Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Niobe - Medea Trajedisi? Pamphylia Lahdi Üzerinde İşlenen Frizin İkonografisine Yeni Bir Bakış
Taner KORKUT*

Mimari form bakımından lahitlere çok benzeyen, ancak boyutları itibariyle lahitlerden daha küçük olan sandukalar, arkeoloji literatüründe genelde tekil olarak incelendikleri için, bunların kullanım amacı ve üretildikleri atölyeler üzerinde yapılan yorumlarda sürekli çelişkili tanımlamalara rastlanılmaktadır. Anadolu lahitleri üzerindeki araştırmaların daha çok tipolojiye yönelik olmasından dolayı, bu eserlerin üzerlerinde betimlenen frizli anlatımların yorumlanmasında özellikle Roma Lahitleri karşılaştırma örnekleri olarak seçilmektedir. Böylece frizlerin ikonografisi ve içeriklerine yönelik araştırma sonuçlarında birbirinden farklı sonuçların ortaya çıkması da kaçınılmaz olmuştur.

Lahit literatüründe 'Antalya L' sandukası olarak adlandırılan ve bugün Antalya Müzesi'nde korunmakta olan eser, mimari formuyla frizli lahitlerin bir alt kümesi olan 'Torre-Nova-Grubu' içerisinde değerlendirilir. Ancak pek çok bilim adamı tarafından araştırma konusu olarak seçilen bu eser üzerinde yapılan değerlendirmeler, her açıdan farklılıklar göstermektedir. İlk başlarda Pamphylia atölyelerinde üretilen diğer lahitlerle birlikte aynı grup içerisinde incelenen bu eser, bugün sadece kullanılan mermerden dolayı Dokimeion lahitleri adı altında anılmaktadır. Söz konusu sandukanın 'çocuk lahdi' olarak kullanılmış olduğu tezinin dışında, 'ostothek' olarak yorumlayan arkeologlar da bulunmaktadır. Ön yüz frizinin 'Niobe' mitolojisiyle bağlantılı olduğunu savunan bilimcilerin yanında, 'Medea' trajedisini yansıttığını iddia eden araştırmacıların sayısı da az değildir.

Bugüne kadar 'dokimeion tipi' olarak adlandırılan lahitlerin aslında, Pamphylia şehirlerinde üretildikleri artık rahatlıkla söylenebilinmektedir. Kremasyon geleneğinin Pamphylia Bölgesi'nde Geç Hellenistik Dönem'de başlayıp, İ.S. 3. yy. ortalarına kadar kesintisiz olarak sürdürüldüğü de bugün bilinen bir gerçektir. Başka bir gerçek ise, bu bölgede kremasyon gömülerinin uygulandığı ostotheklerin yerli kireç taşından imal edilmiş olmaları ve bunların Dağlık Kilikia dışında başka hiçbir yerde yayılım göstermeyip, daha çok kendi içlerinde kapalı bir grup oluşturmalarıdır. Kronolojik açıdan bakıldığında, lahit literatüründe 'Hauptgruppe' olarak adlandırılan mermer lahitlerin Pamphylia ve Pisidia'da İ.S. 2. yy. öncesinde üretilmediği anlaşılır. Bu lahitlerin İ.S. 2. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yoğun bir şekilde üretilmeye başlanmasına rağmen, özellikle Pamphylia'da ostothek kullanımından vazgeçilmez. Aksine her iki gelenek uzun bir süre birlikte sürdürülür. Ancak lahitler için ithal mermer kullanılırken, ostotheklerin üretiminde yerli kireç taşı tercihinden vazgeçilmemiştir. Lahit ve ostotheklerin bezenmesinde kullanılan motiflerin detayda birbirlerinden farklı olması da yine her iki grup arasındaki önemli ayırt edici özelliklerdendir. Böylece 'Torre-Nova-Grubu' içerisinde değerlendirilen Antalya L sandukası ve benzer diğer örneklerin bu bölgede ostothek olarak kullanılmış olma ihtimali zayıf gözükmektedir. Bu tür eserler büyük ihtimalle 'çocuk lahdi' olarak kullanılmış olmalıydılar.

Antalya L sandukasının çocuk lahdi olarak kullanılmış olması gerekliliği üzerinde betimlenen frizlerin içeriklerinin yorumlanmasından da anlaşılabilir. Bugüne kadar bilinen 'Torre-Nova-Grubu' sandukalar dikkatli incelendiğinde, bunların hemen hemen hepsinin özellikle ön yüzlerinde kanonik olmayan, birbirinden farklı konuların işlendiği rahatlıkla gözlemlenebilir. Bundan yola çıkarak, bu sandukaların özel sipariş sonucunda üretilmiş olmaları gerektiği tahmin edilebilir. Sadece bazı sandukaların dar yüzlerinde ve ikinci uzun yüzünde işlenen Eros konulu anlatımlar ortak özellik olarak gösterilebilir. Bu tarz anlatımlar kanonik olmanın dışında, bu sandukaların çocuk lahdi olarak kullanımıyla da bağlantılı olmalıydı. Çünkü Eroslar mezar sanatında taşıdıkları pek çok farklı karakterler dışında, çocukları da temsil etmekteydiler. Böylece Antalya L sandukasının ön yüzünün bezenmesinde diğer yüzlerle dolaylı da olsa bağlantılı olarak, yine çocuklarla ilgili bir konu tercih edilmiştir. Pamphylia lahitlerinin bugüne kadar bilinen örnekleri üzerinde Medea veya Niobe mitolojileri ile ilgili anlatımlara rastlanılmamış olması ve karşılaştırma örnekleri olarak gösterilen Roma'nın Medea ve Niobe konulu lahitlerinin ikonografik açıdan büyük farklılar göstermesi, Antalya L sandukasının ön yüzünde yine çocuklarla ilgili fakat başka bir trajedi konusunun betimlenmiş olması olasılığını güçlendirmektedir. Bu sorun ancak ön yüz frizinin eksik olan bölümlerinin tamamlanması sonucunda giderilebilmiştir.

öylece bu frizde daha çok, geç Arkaik Dönemden geç Roma Dönemi'ne kadar değişik alanlarda ve yine birbirinden farklı onlarca varyasyonlarda betimlenen Herakles'in çocukluk mitolojisiyle bağlantılı bir anlatım olması gerekir. Bu düşünceyi destekleyen önemli bir veri olarak ise, Herakles anlatımlarının Pamphylia'da hiç de yabancı olmayan ve özellikle bölgenin frizli veya sütunlu lahitleri üzerinde sıkça sevilerek kullanılan bir konu olması da gösterilebilir. Sağ köşede kollarını yanlara açarak soluna doğru hamle yapan çocuk figürünün, bu duruşundan her iki elinde de birer yılan tuttuğu tahmin edilebilir ve böylece bu çocuk betimlemesi Herakles olarak yorumlanabilir. Herakles'in hemen arkasında elinde budaklı bir bastonla ve sakin pozisyonda betimlenen Amphitryon, yine en erken örnekler üzerinde de görülür. Frizin sol köşesinde ise, Herakles-İphikles ikonografisinde başlangıçtan itibaren genelde aynı ponderasyonda verilen ve İphikles'i kurtarmaya çalışan Alkmene betimlenmiş olmalıdır. Ortada yüksek bir scrinium üzerinde oturan ve endişeli bir bekleyiş içerisinde duran kadın figürünün bu anlatım tarzıyla her ne kadar bu ikonografide yeri olmasa da, Herakles-İphlikles sahnesiyle özdeşleşen karakterlerin tamamlanması yöntemiyle buradaki rolünü izah etmek zor olmasa gerek. Tanrıça Athena'nın Herakles'in koruyucusu olarak, Herakles-İphlikles ikonografisinde başlangıçtan itibaren sürekli yerini aldığı arkeolojik eserlerden bilinmektedir. Fakat burada betimlenen kadın figürü tanrıçadan daha çok, sivil bir karakter taşımaktadır. Bu sandukanın bir çocuk lahdi olarak kullanıldığı dikkate alındığında, ortadaki kadın figürünün de büyük ihtimalle bu lahdi çocukları için yaptıran kişi olması gerekir. Ayrıca bu figürün tam ortada betimlenmiş olması ve bir scrinium üzerinde yüceltilmesiyle burada bir alegori'nin yapıldığı da düşünülebilir. Böylece ortadaki kadın figürü burada aynı zamanda koruyucu tanrıca Athena'yı da temsil ediyor olmalıydı. Arka planda koşuşan ve heyecanlı bir durumda betimlenen iki kadın figürü, yine sağ köşede duran Herakles'e konsantre olmalarıyla da, Roma Dönemi frizli lahitleri üzerinde sıkça karşılaşılan boşlukları doldurma motifleri ile karıştırılmamalı veya Amme olarak algılanmamalıdır. Çünkü Herakles-İphikles ikonografisinde görülen iki karakter daha bulunmaktadır. Bu nedenle Herakles'in hemen yanında yer alan ve elinde bir meşale tutan kadın figürü ön bilici Teiresias, İphikles'in olduğu bölümde betimlenen ise, ışık tanrıçası Nyx olarak kabul edilebilir.

Sonuç olarak bir kez daha görüldü ki, bugüne kadar Sarkophag-Corpus kapsamında daha çok tipolojik açıdan incelenen ve genelde 'dokimeisch' olarak adlandırılan Pamphylia Bölgesi frizli lahitlerinin yeniden gözlem altına alınmasıyla, hem atölye sorunları üzerinde hem de onların kullanım amacına yönelik ifadelerde açıkta kalan pek çok nokta hakkında, eskilerine oranla daha farklı sonuçlara ulaşılabilinmektedir. İkonografik açıdan da pek fazla yakından ilgilenilmeyen bu lahitler, tekil örneklerle değil de grup halinde daha detaylı olarak yeniden incelendiğinde, Antalya L sandukasında olduğu gibi, bunlar üzerinde her zaman gerçeğe daha yakın yeni yorumlar da yapılabilinecektir.


*Doç. Dr. Taner Korkut, Akdeniz Üniversitesi, Fen Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07040 Antalya.

Özet Listesi