Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akdeniz Medeniyetleri Ara?t?rma Enstits
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Antakya ve Tarsus Eksenli İlk Dönem Hıristiyanlığı'na Bir Bakış
Mehmet AYDIN*

Hıristiyanlık tarihinin ilk dönemlerinde Antakya ve Tarsus kentleri önemli bir rol oynamıştır. Bu kentlerin yeri, Tarsus'un Hıristiyanlığa inananların kaçtıkları yerlerden bir tanesi olması nedeniyle daha da güçlenmiştir. Yahudi ve Roma baskısı altına giren ve bundan dolayı artık Kudüs ve Nasıra'da kalamayanlar bu kente kaçmıştır. Ayrıca Hıristiyanlığın yayılmasındaki rolü asla göz ardı edilemeyecek olan Havari Paulos da Tarsus'ta doğmuştur.

Havarilerin ilk aşamada doğrudan temas içerisinde oldukları halk tabii ki Yahudi halkı idi çünkü İsa bu toplum içerisinde yaşamış ve çarmıha gerilmişti. Ancak Yahudi olmayan inananların sayısı da hızla arttı ve Antakya ve çevresinde bir Hıristiyan cemaati oluştu ve hızla büyüdü.

Kudüslü Hıristiyan cemaati, son zamanlarda Hıristiyanlığı kabul eden kişileri doğru bir şekilde bilgilendirme görevini Barnabas'a verdi ve Barnabas, Roma İmparatorluğu'nun doğu bölümündeki bu önde gelen kentte Aziz Paulos ile işbirliği yaptı. Çeşitli etnik ve kültürel grupların bir araya geldiği ve birbirine karıştığı bu barış dolu kentte birçok Yahudi ve pagan Hıristiyanlığı kabul etti ve bu dine inananlar ilk kez bu kentte 'Hıristiyan' olarak anıldı.

Kudüs'ün dışında hem Antakya'da hem de Tarsus'ta Hıristiyan cemaatler yaşıyordu. Bu iki bölge, birbiriyle kesintisiz bir iletişim sürdürüyordu. Bu farklı kültürel arka planlardan ortaya çıkan yeni yorumlar, kimi zaman ilişkilerin gerginleşmesine kimi zaman da sıcak dostlukların ve dayanışmanın oluşturulmasına yol açıyordu.

Petros, Antakya çevresindeki Yahudiler arasında yayılan bu yeni inancı doğru bir şekilde ve derinlemesine aktarma konusunda önemli bir role sahipti. Paulos ise çabalarını daha ziyade pagan Romalılar arasında sürdürüyordu. Bu sıralarda, Yahudi olanlarla olmayanlar arasında sünnet konusuyla ilgili olarak bir anlaşmazlık çıktı, ancak Aziz Paulos, şeklinden ziyade inancın kendisini ön plana çıkararak durumu yatıştırmayı başardı. Paulos, Petros ve Barnabas'ın faaliyetleri Antakya ve Tarsus bölgesi ile sınırlı değildi ve Hıristiyanlık mesajının hem Yahudilere hem de paganlara yayıldığı Likaonya'daki Seleukeia, Kıbrıs, Derbe ve Listra'yı da kapsıyordu. Kurtuluşun anahtarı olarak inancın öneminin ve bir Hıristiyan için putperestlikten ve cinsel ahlaksızlıktan uzak durmanın gerekliliğinin altı çiziliyordu.

Kudüs'teki Hıristiyan cemaatinin lideri olan Yakup, burada yapılan bir toplantıda daha önce Nuh'un ifade ettiği düşünceleri dile getirdi ve Kudüs ile Antakya'daki inananların inançları arasındaki çeşitli farklılıklar uzlaştırıldı ve Hıristiyan birliği sağlandı.

Antakya, birbirini izleyen Hıristiyan misyonerlik faaliyetlerinin karargâhı oldu ve Hıristiyanlığın ilk günlerinden itibaren Doğu Hıristiyan âleminin kontrol ve propaganda merkezi haline geldi. Petros, Barnabas ve Paulos'a ek olarak Havariler Yuhanna ve Thomas da Antakya Kilisesinde bir süreliğine görev yaptı.

Antakya Kilisesinin önemi çeşitli özelliklerine dayanmaktadır: Havariler tarafından kurulan ilk kiliselerden bir tanesi idi; Hıristiyanlığın ilk döneminde yaşanan bir kıtlık sırasında Yahudiye'deki Hıristiyan cemaatlerine destek ve merhem olma çabaları; Hıristiyanlık inancını Asia, Roma ve Mezopotamya'ya yayma çalışmaları sırasında karargâh rolünü üstlenmesi ve dini hizmetleri Aramca olarak sunması, böylece Hazreti İsa'nın ve onun müritlerinin dilini kullanması. Tüm bu unsurlar, Antakya Kilisesinin önemini göstermektedir.


*Prof. Dr. Mehmet Aydın, Selçuk Üniversitesi, İlahiyat Fakültesi, Konya.

Özet Listesi