Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Lykia’da Hıristiyanlık: Başlangıcından ‘Ortodoksluğun Zaferi’ne Kadar
Julian Bennett
Lykia’da Hıristiyanlığın kökeni ciddi bir şekilde incelenmemiştir. Bunun başlıca sebebi Aziz Paulos’un M.S. 46/47-57 yılları arasında Anadolu’daki misyoner etkinliğinin Lykia’ya ulaşmadığı, ve böylece Lykia halkının 325 yılında İznik’te toplanan Konsil’de Hıristiyanlığa imparatorluk desteği verilmesi öncesi yeni dine geçişinin yavaş olduğu şeklindeki genel kanıdır. Benzer şekilde 843 yılındaki Constantinopolis Synodu’na kadar bu eyalette dinin gelişimine çok az dikkat edilmiştir. Aslında bu, modern Doğu Ortodoks Kilisesi’nin doğumuna giden kilit aşa¬malardan biridir, çünkü aynı yıl 11 Mart Pazar günü İkonoklazmanın kesinlikle lanetlenmesini, yani bugün ‘Ortodoksluğun Zaferi’ olarak kutlanan olayı anma amacıyla özel bir ayin içerir. Ne var ki, bu makalede gösterileceği gibi, M.S. 1. yy.’ın ortasından 9. yy.’ın ortasına kadar geçen 800 yıllık sürede Hıristiyanlığın kökeni ve yayılımını izlememizi ve bu döneme damgasını vu¬ran çeşitli doktrinlere karşı Lykia Kilisesi’nin tepkisi değerlendirmemizi sağlayacak yeterli veriye sahibiz.

Aslında Hıristiyanlaştırma çabalarının Lykia’ya kadar uzandığına ve henüz M.S. 100 yılına gelinmeden Myra gibi yerlerde aktif bir Hıristiyan cemaatinin varlığına dair ikna edici kanıt mevcuttur. Üstelik, yazılı kaynaklardan Lykia’da M.S. 325 yılı öncesinde az sayıda ama önemli martyrin bulunduğu öğrenilmektedir. Buna karşın Arykanda’dan M.S. 311 yılına ait epigrafik kayıtlar eyalette o sırada görece çok sayıda Hıristiyan bulunduğunu teyit etmektedir. Daha da ilginci, bir çok açıdan, Lykialı Hıristiyanların Mesih İsa’nın gerçek doğası konusundaki dok¬trinlerden ve de özellikle Arius’un geliştirdiği Ariusçuluk dogmasından çok etkilendiğine dair belirtiler vardır. Bu özellikle Arius’un radikal öğretisiyle yüzleşmek için İznik’te düzenlenen 325 yılındaki İznik Konsili’ne eyaletten tek bir temsilcinin gönderilme şeklinden anlaşılmaktadır.

Lykia’daki İznik Akdini izlemeyen geleneklerin etkisinin 381 yılındaki II. Ekümenik Konsil’e kadar büyük oranda azaldığı görülmektedir çünkü dokuz tane Lykialı piskopos Kilise’nin sahiplendiği İznik-Constantinopolis Akdine imza atmıştır. Yine de elimizdeki kanıtlar Lykia Kilisesi’nin unsurlarının İsa Mesih’in doğası hususunda resmi İznik temelli görüşle çok mutlu olmayan din görevlilerini dinlemeye hazır olduğunu göstermektedir.

IV. Ekümenik Konsil’in kararları 471 yılına gelindiğinde yerleşmişti. O yıl Constantinopolis tarafından doğrudan veya dolaylı olarak kontrol edilen taşra kiliselerinin piskoposları, arala¬rında 21’i Lykia’dan olmak üzere, Kalkhedon kanonlarını kabul ettiklerini bizzat teyit ettiler, böylece Kilise’ye bir çeşit birlik hissi sağladılar. Ancak bu birlik, monofizitliği lanetlemeyen monofizit-lehdarı İmparator Zenon tarafından 482 yılında Henotikon’un yayınlanmasıyla ciddi şekilde sarsıldı. Bununla ortaya çıkan anlaşmazlık Iustinianus zamanında 553 yılında Constantinopolis’te toplanan V. Ekümenik Konsil’de Nasturilik ve diğer tüm yandaş inançların tekrar lanetlenmesine kadar sürdü. Bu hususta şunu da belirtmek gerekir: İznik’i kabul etme¬yen inançların bu ve daha önceki lanetlenmelerine karşın 7. yy.’ın başlarına kadar Lykia’nın çeşitli bölgelerinde monofizitlik ve benzeri doktrinlerin etkisinin sürdüğüne dair kuvvetli imalar mevcuttur.

VI. Ekümenik Konsil’in 680-681’de Constantinopolis’te toplanmasına ve İznik- Constantinopolis Akdinin önemini tekrar teyit etmesine kadar geçen sürede Lykia Kilisesi, İznik Akdini izlemede birleşmiş ve bu konsilin İsa Mesih’in monofizit veya benzeri yorumunu destekleyen herhangi bir dogmayı lanetlemesinde hemfikir görünmektedir. Bu karar Doğu ve Batı Ortodoks ve Şark Ortodoks Kiliseleri arasında artan ayrımı biçimlendirmiş olmasına karşın Küçük Asya’daki ve Roma İmparatorluğu’nun geri kalanındaki kiliselere uyum getirmiştir. Bu uyum erken 8. yy.’da İmparator III. Leon’un ikonaların rolü üzerindeki tartışmalara ikonaları la¬netleyerek son vermesine kadar sürmüştür. Bunu izleyen İkonoklazma dönemi Lykia Kilisesi’ni de bölmüş olabilir, çünkü Myralı Niketas 824 yılında ikonasever Sofu Louis’e İkonoklazmayı kucaklaması için elçi gönderilmişti. Öyle ki, eyaletteki ikonasever ilerigelenler 787 yılında VI. Constantinus’un naibesi Irene’nin İznik’te VII. Ekümenik Konsil’i toplayıp ikona tapınımının yasal hale getirmesine kadar sessiz kalmayı tercih etmiş olabilirler. Bu karar V. Leon tarafın¬dan reddedilerek İkonoklazmanın ikinci evresini başlatmasına karşın III. Mikhael’in naibesi Theodora’nın 843’te Constantinopolis’te Synod toplaması ve ‘Ortodoksluğun Zaferi’ ile bu dö¬nem sona ermiştir.


Özet Listesi