Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Alanya'nın Fethi Meselesi; Bir Tespit
Kenan BİLİCİ*

Bilindiği üzere, Alanya'nın fethi, öteden beri pek çok araştırmacının ilgisini çekmiştir; fethin tarihi ve bunun devrin siyasi ve askeri tarihi kadar dünya ticareti bakımından da arz ettiği önemin üzerinde sıkça durulmuştur.

Buna karşılık Alanya’nın fetih tarihi hala bir tartışma konusu olduğu gibi, asıl önemlisi fethin nasıl gerçekleştirildiği de bilinmezliğini korumaktadır.

Bilindiği üzere, Alanya'nın fetih tarihi konusunda 1221 ve 1223 yıllan arasında bir anlaşmazlık vardır. Buna karşılık 13.yüzyıl kaynağı İbni Bibi'deki bilgiler, bu konuda fikir verebilir.

I. Alaeddin Keykubad, tahta geçtikten soma ilk olarak Kalonoros kalesini fethetmiş ve hemen akabinde de Konya ve Sivas kalelerinin Devlet Emirlerinin de katkısıyla yaptırılmasını sağlamıştır. Özellikle Konya kalesindeki kitabelerin 1221 yılını verdiklerine bakılırsa, Alanya'nın fethinin de aynı yıl içinde gerçekleştirildiği söylenebilir. Bu durumda, 1220 yılının sonlarına doğru Selçuklu tahtına geçen Keykubad'ın. Alanya'yı kış mevsiminde ve iki aylık bir kuşatmadan soma fethettiği hatırlanacak olursa, bu tarihin, aynı zamanda onun saltanatının birinci yılı olan 1221 kışına tesadüf edeceği açıktır.

Diğer taraftan 1221 tarihini bizi kabule zorlayan bir başka kanıt daha bulunabilir. Bilindiği üzere, Sultan, kendisini tahta çıkmakla birlikte, kendisine muhalif bazı Devlet Emirlerini 6 Haziran 1223'de Kayseri Devlethanesi'nde tutuklatarak idam ettirmiştir. Bu tarihin hemen akabinde Sultanın Alanya'daki sarayına gitmesi, kendi adım verdiği kentin 1223'den önce fethedildiğini de kesin olarak açıklamaktadır.

Öte yandan, Alanya'nın fethi için, Sultan ve ordusunun izlediği sefer yolunun güzergahı bugüne kadar hiçbir araştırmaya konu olmamıştır. Bu konuda, Sultanın Konya'dan hareket ettiği bilinmekte, hatta Antalya Subaşısı Mübarizeddin Ertokuş'un da donanmasıyla kendisine denizden refakat ettiği iddia edilmektedir. Oysa, Selçuklu donanmasının denizden Alanya'nın fethine giriştiği kesinlikle doğrulanmamaktadır. Nitekim kuşatma sırasında da saldırıların sadece kara tarafından yapıldığı bilinmektedir.

Selçuklu kara ordusu ile donanmasının kıyıdan ve denizden birbirini takip ettiği iddiası abartılı olduğu gibi, bu, her iki ordunun Antalya'dan hareket ettiği anlamına geldiği için de kabul edilemez. Nitekim Alanya'nın fethi, eğer Antalya üzerinden gerçek olsaydı, Antalya ile Alanya arasındaki yol üzerinde bulunan ve stratejik öneme sahip Alara Kalesi'nin de bu esnada fethedilmesi gerekirdi. Oysa bilindiği gibi Alara Kalesi, Alanya'nın fethinden sonra, Sultanın Antalya, dönüşü sırasında fethedilmiştir.

Bu durumda, Alanya'nın fethi için Selçuklu kara ordusunun izlediği sefer yolunun doğal olarak, Alara Kalesi ile Alanya arasındaki bir yerden geçmesi, başka bir deyişle, Alara Kalesi’ni görmeyecek bir şekilde ve onu batıda bırakması gerekir.

İbni Bibi'deki bir kayıt, bu sorunun çözümüne biraz daha yaklaşmamızı sağlayabilir. Buna göre, Sultanın ordusu ''okyanustan daha büyük, derinliğine düşüncenin dahi ulaşamayacağı bir çaydan geçerek'' Kalonoros'a yaklaşmış; bu arada Kalonoros Kalesi'nin "sahibi" Kyr Vart, yolladığı öncü kuvvetlerinin getirdiği haberlerden, Sultanın büyük bir orduyla son kez kanlı cavı da geçtiğini iniş yokuştan hiçbir zarar görmeden kalenin yanına ulaştığını öğrenmiştir.

Burada sözü edilen Kanlı Çay'ın, Fığla Burnu'ndaki Kanlı Dere olması muhtemeldir, görkemiyle İbni Bibi 'yi hayrete düşüren diğer çayın ise Alara çayı olduğu bizce şüphesizdir. Gerek bu iki çay ve gerekse yöredeki antik devirden kalma yollar ve bölgenin topoğrafyası dikkate alınarak, Sultanın izlediği fetih güzergahını tayin etme imkanı bulunabilir.

Buna göre 100 ağır mancınık ve herhalde daha pek çok ağır silahlarla teçhiz edilmiş Selçuklu ordusu. Konya'dan hareketle, muhtemelen Karahöyük üzerinden Bozkır' a ve oradan devamla Geyik ve Karaçal Dağlarını aşarak Susam Beli'ne ulaşmış; devamla Başhan mevkiinden güneye dönerek Gelesandra yaylası üzerinden şimdiki Pembelik köyüne ve oradan da Narağacı civarına gelmiş olmalıdır. Burada, bugün "Kırk Dönmeler" adı verilen ve ihtimal Roma devrine ait eski bir yolu kullanan ordunun, "Demir Kapı Geçidi" üzerinden Gündoğmuş civarındaki "Kemer Köprü" İle Alara Çayı'nı geçip bugünkü Güzelbağ ve nihayet buradan da sahilde şimdiki "Fığla Burnu" civarında "Kanlı Dere" adıyla bilinen su yolunu aşarak, doğuya, Kalonoros Kalesi 'ne yöneldiği söylenebilir.


*Doç. Dr. Kenan Bilici, Ankara Üniversitesi, DTCF, Sanat Tarihi Bölümü-Ankara.

Özet Listesi