Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Hellenistik ve Roma Dönemi Anadolu Mezar Stelleri üzerinde Betimlenen Büstlerin İkonografisi Üzerine Düşünceler
Taner KORKUT*

Her nedense bu güne kadar Roma Dönemi Anadolu mezar mimarisi üzerinde yapılan araştırmalar ışığında, genelde sadece mimari açıdan Hellenistik Dönem mezar anıtları ile bağlantı kurulmaya çalışılır. Ancak, mezarlarda kullanılmış olan çoğu sembolik amaçlı bezeme motiflerine gelince durum değişir. Yarım ve büst şeklinde çalışılmış insan figürleri mezar stelleri üzerinde, sıkça karşılaşılan bu tür yarım figürler haklı olarak dönemin heykel sanatı ile aynı grupta incelenir. Fakat Roma Dönemi'ne tarihlenen steller üzerindeki Büstler ise "Erken İmparatorluk Dönemi ile birlikte Roma sanatında ortaya çıkan yeni anlayışın ürünü olmalıydı" denir. Hatta bazı araştırmacılar daha da ileri giderek bu tür büst formunun Roma'da İ.Ö. 1. yüzyılın ilk yarısında sadece serbest bırakılmış köleler için kullanıldığını, eyaletlerde ise zengin sınıf tarafından tercih edildiğini belirtirler. Böyle bir tezin gerçeği yansıtmadığını, yarım büst formunun Roma'da sadece serbest bırakılmış kölelere hitap etmediğini, Roma mezar sanatı üzerine araştırma yapmış pek çok bilim adamı belgelemiştir. "Anadolu'nun İ.S. 1. yüzyılla beraber Romalılaşmaya başlaması, böyle bir geleneği beraberinde getirdi" savı da gerçeği yansıtmamaktadır. Çünkü söz konusu olan büstler daha çok Hellenistik gelenekte betimlenmişlerdir. Romalının gururla taşıdığı Simus Lacina, Balteus ve Umbolu Toga genelde tercih edilmemiştir.

Büst formundaki insan figürleri sıkça kullanılmaya başlamasının asıl sebebi, mezar anıtları üzerindeki alanın estetik açıdan sadece büst formuna uygun olduğundandır. Bundan dolayıdır ki, steller üzerindeki dar alanlar büstler için, geniş mekanlar ise bütün figürler için tercih edilmiştir. Sadece büstlerin kullanımı amacına yönelik, dar firizli çok katlı steller de mevcuttur. Benzer bir uygulamayı girandlı altarlar, ostothekler veya lahitler üzerinde görmek mümkündür. parasal nedenlerle veya isteğe bağlı olarak, tipolojik açıdan yeni olmayan, aksine kökeni çok eskilere dayanan büst formunun tercih edilmesi de ihtimal dahilindedir.

Yine tıpkı büst formunun kullanımında olduğu gibi, bazı büstlerin betimlendikleri mezar anıtlar üzerindeki anlamı bakımından da sorunlar bulunmaktadır. Genelde üçlü küme halinde betimlenen kadın büstleri ele alındığı için, yanlış yorumlamalar yapılmıştır. Bu tür büstler için önerilen moira kavramı sadece bir hipotez olarak algılanabilir. Çünkü, moira olarak nitelendirilen büstlerin hiçbirinde moiralara ait bir simge yer almadığı gibi konuyla ilgili bir yazıt ta mevcut değildir. Bazı yazıtlarda ise, moira isminin mezar sahibinin kendisi olduğu vurgulanmıştır. Bunlardan başka tek bir kadın veya erkek - bir kadın büstünün yer aldığı stellerde bilinir. Bu stellerde moiralar asla söz konusu değildirler.

Sonuç olarak, Roma Dönemi Anadolu mezar stelleri üzerinde betimlenen büstleri değerlendirirken muhakkak yabancı bir etken aramak şart değildir. Çünkü, söz konusu olan büstlerin benzerleri Hellenistik Dönem mezar stelleri, altarlar veya ostothekler üzerinde sıkça betimlenmiştir. Roma etkisi olarak ise, sadece İ.S. 1. yüzyılla beraber kullanılmaya başlanılan imparator ailesi saç modası veya yüz ifade tarzı örnek gösterilebilir.


*Dr. Taner Korkut. Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, 07058 Kampüs - Antalya.

Özet Listesi