Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antalya ve Likya'nın Bizans Çağı Mimari Plastiğinin Motif ve Stil Değerlendirmesi
Sema ALPASLAN*

1998 yılından itibaren sürdürdüğümüz "Antalya ve Lykia'da Bizans Dönemi'ne Ait Taş Eserler" konulu yüzey araştırmasında, kazı yapılmayan Bizans yerleşimleri ve yapılarında in situ, yıkılmış veya devşirme kullanılmış taş eserler saptanarak belgelenmiştir. Bölgede 43 yerleşim ve yapıda, aynı zamanda Antalya Kaleiçi ve Antalya Arkeoloji Müzesi'ne bölgeden gelen toplam 348 Bizans Dönemi'ne ait taş eser incelenmiştir.

Lykia, Antalya'dan batıda Fethiye'ye kadar Akdeniz kıyılarını, kuzeyde Phrygia sınırında Korkuteli'ni ve Toros Dağları'nı içine alan bölgeyi kapsar. Çalışmamızda Doğu Lykia'da Rhodiapolis, Cormi, Acalissus, Idebessus, Melanippe, Gagae, Kumluca ve Finike Cumhuriyet Parkı'nda; Orta Lykia'da Demre-Çağman arasında Muskar, Alakilise, Alacahisar, Karabel Doğu ve Batı kiliseleri ile Devekuyusu, Çağman, Güceymen tepesindeki kiliselerde ve Çamarkası Kilisesi'nde; Denire yakınında Yukarı Beymelek'in Armutalan-Gökçeköristan mevkiindeki kilisede, Beymelek'teki Şapel ve Demre-Kaş yolu üzerinde Gürses'teki bazilikada, Apollonia, Dolichiste (Kekova Adası), Aperlae liman kenti ve Arneae'de; Batı Lykia'da Pınara, Sidyma, Balbura ve Bubon'da inceleme yapılmış; Kaleiçi'nde ve Cumanun Camii'nde devşirme ve yıkılmış durumda bulunan, Antalya Arkeoloji Müzesi'ne bölgeden getirilen, kazı buluntuları dışındaki eserler belgelenmiştir.

Bu makalede Lykia'daki taş eserler arasında bir grup seçilerek, 7.-12. yy.'lar arasında tarihleme sorunları tartışılmıştır. Lykia'nın dağlık yerleşimleri ve liman kentlerinde belgelediğimiz eserler üzerindeki belirli motifler, bölgenin üslup bütünlüğü içinde üretilmiştir. Lykia'nın özgün üslup ve motiflerinin ajur, kabartma, kazıma gibi başkent etkili teknikler ile bütünleştiği izlenir. Buna karşın, tarihlendirmede önemli ölçütler olan biçim, üslup, motif, kompozisyon ve bezeme tekniklerini yüzyıllar içinde sınırlamak oldukça güçtür. Erken dönemde kullanılan bir motifin Orta Bizans Dönemi'nde sürekliliği izlenebilmektedir. Araştırmamızda Lykia'da üretilmiş belirli motiflerin, Anadolu dışında Akdeniz'i sınırlayan kıyılarda beğeni ile kullanıldığı saptanmıştır. Bunlardan biri başak motifidir; Alakilise, Alacahisar, Aziz Nikolaos, Dereağzı ve Limyra Piskoposluk kiliseleri ile Aperlae ve Melanippe'deki kiliselerde, ayrıca Antalya Arkeoloji Müzesi'nde örneklerini bulduğumuz bu motif, yayınlarda çoğunlukla 6.-7. yy.'a tarihlenmesine karşın, küçük el sanatlarında daha sonra da görülmektedir. Akdeniz kıyılarının karakteristiği olan birbiri ile kesişen dairelerin oluşturduğu dört sivri yapraklı çiçek motifinin, 6.-12. yy.'lar arasındaki çeşitlemeleri, çiçeklerin arası boş bırakılarak, bazen araları inci motifi ile doldurularak veya delikli tipte yapılmış örnekleri, Aperlae, Arneae ve Aziz Nikolaos Kilisesi'nde bulunmuştur. Diğer bir grup olan elmas kesimi motifinin, Akdeniz kıyılarında ve adalardaki taş öğelerde 6. yy.'dan 12. yy.'a kadar görülmesi tarihlendirmeyi güçleştirir. Lykia'daki örnekleri Muskar, Alacahisar, Alakilise, Melanippe, Dereağzı ve Aziz Nikolaos kiliselerinde 6.-10. yy.'lar arasında izlenir. Aziz Nikolaos Kilisesi, Antalya Arkeoloji Müzesi ve Kaleiçi'nde belirlediğimiz taş öğeler üzerindeki iç içe daire motifinin kullanımı ise, 4. yy.'dan başlayarak 6.-8. yy.'lar arasında yoğunlaşır. Belirttiğimiz motiflerin dışında, başkent etkili, Lykia'da ve Akdeniz'de uygulanmış olan kıvrık dallar arasında palmet, yarım palmet ve akantus betimlemeleri hemen her yüzyılda karşımıza çıkmasına karşın, yaprak biçimlenişindeki üslupsal nitelikler tarihlemede belirleyicidir. Her iki motifte de yaprakların iç bükey işlenişi 9- yy. ve sonrasına, çoğunlukla 11.-12. yy.'lara tarihlenir. Finike'de Cumhuriyet Parkı'nda, Gökçeköristan'da, Aziz Nikolaos ve Dereağzı kiliseleri ile Antalya Kaleiçi'ndeki örneklerini 9.-12. yy.'lar arasında sınırlayabiliriz. Aziz Nikolaos Kilisesi'nde, Kaleiçi'ndeki devşirmelerde ve Antalya Arkeoloji Müzesi'nde belirlediğimiz, Konstantinopolis etkili ve daha çok arşitrav ve levhalarda 9. yy.'dan itibaren kullanılan arkad kompozisyonunda ise, kaide ve sütunlar üzerindeki kemer dizisi içinde genellikle palmet, yuvarlak veya sivri yapraklı çiçek vb. bitkisel bezemeler ya da İsa, Azizler, Deesis gibi figürler yer alır. Orta Bizans Dönemi'nin özgün kompozisyonları arasında diğer bir grup, şeritlerle oluşturulmuş birbirine düğümlenen daire (antrolak), kare, eşkenar dörtgen gibi geometrik motiflerin içinde bitkisel, figürlü ve haç gibi sembolik motiflerin yer aldığı bezemedir. Arneae, Alacahisar, Alakilise, Aziz Nikolaos Kilisesi ve Antalya Arkeoloji Müzesi'ndeki yapıtlarda bu kompozisyon izlenebilir. Orta Bizans'a özgü bir bezeme tekniği de, birbirine düğümlenen geçme, daire ve bitkisel motiflerin arasında matkapla yapılmış oyuklardır. Erken dönemde motiflerin adeta dantel gibi özenle işlenerek yapıldığı â jour tekniğinde kullanılan matkap, Orta Bizans Döne-mi'nde değişen beğeninin yanı sıra ekonomik koşullarla da ilintili olarak daha az işçilikle, sadece motiflerin arasında bir oyuk oluşturarak üretilmiştir. Dereağzı Kilisesi, Aziz Nikolaos kilisesi ile Antalya Arkeoloji Müzesi'ndeki öğelerde bu tekniğin örneklerine sıkça rastlanır.

Lykia'da incelediğimiz taş eserlerin tarihlendirilme ölçütünde motif ve kompozisyonla birlikte üslup, bezeme tekniği ve kimi öğelerde boyut önem taşımıştır. Yayınlarda 7. ve 8. yy. yapıtlarının çok az örnekte değerlendirilmiş olması göz önüne alınarak, sürdürülen yeni çalışmalar ile Ortaçağ kazı ve araştırmaları ışığında, bu dönemin tarihlendirme sorunları irdelenebilir. Lykia'da 6. yy.'dan itibaren motif gelişimini belirlememiz, yeni tarihleme önerilerinin yanı sıra, özellikle dinsel işlevli yapılardaki liturjik elemanların, uzun kullanım sürecinde onarım ve yenilenme olasılıklarını da ortaya koymuştur. Lykia'daki yapıların çoğu yıkık durumda ve eserler yapı taşları altında kaldığından, yüzeydeki buluntuları belgeleme ve değerlendirme çalışmalarımızın, bu alandaki araştırmalara destek olmasını umuyoruz.


*Assoc. Prof. Dr. Sema Alpaslan, Hacettepe University, Faculty of Letters, Department of Art History, Ankara.

Özet Listesi