Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Erken Dönem Likya Sikkelerinde Triskeles Motifi
Süleyman BULUT*

Bu çalışmanın amacı, Likya sikkelerinin arka yüzlerinde ana tip veya sembol olarak yer alan triskeles motifinin kökenini, kullanım amacını ve sembolik anlamını incelemektir. Likya sikkeleri dört ana gruba ayrılmıştır (bkz. Tablo 1) ve arka yüzlerinde diskeles, triskeles ve tetraskeles bulunan sikkeler, ön yüz tiplerine göre ayrıca sınıflara ayrılmış olup üzerinde triskeles ve varyasyonları bulunan sikkeler gruba, hanedana ve şehre göre de ayrı bir tabloya dökülmüştür (bkz. Tablo 3). İncelenen kataloglarda 95 farklı ön yüz tipine sahip Likya sikkeleri tespit edilmiştir. Triskelesin 80 farklı ön yüz tipinde, tetraskelesin 13 tipte ve diskelesin de 2 tipte kullanıldığı görülmüştür. Triskeles motifi I. Grupta göze görülmezken, II. Grupta oldukça yaygındır. Bir örneğin dışında, 'Athena Grubu' olarak bilinen III. Grupta ise hiç bulunmaz. Doğu Likya darphanelerinde basılan sikkelerden oluşan IV. Grupta triskeles başlıca olarak arka yüz tipi halindedir ve triskeles, aynı sikkenin hem arka hem de ön yüzünde nadiren ana tipi oluşturmaktadır. Bazı triskeleslerde ana tip, ördek, kuğu, horoz, grifon veya yılan şeklindeki hayvan protomlarıyla son bulan kollar halindedir. Sadece bir örnekte triskeles üç farklı hayvan protomuyla sonlanmaktadır. Triskeles için tercih edilen zoomorfik modeller, sembol olarak kullanılan triskeleslerde nadiren görülmektedir. II. Grupta bulunan zoomorfik modellere Kuprlli sikkelerinde sıkça rastlanmaktadır.

Koşar durumdaki üç insan bacağı veya aynı pozisyondaki üç bükülmüş koldan oluşan bu motif, antik çağa ait sikkelerde yaygın bir şekilde kullanılmıştır ve triskeles haricinde 'triquetra' veya 'trinakria' olarak da bilinmektedir. Hanedanlık Dönemi Likya sikkelerinin arka yüz tipinde ağırlıklı olarak yer alan triskeles motifi, merkezdeki bir çemberden çıkan üç bükülmüş koldan meydana gelmektedir. Bu triskeles formunun Likya'ya özgü olduğu düşünülmekte ve yaklaşık İÖ 500 yılından itibaren Likya sikkeleri üzerinde görülmektedir.

Likya sikkeleri haricinde, merkezdeki bir çemberden çıkmayan kanca gibi bükülmüş üç insan bacağından veya üç koldan oluşan triskeles motifi, vazoların, mühürlerin üzerinde ve mimaride de görülmektedir. İnsan bacaklarının bulunduğu triskeles, ilk kez İÖ 6. yüzyılda Atina darphanelerinde basılan ve 'Wappenmünzen' olarak bilinen armalı sikkelerin üzerinde görülmüştür. İnsan bacaklarının bulunduğu triskelese ayrıca Aigina, Melos, Derrones, Syracusa, Clodius Macer, Aspendos, Selge, Adada ve Karya sikkelerinde ve Selge'deki bir sunakta da rastlanmıştır. Vazo bezemesinde, insan bacaklı triskeles ve monoskeles motifleri kalkanlar üzerinde yer almaktadır.

Likya haricinde, kanca şekilli üç koldan oluşan triskeles motifi, Lidya'nın piramit biçimli mühürleri üzerinde görülmektedir ve İÖ 6. yüzyılın sonlarına tarihlenmektedir. Bu motif ayrıca, Frigya'da Düver'de bulunan bir kabartmada ve Kilikya'da Kanytelis'teki (Kanlıdivane) bir kulenin üzerindeki bir kabartmada görülmektedir. Akhaimenid sikkelerinde triskeles ve tetraskelesler kontrmark olarak ve mühürlerde triskeles ve diskelesler sembol olarak yer almaktadır. Sembol olarak kullanılan diskeles ve kontrmark olarak kullanılan tetraskeles motiflerinde merkezde bir çember vardır. Bunlar Likya dışından bilinen yegâne örneklerdir. Ayrıca insan bacaklarının bulunmadığı bu motifler, Likya sikkeleri üzerinde görülen, merkezi bir çemberden çıkan diskeleslere ve tetraskeleslere oldukça benzemektedir. Bölgenin tek hâkimi olan Perslerin bu motifleri aynı biçimde kullanmış olması, Perslerin triskelesin ve varyasyonlarının Likya'da ortaya çıkmasında aracı bir rol oynadıklarını düşündürmektedir. Öte yandan, Doğu kökenli hayvanlı 'anafor motifi'nin ve onun Anadolu'daki Tunç Çağı benzerlerinin zoomorfik Likya triskeleslerinin prototipini oluşturduğu bilinen bir gerçektir. Bu bağlamda zoomorfik Likya triskelesleri tipolojik olarak incelenirse, Anadolu etkisinin daha güçlü olduğu görülür. Ancak, İran'da veya Yunan kültürünün etkisi altında bulunan bölgelerde görülen hayvanlı 'anafor motifi'nde merkezde bir çember yoktur. Ayrıca bu örneklerde 'anafor motifi' veya triskeles, ayak ve kanatlarla tasvir edilen hayvan protomlarından oluşmaktadır.  Buna karşın Anadolu'daki Tunç Çağı 'anafor motif'lerinde ve Likya'daki zoomorfik triskeleslerde, ortadan doğan ve sadece bir baş şeklindeki hayvan protomlarında sonlanan bükülmüş kollar vardır. Bunun yanında, Likya triskeleslerinde tercih edilen horoz, kuğu, ördek ve yılan gibi hayvan seçimleri de ayırt edici bir özelliktir.

Özellikle Kuprlli sikkelerinin üzerinde görülen, ördek başlarıyla sonlanan triskelesler, tarz açısından Yunan etkisini yansıtırken Anadolu'daki Tunç Çağı örneklerini taklit etmektedir. Yine de, her şeye rağmen Likyalılar triskelesi ve varyasyonlarını merkezde bir çember ile birlikte resmetmiş ve bu özgün şekli Hanedanlık Döneminin sonuna kadar kullanmışlardır. Ayrıca, tıpkı Anadolu'daki Tunç Çağı mühürlerinde olduğu gibi, Likyalılar merkezde bir çemberin bulunduğu triskelesin kollarını hayvan protomlarında sonlandırmış ve böylece Anadolu geleneğini kendi özgün şekillerinde sürdürmüşlerdir.

Von Aulock Katalogundaki II. Grupta yer alan 4092 no.'lu sikkenin (Res. 31) ve muhtemelen Orta Likya'daki bir darphanede basılan Kuprlli dönemine ait başka bir sikkenin (Res. 32) ön yüz kalıplarının aynı olması veya aynı kalıp ustası tarafından işlenmiş olması olasıdır. Bu da merkezde bir çemberin bulunduğu triskelesin Kuprlli'nin başa geçmesiyle birlikte (İÖ 485) kullanılmaya başlandığını düşündürmektedir. Bu durum, üzerinde yazı bulunmayan, ancak arka yüzlerinde bir triskelesin yer aldığı sikkelerin İÖ 500'den sonraki bir tarihte basıldığını ve triskelesli birçok sikkenin ön yüzünde gözlenen benzerliklerden dolayı Kuprlli ve onun çağdaşları tarafından bastırıldığını akla getirmektedir. Bu yüzden, triskelesli serilerin, yaklaşık olarak Kuprlli'nin tahta çıktığı İÖ 485 yılından itibaren basılmaya başlandığını söylemek mümkündür. Ayrıca yazısı olmayıp triskelesi olan serilerin, Kuprlli Kserkses'in Yunanistan seferine katılmadan önce basıldığı, üzerinde yazı bulunan serilerin ise bu seferden sonra basıldığı söylenebilir. Nitekim Keen, üzerinde yazı bulunan sikkelerin İÖ 475'ten sonra basıldığı görüşündedir.

Her ne kadar genel olarak 'svastika' - 'anafor' motifleri ile ilişkisinden dolayı 'güneşin sembolü' olduğu kabul edilse de, triskelesin bölgelere göre anlamlarının büyük ölçüde farklılık gösterdiği kanıtlanmıştır. Triskelesin sembolik anlamına ilişkin yorumlar, dini, siyasal veya idari ve siyasal anlamlar üzerinde odaklanmıştır. Dini yorumlar güneş veya tanrı Apollon ile ilişkili ulusal bir sembol olarak kullanıldığını ileri sürerken siyasal yorumlar 'Birliğin İşareti' veya 'Likya Birliğinin Sembolü' olarak görev gördüğünü ortaya atmaktadır. İlk etapta, bu motifin svastika ile açık benzerliğinden dolayı güneşi sembolize ettiği düşüncesi akla yatkın gelmektedir; ancak, bu motifi tanrı Apollon ile ilişkilendirmek mantıklı görünmemektedir çünkü Likya'nın ulusal tanrısı triskeles motifi ile ilişkilendirilseydi, Apollon'un hem figürü hem de atribüleri bu döneme ait sikkeler üzerinde tasvir edildiğinden, Hellenistik Birlik ve III. Gordianus'un hükümdarlığı döneminde basılan sikkeler üzerinde de bir sembol olarak kullanılırdı. Ayrıca merkezi çemberin üzerinde bir baykuşun bulunduğu tetraskelesin de triskelesin bir varyasyonu olarak kullanılmış olması da bu savı çürütmektedir. Diğer taraftan, Likya'nın Hanedanlık Dönemindeki idare biçimi henüz net bir şekilde ortaya konamamıştır ve şimdilik, 'Likya Birliği' modelinin sadece Hellenistik Dönemde Likya'da kesin olarak hüküm sürdüğü kanıtlanabilmiştir. Üstelik triskeles motifinin Batı Likya'da İÖ 425 - 360 yılları arasında hiçbir şekilde kullanılmamış olması, bunun 'Likya Birliği'nin veya 'Likya Federasyonu'nun bir sembolü olarak görev gördüğünü ileri süreceklerin dikkatli olmasını gerektirmektedir.
Triskeles motifi, sadece bölgenin Pers egemenliği altında bulunduğu dönemde basılan sikkelerde kullanılmıştır. Bu da Likyalılarla Persler arasındaki ekonomik - siyasal ilişkilerden dolayı olabilir, çünkü triskeles motifi Pers egemenliği sona erdikten sonra kesinlikle kullanılmamıştır. Likya idaresinin Pers egemenliği döneminde uyguladığı politikalar, hem siyasal hem de ekonomik açıdan olumlu gelişmelere yol açmıştır. Bu dönemde Likya sikke bastırma hakkına sahipti ve günümüze ulaşan mimari ve sanat eserlerinin de ortaya koyduğu gibi buradaki kentler zenginleşmiştir. Yerel yöneticiler hem Harpagos'un soyundan geldiklerini ileri sürüyor hem de Perslerin düzenledikleri seferlere katılıyorlardı; bu sayede de özerkliklerini koruyorlardı. Likyalıların güç kazanmaları Perslere bağlı olduğundan, Pers idaresi altındaki Ksanthos hanedanlarının bu motifi Likyalılarla Persler arasındaki bu işbirliği ilişkisinin bir sembolü olarak kullanmış olmaları olasıdır. II. Gruptaki sikkelerden de anlaşılabileceği gibi, triskeles motifi 'merkezi otoritenin sembolü' olarak kullanılmış gibi görünmektedir, çünkü merkezi otorite II. Gruptaki sikkelerin basıldığı dönemde Ksanthos hanedanlarının elindeydi ve özellikle Kuprlli döneminde, sikkeler hem Batı hem de Doğu Likya'da basılıyordu. Bu motifin III. Gruptaki sikkelerin üzerinde görülmemesi ancak IV. Gruptaki sikkelerde hem ana tip hem de sembol olarak kullanılması, triskelesin merkezi otorite ile ilgili sembolik anlamının bir değişikliğe uğramış olabileceğinin göstergesidir. Attika etkisiyle daha az ağırlığa sahip bir standartta basılan Batı Likya kaynaklı II. Grup sikkelerinde hiç kullanılmamış olmaması, Attika etkisindeki taçlı (tiara) hanedan başlarının ve figürlerin tercih edilmiş olmasından kaynaklanıyor olabilir. Yine de bu, triskeles motifinin bu grupta bir sembol olarak bile asla kullanılmamış olmasını açıklamak için yeterli değildir. Triskelesin Doğu Likya kökenli IV. Grup sikkelerinde yaygın olarak kullanılmış olması, yaklaşık İÖ 4. yüzyılın başından itibaren siyasal yapıda meydana gelen bir değişiklik ile ilişkilendirilebilir. Bunun, merkezi otoritenin Ksanthos'tan önce Telmessos'a, sonra da yavaş yavaş Doğu Likya'ya kaymasının yansıtması muhtemeldir. Doğu Likya'nın Attika-Delos Deniz Birliği'ne hiçbir zaman mali katkıda bulunmadığı veya bu birliğe hiçbir zaman katılmadığı varsayılabilir. Dolayısıyla Hanedanlık Döneminin sonuna kadar Pers egemenliğinden hiçbir zaman çıkmamış olan Doğu Likya, Perslerle olan bu 'birlik'ini II. ve IV. Grup sikkelerde yaygın bir şekilde kullanılan triskeles motifi aracılığı ile göstermiş olmalıdır.


*Öğr. Gör. Süleyman BULUT, Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07040 Antalya.

Özet Listesi