeleriyle karşılaştırılmasını, hatta yer yer tapınak kimliğinin sorgulamasını da anlaşılır kılmaktadır.


Özet Listesi