Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Ogyges'in Kişiliğinde Panyasis'in Fragmanı İçin Bazı Yorumlar: Bellerophontes Mitosu'nun yeniden Değerlendirilmesi ve Lykia'nın Erken Tarihi
Burak TAKMER*
Ebru N. AKDOÐU-ARCA**

Antik Kaynaklar'da Lykia'lıların kökenine ilişkin iki gelenek bulunmaktadır: Lykia'lıların Troia önlerindeki liderlerinin soyağacını veren Ilias ile Ksanthos Vadisi'nin önemli kentleri ve Lykia'nın en önemli dağı Kragos'un eponymos'ları arasındaki syngeneia'yı (akrabalık) aktaran Panyasis'in ünlü fragmanı. Her iki gelenek, farklı nedenlere dayansa da, soy atasını - Bellerophontes'le Ephyra'ya, Ogyges'le Boiotia'ya olacak şekilde- Hellas'a kadar geri götürmektedir. Ne var ki, Panyasis'in soy atası kıldığı Ogyges, Yunan zihninde oldukça karanlık bir figürü temsil etmekte; bununla birlikte Karca olabilecek adının da işaret ettiği gibi daha çok Güneybatı Anadolu kökenli gözükmektedir. Dahası, Panyasis'in Lykia'lılara ismini veren Tremiles'i soy ağacına dahil etmesi, Lykia'ya özgü belli kültleri yansıtan Praksidike figürünü yaratması ve Ksanthos Nehri yerine yerel ismi Sirbis/Sirbos'u kullanması, onun yerli bir geleneği Yunanca'laştırdığını düşündürmektedir. Bu noktada, Lykia'lıların kökenini Hellas'a bağlayan neden iki farklı gelenek bulunduğu sorusu yanıtını, Lykia hakkında Homeros'un ikinci elden Panyasis'in ise, daha doğrudan bilgilere sahip olmasında bulabilir. Zira, Homeros'un, Lykia'lıların kendilerini Termilai olarak adlandırdıklarından bahsetmemesi bu açıdan önemlidir. Bununla birlikte, her iki anlatımın bir çok ortak noktaya sahip olması bunların özdeşliğine iz verirken, Luvice olan ismiyle yerli bir figür olarak gözüken Sarpedon'un Homeros sonrası gelenekte Termilai önderi olarak zikredilmesi onun da Tremiles'le özdeşlenebileceğini düşündürmektedir.

Bu aşamada, Lykia'nın erken dönem tarihi, her iki geleneğin karşılaştırılmasına dayanan bir bakış açısıyla yeniden değerlendirilebilir. Bu amaç doğrultusunda, söz konusu geleneklerin ortak noktalarının, Lykia'lıların İ.Ö. II. binyıl ataları olan Lukka Halkları'na ilişkin belgelerle sınanması gereklidir. Bu yapıldığı takdirde Homeros ve Panyasis'in aktardıklarının tarihsel verilerle uyuştukları görülür. Nitekim, Ogyges'in, annesi Termera ve kızı Nymphe Praksidike aracılığıyla Lykia-Karia genealogia'sına dahil edilmesi, Sarpedon'un Miletos'la olan ilişkisi ve erken bir tarihte Lykia ile Ege sahilleri arasındaki bağlantıları dile getiren başka geleneklerin de varlığı, Lukka Halkları'nın, İ.Ö. II. binyıl belgelerine göre, batıda Güneydoğu Karia'yı doğuda ise Pergeye'ye kadar Doğu Pamphylia'yı içerecek şekilde bütün Lykia yarımadasını iskan etmeleri (en azından IV. Tudhaliya Dönemi'nde) gerçeğinde anlam kazanmaktadır.

Sarpedon/Tremiles'in önderlik ettiği Termilai'ın asıl yurdunun neresi olduğu sorusunun yanıtı içinse Termessos önemli bir aday olarak gözükmektedir. Zira, dilbilimsel kriterlerle Termessos-Attarimma eşitliğinin kabul edilebilmesi yanında, bu savı destekleyecek en önemli veriler, IV. Tudhaliya Dönemi'ne tarihlenen bir dizi yazıttan elde edilmektedir. Tudhaliya'nın, Hitit Krallığı'nın idari yapısını büyük oranda değiştirdiği anlaşılan söz konusu yazıtlara göre Lukka, Hitit'in önemli sınır karakollarından biri olarak gözükmektedir. Hitit belgelerinde Lukka kentleri içinde en önemli rolü oynamış gözüken Attarimma'nın lokalizasyonu açısından bu nokta oldukça önemlidir. Zira, Tudhaliya için Hitit tahtının veraseti açısından da büyük bir tehlike oluşturan, Hulaya-Tarhuntašša Beyi Kurunta'nın egemenlik alanı batıda Lukka ile sınır oluşturmaktadır. Buna göre, Lukka'nın Tudhaliya Dönemi yazıtlarında sıkça karşımıza çıkması, bu sınırı gözetleyecek bir karakol hizmeti görmesinden kaynaklanmış olmalıdır. Lukka'da Hulaya-Tarhuntašša sınırını gözetleme görevi için en uygun noktaysa, 1050 m. yüksekliğindeki kartal yuvasına benzeyen konumuyla, hem Pamphylia Ovası'nı her yönde gözetleyebilen, hem de buradan Milyas'a açılan dar geçitleri tutan Termessos'tur. Zira, Lukka'ya ilişkin metinlerde en önemli rolü oynamış gözüken Attarimma, bölgenin I. binyıl tarihinde de Termessos adıyla önemli bir role sahip olmuştur. Sonuçta, Lykia'lıların kendileri için kullandıkları Termilai adlandırması Attarimma toponymon'undan, Helenler'in onlara verdikleri adıysa, Arinna/Awarna (Ksanthos) için ikinci bir adlandırma olarak gözüken "Lukka Kenti" toponymon'undan türemiş olabilir. Ilias'ta Lykia'nın idari merkezi olarak Ksanthos'un dile gelmesinde ortaya çıkan çelişkiyse, Hitit İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra gerçekleşmiş olabilecek Fenike kolonizasyonu sırasında Attarimma'lılar/Termilai'ın batıya doğru göçerek sonunda Ksanthos Vadisi'ni fethetmelerine bağlanabilir.

Kısaca söylenecek olursa, çalışmanın ana amacı olarak, hem mitosların tarihsel temellere dayandıkları hem de bir bölgenin erken tarihinin İ.Ö. II. binyıl belgelerinin yardımıyla yeniden yorumlanabileceği ortaya konmaya çalışılmıştır. Böylesi bir çabanın örneği olarak, Lykia'nın erken tarihi için yukarıdaki sonuçlara ulaşılmıştır. Yine de bu sentezin sadece bir deneme ve başlangıç olduğu unutulmamalıdır. Son söz elbette, bölgenin arkeolojik ve epigrafik envanteri tamamlanmadan -ya da en azından daha da genişlemeden- söylenmiş olmayacaktır.


*Burak Takmer, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, 07058 Kampüs-Antalya.
** Ebru N. Akdoğu-Arca, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, 07058 Kampüs-Antalya.

Özet Listesi