Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Yunan Mucizesi Var mıydı?
Fahri IŞIK*

Makale, "Yunan Mucizesi Var mıydı?" başlığında 5-9 Nisan 1999 tarihleri arasında Alexander von Humbolt Vakfı tarafından Freiburg Üniversitesinde düzenlenen sempozyumda yazarın, Almanca sunduğu bildiriyi Türkçe olarak yorumladığı metindir. İ.Ö. 6. yy. sonları ile İ.Ö. 5. yy. sanatı, kültürü ve tarihi ışığında İyon Yontu Sanatı'nın Atina klasiğinin yaratılışındaki rolü anlatılmaktadır.

İlk bölümde İyon yontu sanatının İ.Ö. 600-450 tarihleri arasındaki evrimi terrakotta yapıtlar ışığında izlenmiştir. Seçilen tip, khiton ve enine şal giyen, elinde tutuğu kuş nedeniyle de ''kuşlu koreler'' olarak adlandırılan gruptur. İyonlu ustaların yarattığı ve antik dünyada ithal ya da yerli kopyalarıyla sevilen bu tipin gelişiminin İ.Ö. 530 yıllarında durduğu fakat, İ.Ö. 500 dolaylarında ise Atina'da İyon biçimiyle tekrar ortaya Çıktığı belirtilmiştir. Bu dönemde İyonya ilk kez Atina'nın sanatsal etkisine girdiği söylenmektedir. Atina'nın İ.Ö. 490 tarihlerinde Klasik Dönem'e esasta İyon yaratması olan bu terrakottalarla girmesine dikkat çekilmiştir. Kendi geleneksel peplos giysili genç kız figurlerine dönüşünün ise İ.Ö. 480 yılında olduğu, bu tarihten itibaren İyon ve Rodos terrakottalarının da peploslu betimlendiği belirtilmiştir.

İkinci bölümde İ.Ö. 600-450 arası tarihlerde terrakottalarla benzer gelişim gösteren Atina plastik sanatı kadın heykeller esas alınarak anlatılmıştır. Yazar İ.Ö. 600-550 yıllarında kadın heykellerinin kendine özgü bir giysiyle betimlendiklerini söyler. Atina'nın ilk kez İyonlaşma sürecine girdiği İ.Ö. 540'lı yıllar için Lyonlu Tanrıça'yı örnek gösterir. Erken Attikalı heykellerden kökende farklı olduğunu belirterek bunun içinde daha erkene ve daha geçe tarihlenen iki İyon kuşlu koresiyle benzerliğini kanıt olarak gösterir. İyonya'da İ.Ö. 530'1a başlayan karanlık dönemin aksine Atina'dan ele geçen İyon korelerinin sayıca çok olmasını İyonlu sanatçıların Hellenistan'a göçmelerine bağlayarak, bu göçün nedenin Anadolu'da İ.Ö. 547'de başlayan Pers egemenliği olduğunu belirtir. Anadolu'da sanatta artık Atina bağımlılığının Ksanthos'ta ele geçen üç korenin de peplos giyişiyle anlaşıldığını söyler.

Üçüncü bölümde İyon kimliği irdelenmiştir. Eskiçağ bilimcilerin ''İyonlar Doğu Yunan ya da Anadolu Yunanları''dır çünkü Yunanca konuşurlar görüşlerine karşı, sanatın neden Ege'nin iki yakasında farklı olduğu; neden ''batı uygarlığının doğuşu'' sürecini İyonya yaratır olguları sorgulanmıştır. Yazar, Yunan klasiğinden çok önce onu yaratan ögelerin Yeni Hitit sanatında bulunduğunu belirtir, özellikle duygunun yüze yansıması ve üç boyutluluk olgularından bahseder. Dor sanatına yabancı olan "Arkaik gülümsemenin Doğu'dan alındığını ancak İyon sanatçılarınca İ.Ö. 600 yıllarında doğallaştırıldığını ve 6. yy.ın 2. yarısında Atina'ya taşındığını; benzer şekilde Atina klasiğini yaratan ''hareket'' ve ''üç boyutluluğun'' İyon ustaları tarafından yaratıldığını anlatır. Yeni Hitit'in gülümseme, uçta sarmalı saç ve giysi biçiminin Frig aracılığıyla İyonya'ya taşındığı, şal ucunun zikzak kıvrımının İyonya ve Attika uzantılarının da kökeninin Yeni Hitit olduğunu söyler.

Son bölümde ise, Atina klasiğini biçimlendiren mayanın, Anadolu halkının ortak ürünü olarak daha eskilerden itibaren bulunduğu belirtilir. İyon sanatının da Anadolu özlüğünün, sadece Elmalı Letosu'nun Yeni Hitit, Frig ya da İyon olarak farklı yorumlanmasıyla bile açıkça görüldüğü söylenir. Sonuçta, ''sanat ve kültürü yaratanın dil değil, düşünce olduğu'' gerçeği, bununla beraber tarihte hiçbir ''koloninin'' yaratıcılıkta ''anayurda'' baskın geldiğinin görülmediği yazarın yorumları için önemli kanıtlar olarak vurgulanır.


*Prof. Dr. Fahri IŞIK. Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 07058 Kampüs-Antalya

Özet Listesi