Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
anakkale Seramikleri Koleksiyonu
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Termessos Egemenlik Alanında Artemis Tapınımı II Keldağ / Göldağ (Neapolis) Antik Yerleşmesindeki Aspalos - Artemis Akraia Kültü. Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Bir Değerlendirme
A. Vedat ÇELGİN*

Termessos (Güllük / Güldere Dağı) antik kenti egemenlik alanında, Artemis kültleri açısından Ahırtaş - Örentepe (Kelbessos) yerleşmesinden sonra, özel bir önem taşıyan ikinci bir yerleşme daha vardır. Bu yerleşme, Kelbessos'un kuşuçumu 6.5 km kadar doğu - kuzeydoğusu, Antalya'nın 16 km kadar batı - kuzeybatısı ve Doyran Köyü'nün 2 km kadar kuzeyinde, 'Keldağ', 'Göldağ', 'Doyranınkeldağ Tepesi', 'Keltepe' veya 'Göltepe' gibi değişik adlarla anılan sivri bir tepe (Res. 3-4) üzerinde yer almaktadır.

Bu yazının amacı, Keldağ / Göldağ yerleşmesinde araştırma ekibimiz tarafından keşfedilen 'Aspalos - Artemis Akraia' kültüyle ilgili epigrafik ve arkeolojik sonuçları sunmaktır.

Bu yerleşme, Termessos'un kuşuçumu 11 km kadar güneydoğusunda, Trebenna (Çağlarca) sınırında, Keldağ'ın daha az dik olan batı ve kuzeybatı eteklerinde bulunmaktadır (Res. 2-4). Ana yollardan epeyce uzakta yer alan ve bugünkü orman yolu açılıncaya kadar ulaşım imkanlarından tamamen yoksun bulunan yerleşme, bu erişilmesi çok zor durumundan dolayı, günümüze değin gezginlerin seyahatnamelerinde söz etmedikleri bir ören yeri olarak kaldığı gibi, hiçbir bilimsel araştırmaya da konu olmamıştır.

Avusturya Bilimler Akademisi adına Termessos ve Doğu - Kuzeydoğu Lykia'da araştırmalar yapan ekibimiz, 1997 yılında 'Termessos Antik Kenti ve Egemenlik Alanı Epigrafya - Tarihi Coğrafya Yüzey Araştırmaları Projesi' kapsamında Keldağ / Göldağ'da on beş gün süren yoğun bir yüzey araştırması gerçekleştirmiştir. Bu çalışmalar sırasında toplam on yedi yazıt saptanmıştır. Bu yazıtlardan biri adak, biri bina, (biri anı niteliğinde olmak üzere) üçü onur ve on ikisi mezar yazıtı idi. Bu yazıtların keşfinin en önemli katkılarından bir tanesi, yerleşmenin özel adının ve Termessos egemenlik alanı içerisindeki siyasal, adli ve hukuki statüsünün saptanmasını mümkün kılan verileri sağlamış olmasıdır. Biri bina, biri onur ve biri mezar yazıtı olan üç yazıt bu konudaki gerekli kanıtları sunmuştur. Zeus Soteros Tapınağı'nın ve kült heykelinin inşasına ilişkin bina yazıtındaki ibaresi ve onur yazıtındaki  sözcüğü, yerleşmenin Ahırtaş - Örentepe yerleşmesi gibi peripolion statüsüne sahip olduğunu öğrenmemizi sağlamıştır. Yine onur yazıtındaki sözcüğünün yanı sıra, mezar yazıtında, metnin ilk kısmının olmaması nedeniyle adını öğrenemediğimiz, lahdi yaptıran kişi için kullanılan ifadesi, yerleşmenin 'Neapolis' adını taşıdığını açıkça göstermektedir. Hellenistik dönemde kurulduğu anlaşılan bu yerleşme, Termessos egemenlik alanında Kelbessos'tan sonra ikinci bir peripolion  örneğidir. Başlıca üç yerleşmeden biri olarak önemi göz önünde bulundurulduğunda, belki de en görkemli olanıdır. Antik yazarların herhangi bir şekilde atıfta bulunmadıkları Neapolis de Kelbessos gibi demos niteliğinde kırsal bir yerleşme birimi idi. Roma dönemi boyunca gelişen ve görünüşte bölgede Hıristiyanlığın güç kazanmasıyla daha da fazla önem kazanan 'Neapolis', buna uygun olarak, oldukça iyi bir durumda günümüze kadar ulaşan binalarıyla bir kent görünümündedir.

Ekibimizin Keldağ ören yerinde yerleşmenin adının ve statüsünün belirlenmesine yol açan yol açan keşiflerinden sonra en önemli bulgusu, Aspalos - Artemis Akraia kültünün varlığını ortaya çıkarmasıdır. Söz konusu kültün keşfine dayanak oluşturan yazıtlardan en önemlisi bir adak yazıtı olup yerleşmenin bulunduğu tepenin zirvesinin yakınlarında, kayalıklar üzerinde ve bir temenos içinde inşa edilmiş, yerleşmenin şimdilik kesin olarak saptanabilen tek tapınağı durumundaki tapınağın yıkıntıları arasında ele geçmiştir. Bir tabula ansata içine, antae bloklarından birinin üzerine yazılan dört satırlık bu yazıtın transkripsiyonu aşağıdadır:

Yazıttan, tapınağın Trokondas adlı bir şahıs tarafından Aspalos - Artemis'e adandığını öğreniyoruz.

Hellence'deki (balık) sözcüğüyle eşanlamlı olan sözcüğünün, 'Balık-Artemis' şeklinde Artemis'in bir epiteti olarak kullanıldığı bu yazıt sayesinde ilk kez belgelenmektedir. Gerçi Thessalia'daki balıkçıların 'Aspalis' adını taşıyan ve Artemis'le özdeşleştirilen bir tanrıçaya taptıklarını biliyoruz. Burada önemli olan, Artemis'in kendisinin ilk kez Neapolis adak yazıtında doğrudan doğruya 'Balık' şeklinde adlandırılmasıdır. Tanrıçanın 'balık' ile ilgisi, gerek edebiyat gerek sanatta öteden beri bilinmektedir. Antik yazarlarda tanrıçanın balıkla ilişkisine işaret eden çeşitli örnekler bulmak mümkün olduğu gibi, bu ilişkiyi gözler önüne seren arkeolojik eserler de çok sayıda ve hayli ilginçtir. Balıkla bu denli yakından ilişkilendirilen Artemis, doğal olarak balıkçıların tanrıçasıydı. Yine de Neapolis'te bizzat 'Balık' diye kutsanması ve kendisine bir kült tahsis edilmesi son derece ilginçtir. Her ne kadar Hellen mitolojisinde tanrıların hayvan özelliklerine ilişkin benzetmeler yoluyla nitelendirildikleri ve dini bağlamlarda ve kült ritüellerinde çeşitli epitetlerle anıldıkları bilinen bir gerçek olsa da, bu bağlamda, Artemis'in vahşi hayvanlar, avcılık, evcil hayvanlar ve çiftçilikle ilgili epitetlere de sahip olduğu vurgulanmalıdır. Ancak bu epitetlerden hiçbiri 'Aspalos' nitelemesini taşımamaktadır. Çünkü 'Aspalos', diğerleri gibi ait olduğu tanrı adının arkasına eklenen bir epitet değil, tanrı adından önce gelen bir epitet, bir substantif (isim)'tir. Diğer bir deyişle 'Aspalos' burada tanrıçanın ikinci bir adıdır: 'Balık-Artemis'.

Adak yazıtının dışında, bölgede ele geçen altı mezar yazıtı da Aspalos - Artemis'in epitetini öğrenmemizi sağlamaları dolayısıyla önemlidir. Yazıtlardan iki tanesinin sonunda, mezar cezasının Artemis Akraia Tapınağı veznesine ödeneceği kaydı yer almaktadır. Diğer dört yazıtın sonunda ise, mezar cezasını tahsile yetkili vezne olarak tanrıça Artemis'in adının epitetsiz anıldığını görüyoruz. Ancak bugüne değin bulunan yazıtlarda, Aspalos-Artemis Tapınağı'na mezar cezası tahsil yetkisi veriliğini belgeleyen hiçbir örneğe rastlanmamıştır. Bu tapınağın bu konuda yetkili kılınmamış olması ilginçtir; çünkü görünüşe göre Neapolis'te var olan tek tapınak bu tapınak idi. Artemis'in bu kadar küçük bir yerleşmede yan yana duran değişik tapınaklarda farklı epitetlerle ve ayrıca epitetsiz olarak kutsanmış olma olasılığı hiçbir mantığa sığmamaktadır. Bu durum bizi, B. İplikçioğlu'nun tek bir Artemis kültü ve tapınağının var olması gerektiği ve bunun da Aspalos-Artemis'e ait olduğu şeklindeki akıl yürütmesini kabul etmeye sevk etmektedir. Aynı zamanda, iki mezar yazıtında Artemis'in epiteti olarak geçen 'Akraia' sözcüğünün anlamı, bu düşünceyi destekler niteliktedir. Aspalos - Artemis Tapınağı'nın Keltepe'nin doruğuna yakın bir yerde inşa edilmiş olması, dolayısıyla çevreye hakim konumu bu epitetle uyum içerisindedir. O halde 'Akraia' epiteti  Aspalos-Artemis'in epiteti olarak yorumlanmalıdır ve bundan dolayı da, adına adanmış tek bir kült ve tapınağa sahip, 'Aspalos - Artemis Akraia' şeklinde bir epitet taşıyan tek bir Artemis söz konusu olmalıdır.

Yerleşmedeki Aspalos - Artemis Akraia'ya ait olan tapınağın yanı sıra, yazıtlarda geçen Arteimas, Artemeis ve Artemes teofor şahıs adları, Neapolis'te Artemis'e gösterilen saygı ve bağlılığın göstergesidir. Neapolis için özel bir anlam ve önem taşıdığına kuşku bulunmayan Aspalos - Artemis Akraia'nın nitelikleri konusunda, 'Aspalos' sanı dışında şimdilik başka bir ipucuna sahip değiliz. Antik yazarlar bir kenara, yazıtların dahi hakkında herhangi bir bilgi vermediği bu tanrıçanın Artemis'in yerel karakterli bir tasviri olduğu muhakkaktır. Her ne kadar tanrıçanın adının önüne eklenmiş olan 'Aspalos' epiteti, yukarıda belirtildiği gibi, onun 'balık' ve 'balıkçılar'la ilişkisini gösterse de, dağlık bir yerleşmede balık olarak kutsanan bir tanrıça olarak onlarla ne gibi bir ilişkisinin olabileceği bir soru işareti oluşturmaktadır. Ancak Neapolis'te ve çevresinde çok sayıda, çay, dere ve akarsuların bulunduğu ve Antalya Körfezi kıyılarının çok uzakta olmadığı unutulmamalıdır. Bütün bunlar, Aspalos-Artemis'in daha çok Neapolis ile yakın çevresinde özellikle kara balıkçılığıyla geçinen insanlarca tapınılan bir tanrıça olabileceğini düşündürmektedir. Nitekim Termessos egemenlik alanı içerisinde, bu düşünceyi destekler nitelikte bir örnek mevcuttur. Antalya yakınlarındaki Karain Mağarası'nın duvarlarına kazılmış, Dağ veya Mağara Tanrıçası Meter Oreia ile ilgili yazıtlardan biri, civarda girdaplı sularda  balıkçılık yapanlar tarafından oluşturulan bir lonca  hakkında bilgi vermektedir. Benzer şekilde, Aspalos-Akraia kuşkusuz bu yerleşme ve civarında yaşamlarını akarsu ve göl balıkçılığı yaparak kazanan insanların ürün bolluğu bekledikleri bir doğa ve bereket tanrıçası idi. Aspalos-Artemis kültüyle ilgili tapınım şekilleri, dinsel törenler ve adaklar konusunda herhangi bir bilgiye sahip olmasak da, Atinalı Hegesandros'un sözünü ettiği gibi, balıkçıların, özellikle av sezonunun başında, sezonun bereketli geçmesi için kendisine balık adağında bulundukları düşünülebilir.

Aspalos-Artemis Akraia Tapınağı, Keldağ'ın güneybatı ucunda, Antalya Ovası ile Antalya Körfezi'ne hakim bir noktada, bir temenos içerisine inşa edilmiştir (Res. 7-8).  Tapınağın sadece cella duvarları, belirli bir yüksekliğe kadar in situ olarak korunmuştur (Res. 7, 9-11). Ana cephesi güneydoğuya bakmaktadır (Res. 11). Yapının depremlerden önemli ölçüde zarar gördüğü anlaşılmaktadır. Tapınağın planı templum in antis idi; ancak düzeni hakkında şimdilik bilgi sahibi değiliz. Aspalos-Artemis'in kült heykelinden en ufak bir parçanın dahi günümüze ulaşmamış olmasından dolayı, kültün tasviri konusunda herhangi bir yorumda bulunmak mümkün değildir. Tapınağın duvarları, yüzeyleri hafif bombeli, özenli bir işçilikle inşa edilmiş dikdörtgen taş duvarlardan oluşmaktadır (Res. 9-10). Bu da, tapınağın Hellenistik dönemde inşa edildiğini düşündürmektedir. Adak yazıtı ise tarihleme konusunda çok güvenilir ipuçları vermezken, harflerin şekilleri İS 3. yüzyılı düşündürmektedir. 'Aurelius' gens adının bulunmaması ise, İS 212'den önceki bir tarihe işaret etmektedir. Bu yazıta yakın bir yerde, aynı temenos içerisinde, üç yazıt daha bulunmuştur. Bunlardan biri, giriş kapısının lentosu üzerine yazılmış bir liste olup tapınağın inşasına ya da restorasyonuna maddi katkıda bulunan kişilerin isimlerini içermektedir (Res. 12). Diğer iki yazıttan ilki, Tiberius Claudius Marcellus adında birinin Neapolislilerin peripolion'u tarafından onurlandırılması ile ilgilidir (Res. 8, 15). İkincisi ise, ölmüş bir Dionysos rahibinin, Termilas oğlu Hermaios'un oğulları ve torunları tarafından onurlandırılması hakkındadır (Res. 16). Bu yazıtlar, İS 212'den önceki tarihleri düşündürmektedir. Eldeki bütün kanıtlar değerlendirildiğinde, bu yerde, yerleşmenin ilk kez kurulduğu Hellenistik dönemden itibaren Artemis'e adanmış bir tapınağın var olduğu düşünülebilir. Yine günümüze ulaşan kanıtların ışığında, bu kalıntılarının ilk olarak Helenistik çağda inşa edilmiş olmasına karşın, tapınağın depremlerden zarar gördüğünü ve Roma çağında onarılarak tekrar kullanıma sokulduğunu söylemek mümkündür. Dolayısıyla, tapınağın Aspalos-Artemis'e ithafını belgeleyen yazıt da bu ikinci kullanım dönemine ait olsa gerektir.

Tapınakta görevli kült personeli hakkında şimdilik bir bilgiye sahip değiliz. Bununla birlikte, adı bir mezar yazıtında yer alan Thoas diye bir rahibin Aspalos-Artemis rahibi olma olasılığı oldukça yüksektir.
Bu tapınak, Termessos teritoryumunda bugüne değin ait olduğu tanrının kesin olarak belirlenebildiği yegane tapınaktır. Tapınak ayrıca, şimdilik kırsal bir alanda Artemis'e adanmış tek tapınak olma özelliğini taşımaktadır. Termessos'u egemenlik alanıyla birlikte bir bütün olarak düşündüğümüzde, bu tapınak, Termessos'taki N4 ve N7 numaralı tapınaklardan (Res. 17) sonra, aynı tanrıçaya aidiyeti kesin olarak kanıtlanmış üçüncü Artemis tapınağı olması bakımından ayrı bir öneme sahiptir.

N. Çevik, B. Varkıvanç ve arkadaşları tarafından planlanan geniş kapsamlı arkeolojik yüzey araştırmalarının, Neapolis ve onun görkemli tanrıçası Aspalos-Artemis Akraia'nın kültü ve tapınağı hakkındaki bilgilerimize katkıda bulunacak yeni veriler sağlayacağına inanıyorum.


*Doç Dr. A. Vedat Celgin, İstanbul Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Eskiçağ Dilleri ve Kültürleri Bölümü, Eski Yunan Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı, Fen P.T.T. 34459 İstanbul

Özet Listesi