Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Geç Antik Çağ’da Doğu Akdeniz’deki Ekonomik Gelişmenin Nedenleri: İpek Yolu ve Baharat Yolu’nun Rolü, LR1 Amphoraları ve Kilikia’daki Diğer Kanıtlar
Murat Durukan
Doğu Akdeniz tarihinin yanıt bekleyen sorularından biri, Roma İmparatorluk Dönemi’nde ve Geç Antik Çağ’da ortaya çıkan ekonomik hareketliliğin nedenleridir. Anadolu, Suriye, Lübnan ve Filistin kıyılarında yaşanan dikkat çekici gelişmelerin gerekçeleri hakkında net yanıtlar verilememektedir. Bazı bilim insanları Roma lejyonlarının Doğu Akdeniz’deki üretim hacmini arttırdığı ve ekonomiye hatırı sayılır bir canlılık kazandırdığı üzerinde durmaktadır. Ancak askeri seferler her bölgede aynı ekonomik kalkınmaya neden olmamıştır.

Kilikia bölgesinde özellikle M.S. geç 4. ile erken 7. yy.’lar arasında gözlenen gelişmeler de, ciddi bir ekonomik hareketliliğin yaşandığına işaret etmekte ve tüm Doğu Akdeniz’in merak uyandıran bu problemine ışık tutabilecek önemli ipuçları barındırmaktadır. Bölgenin sahillerinde ortaya çıkan yeni yerleşimler; tarımsal üretim yapan çiftliklerin ve kırsal yerleşimlerin anormal ölçüde çoğalması ile inşa edilen kiliselerin sayısındaki artış, bu ekonomik hareketliliğin en somut yansımaları arasında gösterilebilir. Bu gelişmelerin yanı sıra antik dünyanın hemen her noktasında bulunan ve aynı zaman dilimine ait olan Kilikia kökenli LR1 amphoralarının üretiminde de bir patlama yaşanmıştır.

Bu manzara bazı soruları gündeme getirmektedir. Örneğin amphora üretimindeki artış; kırsal alanlarda önemli miktarda yükseliş gösteren tarımsal üretim ve mimari gelişmeler hangi sebeple ilişkilidir? Bölgede, Erken Bizans döneminde nasıl bir ticari tablo ile karşılaşılmaktadır? Ayrıca LR1 amphoralarının bu denli geniş bir coğrafyaya yayılması nasıl ve kimler vasıtasıyla olmuştur?

Kilikia’da gözlenen bu olumlu gelişmeler, aslında imparatorluğun bütününde ortaya çıkan gelişmelerin bir uzantısıdır. Özellikle Konstantinopolis’in kurulmasından sonraki yüzyıllarda, imparatorluğun genelinde ticaret hacmi artmış, yeni başkent her ürünün pazarlandığı dev bir metropole dönüşmüştür. Ayrıca Justinianus döneminde, daha önce elden çıkmış olan Balkanlar, İtalya, Güney İspanya ve Kuzey Afrika tekrar Bizans sınırlarına katılmıştır.

Bu hareketli evrede ekonomide de ciddi bir canlanma olmuş, özellikle ordunun ve dev başkent Konstantinopolis’in ihtiyaçlarını karşılamak üzere, imparatorluğun her yanından ve özellikle uzak doğudan çeşitli ürünler, eskiye oranla daha fazla talep görmeye başlamıştır.

Genellikle birbiriyle ilgisi olmayan coğrafyalar gibi algılanan Uzak Doğu ve Akdeniz arasında, aslında ticarete dayalı çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır. İpek Yolu üzerinden gerçekleşen bu ticaret, M.S. 5. ve 6. yy.’larda Doğu Akdeniz’de ve hatta tüm imparatorlukta en yüksek düzeye ulaşan ekonomik hareketliliğin başlıca nedenlerinden biri olarak durmaktadır.

Çin ve Hindistan’dan taşınan ürünler arasında, aristokrat kesimin büyük ilgi gösterdiği başta ipek olmak üzere, baharat, karanfil, biber, misk, değişik aromalar ve değerli taşlar ile M.S. 6. yy.’da keşfedilen Çin porseleni gibi egzotik ürünler bulunmaktadır. Özellikle ipek, Roma döneminden itibaren bir statü sembolü haline dönüşen ve çok yüksek ücretler ödenerek temin edilen bir üründür.

Akdeniz kıyısına karadan ulaşan İpek Yolu Antiokheia’dan denize açılmaktadır. Tyros ve Berytos diğer önemli limanlardır. İpek Yolu’nun bir diğer kolu ise deniz yolunu takip ederdi. Hindistan’dan yola çıkan gemiler Arap yarımadasını dolaştıktan sonra Kızıldeniz’e girip Mısır kıyılarına ulaşır ve Berenike limanında ürünleri karaya çıkarırdı. Bu noktadan sonra bu ürünler, kervanlar veya Nil Nehri vasıtasıyla Aleksandria kentine transfer edilirdi.

Aleksandria’nın varlığı, Doğu Akdeniz’deki ticari yoğunluğun daha net anlaşılmasına yardımcı olabilecek bir detaydır. Aleksandria, Uzak Doğu’dan gelen Baharat Yolu’nun da Akdeniz’e açıldığı liman kentidir. Özellikle de Konstantinopolis’in kurulmasından sonra, ipek ticaretinde olduğu gibi, baharat ticaretinde de en önemli hedef bu yeni başkentti. Zira baharat çeşitleri, tıpkı ipek gibi, hem Roma’da hem de Bizans’ta çok büyük ilgi görmekteydi.

Bu ticari tablo, Doğu Akdeniz’in dev bir ekonomik pazar haline dönüştüğünün göstergesidir. Mısır, Suriye ve Fenike kıyıları merkez alınarak gerçekleştirilen ticaret, Bizans’ın en hassas, en önemli ve en yoğun ticari rotasının ortaya çıkmasına neden olmuştur.

Bu dönemde, Doğu Akdeniz’de yer alan Antiokheia, Tyros ve Berytos’un dışında, Kilikia’daki Tarsus, Anazarbos ve Aegeai (Yumurtalık) gibi zengin metropollere ulaşan rota üzerindeki kıyı yerleşimleri için de büyük bir fırsat doğmuştur. Özellikle Kilikia bölgesinin uzun sahil şeridi boyunca dizili olan limanlar, adı sayılan bu büyük metropollere giden ticari amaçlı gemilerin uğrak noktaları haline dönüşmüştür. Kilikia limanlarının hinterlandında yer alan kırsal yerleşimler tarımsal üretimlerini bu limanlar üzerinden ihraç etmeye başlamıştır. Üretimin bu gemilere satılması sayesinde, lokal ürünlerin geniş bir coğrafyaya yayılması da mümkün hale gelmiştir. LR1 amphoralarını bu durumun en önemli kanıtları olarak göstermek mümkündür.

İpek, tahıl, değerli taşlar, porselen ve baharat ticareti nedeniyle bütün antik dünyayı gezen tüccarlar, Suriye ve Fenike’de bu malları aldıktan sonra veya o bölgelere giderken, Kilikia limanlarına da uğrayıp Kilikia’nın lokal ürünlerini gemilerine yüklemiş olmalıdırlar. İmparatorluğun en önemli ticari rotalarından biri (belki de birincisi) halini almış olan bu talihli güzergah üzerindeki Kilikia limanlarında yoğun bir ticaret trafiği ortaya çıkmıştır. İpek Yolu’nun Akdeniz’e ulaştığı nokta olan Antiokheia’ya giden gemilerin, ihtiyaçlarını karşılayabilmek için Kilikia limanlarına uğramak durumunda kaldıkları da tahmin edilebilir. Bu sayede gemici tüccarların, Kilikia’da yetişen ürünleri yakından tanıma olanağı doğmuş, bunun sonucunda da şarap, zeytinyağı veya diğer endüstriyel ürünlerin üretimi ve ithalatı zirveye ulaşmıştır.

Kilikia bölgesinde M.S. 5. ve 6. yy.’larda karşılaşılan yoğun LR1 üretimi de, artan tarımsal üretimin bir sonucudur. Tarımsal üretim artışının doğal bir sonucu olarak büyüyen ticaret hacmi, ekonomik hareketliliğin nedenidir. Bölgede M.S. 5. ve 6. yy.’larda zirveye çıkan mimari gelişimin nedenlerini de bu ekonomik hareketlilik içinde anlamlandırmak mümkündür. Tarımsal üretimin artmasına ve buna bağlı olarak ekonominin hareketlenmesine neden olan faktör ise, Uzak Doğu ile yapılan ticaretin Akdeniz’e açıldığı Antiokheia ve Fenike limanları ile Aleksandria’ya ulaşan deniz yolunun uzunca bir bölümünün Kilikia ve Anadolu sahillerini takip etmesidir.

Roma İmparatorluğu’nun M.S 3. yy.’da yaşadığı siyasi kriz döneminin ardından, MS 4. yy.’ın başlarında Konstantinopolis’in kurulması, Uzak Doğu ile ticari temasların yoğunlaşmaya başladığı evre olarak kabul edilebilir. Doğu Akdeniz’de, kabaca Konstantinopolis’in başkent olması ile Arap istilaları arasında geçen yaklaşık üç asırlık ekonomik gelişme döneminin en önemli nedenlerinden biri olarak; Uzak Doğu ile yapılan ticaretin Doğu Akdeniz coğrafyasındaki kıyı yerleşimleriyle yakından ilişkili olması gösterilebilir.


Özet Listesi