Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Tuminehi / Tymnessos
Jürgen BORCHHARDT*
Günter NEUMANN**
Klaus SCHULZ***

Kalkan ve doğusundaki dağlık alanda yer alan Köybaşı, Likya Bölgesi'ni araştıran bilim adamlarının yıllardır ilgi odağı olmuştur. Yaklaşık 19. yy. ortalarından günümüze kadar çok sayıda gezgin ve bilim adamının araştırmaları kapsamına giren bölge, özellikle Köybaşı civarındaki kalıntıların yorumlanmasında sıkça gündeme gelmiş, çalışmalar ve yayınlar genellikle nekropol alanı ile sınırlı kalmıştır. Nekropol yanında kentsel yerleşimin izlerini taşıyan kalıntılar, J. Zahle'nin 1988 yılında numismatik verileri yazılı kaynaklar ve arkeolojik buluntular ışığında değerlendirmesi sonucu yeni bir bakış açısı kazanmış, bu değerlendirme ile Köybaşı kalıntılarının Likçe kaynaklarda tuminehi, Yunan ve Roma kaynaklarında Tymnessos olarak anılan yerleşime ait oldukları kanısına varılmıştır. Küçük kalıntılar dışında kentsel yerleşimin ve bir nekropol izlerine rastlanmayan Kalkan'ın ise Köybaşı'ndaki dağ yerleşimin Akdeniz dünyasına açılan limanı olduğu düşünülmüş, yazılı kaynaklarda anılan etri tuminehi / Tymnessos'un (=aşağı Tymnessos) Köybaşı kalıntılarını, hrzzi tuminehi / Artymnessos'un (=yukarı Tymnessos) ise Kalkan'ı ifade ettiği sonucuna varılmıştır.

Dağ ve tepeler arasında oldukça verimli bir ovaya ve zengin su kaynaklarına sahip Köybaşı, deniz yüzeyinden 1000 m. yükseklikte bir dağlık yerleşimdir. Stratejik açıdan önemli bir konuma sahip olan antik yerleşim, bölgenin Xanthos, Seyret ve Phellos arasındaki ana ticaret güzergahında yer alan dar bir geçidi, yerleşimin en yüksek noktasındaki kalede bulunan sürekli bir birlik ile kontrol altında tutmuştur. Bu noktanın 300 m. aşağısında bulunan büyük bir yapı kompleksi akropol olmalıdır. Bu iki nokta arasındaki henüz araştırılmamış ve yüksek bir teras halinde düzenlenmiş alanın Hattuşa'yı anımsatan bir kutsal gölü barındırmış olması olasıdır. Günümüzde bir kiliseye ait kalıntılar içeren bu alan, kentin kutsal alanı olmalıdır. Akropol ve söz konusu geçit arasında yer alan kent, kaçak kazılar ve modern kullanımlar ve erozyon nedeniyle oldukça tahrip olmuştur.

Yerleşimi çeviren kyklopik sur duvarları, arazinin zayıf noktalarında savunma açısından önem taşıyan bazı engel duvarları ve kuzeyde bir savunma kompleksi ile desteklenmiştir. Yerleşime giriş-çıkış iki yönden sağlanmaktadır. Kuzeydoğudaki birinci giriş vadiye doğru uzanmakta olup günümüzde halen kullanılmaktadır. Kuzeybatıya açılan ikinci giriş yerleşimin ana girişidir. Ayrıca akropolün kuzeybatı köşesinde ana kente girişi sağlayan polygonal işçilikli bir kapı yer almaktadır.

Batıda Kalkan Körfezi'nin ve Patara sahilinin izlenebildiği bir bakış açısı içeren akropolis, savunma kompleksinin kuzeyinde, 1360 m. yükseklikte ve 120x150 m. boyutlarında bir düzlük üzerinde yer almaktadır. Bölge, günümüzde üç kulesi saptanabilen, kireçtaşı bloklardan oluşan 1.50 m. kalınlığındaki sur duvarları ile çevrilmiştir. Oldukça yıkık durumdaki alanda yapıların niteliği saptanamasa da, ayrıntılı araştırmalarda saray, tapınak ve Tuminehi Beyi'ne ait bir heroon'un bulunması olasıdır.

Batıda akropolis ile direkt bağlantılı kent yerleşimi yer alır. Kent merkezi ve akropolis arasındaki arazi oldukça eğimli olması, iki alan arasındaki ulaşımın kaya basamakları ile sağlandığına işaret etmektedir. Yaklaşık 300x360 m. boyutlarında bir alana yayılan kentte, doğu-batı doğrultusunda uzanan cadde ve sokaklar yanında meydanlar, resmi ve sivil yapılara ait bölünmeler açık bir şekilde izlenebilmektedir. Planlama açısından Pınara ve Limyra ile benzeşen kentteki yapı duvarları oldukça az izlenebilmektedir.

Yerleşimdeki bir kutsal alanın saptanmasına ilişkin kesin verilere akropolis ve kent merkezinde rastlanmamıştır. Bu iki alan dışındaki bazı kaya mekanları, kent dışındaki kutsal alanların varlığına işaret etmektedir. Yukarıda söz konusu edilen geçit yakınlarında, daha önce kaya mezarı olarak algılanan dörtgen bir kaya girintisinin, ayrıntılı incelemelerde bir kült odası olma olasılığı gündeme gelmiştir. Kuzey ve batıdan uzanan kaya basamakları ile ulaşılabilen ve içte 13 cm. yüksekliğinde bir podyum içeren açık cepheli bu mekan, olasılıkla bloklar ile kapatılmış ve iki kanatlı kapıya sahip bir cephe ile bir ön alana sahipti. Mekan içindeki altlık üzerinde lahitler yerine, örneğin Artemis ve Apollon'un tahtta oturan yada ayakta duran heykellerinin yerleştirilmiş olmaları daha büyük olasılıktır. Bu mekanın solunda bulunan diğer bir kaya odasının da daha önce mezar olarak kullanıldığı düşünülmüştür. Büyük bir ön odaya sahip 6x2.45 m. boyutlarındaki mekanın arka duvarı bir su kaynağı çıkışı ve buna bağlı tahliye kanalı içerir. Kaynak, bu kanal ile olasılıkla ön odada yer alan ve dinsel temizliğe yönelik havuzlara aktarılmakta idi. İçteki düzgünleştiril-miş altlıklar üzerinde tespit edilen çok sayıda dübel yuvası, bu mekanda Leto, Artemis, Apollon ile Nymphe heykellerinin varlığı olasılığını düşündürmektedir. Her iki kutsal alanın oluşumu olasılıkla Klasik Dönem yerleşmesine kadar gitmektedir.

Yerleşim, değişik yönlerinde sayıları yüzü aşan kaya mezarlarının yer aldığı oldukça geniş bir nekropol alanına sahiptir. En yaygın şekilde akropolis yükseltisinin doğu yamacında yer alan ve buradaki sayısı 93 olan mezarlar, Pınara örneğinde olduğu gibi bal peteğini anımsatan sıklıkta dizilmişlerdir. Hiçbirinde yazıt saptanamayan bu mezarlar anıtsal bir cephe içermezler ve olasılıkla Perikle-İskender dönemlerinde yada Satrap ayaklanması ile 358-334 yıllarındaki Hekatomnid hakimiyeti arasındaki dönemde inşa edilmişlerdir. Diğer bir nekropol alanı ise Xanthos'a uzanan yol üzerindeki geçit yakınında olup, dağınık konumda oluşturulmuş 23 kaya mezarı içermektedir. Bu mezarlardan birinin figürlü bezeme içerdiği görülmektedir. Ön odaya sahip bu mezarın cephesinde, Likya geleneğini yansıtan ikili yaya savaşçı gruplarının, atlı askerlerin, tipik Likya motifi olan sohbetin ve ayrıca şölen sahnesinin varlığı ile karşılaşmaktayız.

Bu kaya mezarı ve geçit arasında kenotaph (boş mezar) olması gereken bir dikme mezar bulunmaktadır. Küçük bir odaya sahip bu mezar, bilinen örneklerden farklı bir özelliğe sahiptir ve ruh deliği olarak adlandırılan iki açıklık içermektedir.

Kentin kuzey sur duvarının altında iki lahitten oluşan bir mezar anıtı yer almaktadır. Yazıt yokluğu nedeniyle kimlere adandıkları saptanamayan bu lahitler oldukça tahrip edilmişlerdir. Ele geçen parçalar ışığında doğudaki lahtin dar yüzlerde kapı motifi bulunan sütunlu bir lahit olduğu ve olasılıkla bir sporcu bezemesi içerdiği saptanmıştır ve bu lahtin mimari elemanlar ve kabartmalarla bezeli olması, Likya lahitleri içinde alışılagelmişin dışında bir olgudur.


*Prof. Dr. Jürgen Borchhardt - Prof. Dr. Günter Neumann - Klaus Schulz, Rennweg 89 I 5, A-1030 Wien - Österreich

Özet Listesi