Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Bir Ortaçağ Kenti Antalya: Geç Antik Dönemden Selçukluların Sonuna Genel Bir Yaklaşım (I)
İlhan ERDEM*

İ.S. üçüncü asırda Roma İmparatorluğu'na karşı Barbar saldırıları ve genel ekonomik kriz nedeniyle Antik Çağ ile beraber bu dönemin özelliklerini yansıtan kentler gerilerken, savunması daha kolay geo-stratejik özelliğe sahip merkezler yükselmeye başlamıştı. Ufukta yeni bir çağ gözüküyordu. Sonradan tarihçiler tarafından Ortaçağ olarak isimlendirilen bu dönem, kendi kurumlarıyla beraber geldi. İşte Antalya bu çağın gereksinim ve ihtiyaçlarına cevap verebilecek bir özellik taşıyordu. Bu sebeple kent Geç Antik Çağ'dan başlayarak tüm Ortaçağ boyunca büyüdü, gelişti ve Anadolu'nun en önemli merkezlerinden biri oldu.

II. Justinianus Müslüman Araplar ile mücadele edebilmek için Amanoslar'da yaşayan Mardaitler'in önemli bir kısmını 689'da Antalya'ya yerleştirdi. Yeni unsurların gelmesiyle bir yandan kentin askeri gücü artarken, diğer yandan Mardaitler Bizans ordusunun ayrılmaz bir parçası oldular.

Antalya limanını üs edinen Kibyraiot donanması, imparatorluğun Akdeniz'deki hemen bütün operasyonlarında görev aldı. Örneğin 689'da Kartaca'da Araplara karşı, 732 ve 743'de İtalya'ya karşı ve gerektiğinde de imparatorluk merkezinin erzak ihtiyacını karşılamada etkin rol oynadı.

Antalya kaynaklı bütün bu idari ve askeri aktiviteler, kenti 10. yüzyıldan itibaren sadece Pamphylia Bölgesi'nin değil, Bizans'ın en önemli kentlerinden biri haline getirdi. Antik çağın ünlü Side, Perge, Aspendos'u Müslüman Arapların akın ve istilâları sonucu gitgide zayıflayıp çökerken, güçlü bir askerî garnizona sahip ve hemen hiçbir zaman zapt edilememiş Antalya, Ortaçağ'ın Anadolu'da parlayan yıldızı oldu. 10. yüzyıl coğrafyacısı İbn Havkal'ın zikrettiğine göre, o dönemde Antalya ve Trabzon, İmparatorluğa en büyük gümrük geliri sağlayan iki kenttir.

12. yüzyılda daı Antalya'nın Bizans'ın en önemli kentlerinden biri ve Akdeniz'deki askeri ve ticaret üssü olduğunu anlıyoruz. Devrin Bizans kaynağı Khoniates, Antalya'dan Attalos'un harika şehri olarak bahseder.

1176'da Myriokephalon'da Selçuklu Türklerine karşı ağır bir mağlubiyet alan Bizans İmparatorluğu Anadolu'da pek çok önemli merkezi kaybetti. Buna karşın Antalya, Bizans'ın elinde Türklere karşı direnmeye devam etti. İmparator Manuel'in ölüm haberi ile harekete geçen Türkler Antalya'yı kuşatmış; ancak ele geçirememişlerdi.

V. Haçlı Seferi sonucunda Antalya Bizans'tan koptu ve Aldobrandini adında bir İtalyan maceracının eline geçti. Siyasi belirsizlikler ve kaos sonucu Antalya üzerinden yapılan ticaretin sekteye uğraması, Selçukluları harekete geçmeye zorladı ve sultan I. Gıyaseddin, 1207 başlarında kenti kuşattı. Güçlü surlar ve zengin kaynaklara sahip Antalya iki ay süren bir direnişin ardından 5 Mart 1207'de Selçukluların eline geçti.

Bu çalışma ile, Antalya'nın Ortaçağ'daki tarihsel konumunu doğru olarak ortaya koymak; gerek Türk hakimiyeti öncesinde ve gerekse Türklerin eline geçmesinden sonraki gelişmeler ve değişmeler hakkında yeni bilgi ve yargılara ulaşmak amaçlanmıştır.


*Doç. Dr. İlhan Erdem, Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Ortaçağ Tarihi Anabilim Dalı, 06100 Sıhhıye - Ankara.

Özet Listesi