Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Kaleii Mzesi
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Şahkulu Baba Tekeli Ayaklanması
Giray ERCENK*

Bu makale, Anadolu'daki en kapsamlı halk ayaklanmalarından biri olan Şahkulu ayaklanmasının altında yatan sebepleri ve gerçekleştiği coğrafyayı incelemektedir.

Kaynaklar, 11. yüzyılın sonundan itibaren Antalya bölgesinde göçebe Oğuz Türklerinin varlığından söz etmektedir. Bu bölge, onların yerleştikleri yer olmuştur, çünkü yazın dağlarda ve kışın ovalarda konakladıkları süreler içinde hayvanları için bol miktarda taze yiyecek bulabiliyorlardı. Bu bölgedeki Oğuz varlığı, Denizli ovalarından Antalya kıyılarına inerlerken İkinci Haçlı Seferleri ordusunun büyük kayıplar vermesine yol açmıştır. Selçukluların 1207'de Antalya'yı ele geçirmesinden sonra, bölgedeki Oğuz varlığı iyice güçlenmiştir.

Antalya Körfezinin batısında bulunan Teke Yarımadasındaki birçok yer, hâlâ bölgeye yerleşen ilk Türk boylarının adlarını taşımaktadır.
Kaynaklara göre, Mübariziddin Mehmet Bey, Antalya şehrini Kıbrıslı Lüsinyen (Lusignan)  Şövalyelerinden geri alma konusundaki inadı yüzünden 'Teke Paşa' adıyla anılıyordu. Kıbrıslılar şehri 1361 yılında işgal etmişti. Mehmet Bey'in idaresi altında bölge 'Teke İli' olarak anılmaya başlanmıştı ve 14. yüzyılın sonundan itibaren burada yaşayan halka da 'Tekeliler' denmiştir.

Kaynaklara göre, 14. yüzyılın ikinci yarısında Osmanlı Sultanı Yıldırım Bayezid bu bölgeye bir sefer yapmış ve on bin develik ganimetle geri dönmüştür. Yıldırım Bayezid, Teke bölgesini önce oğlu İsa'nın, daha sonra da 'sancak' statüsüyle oğlu Mustafa Çelebi'nin yönetimine vermiştir. Teke bölgesinin zengin toprakları birçok 'tımar'a bölünmüş ve 16. yüzyılın başında Sultan II. Bayezid'in oğlu Şehzade Korkut'un sancağı haline gelmiştir.

Timur, Teke bölgesini Anadolu seferi sırasında işgal etmiştir. Kaynaklardan edinilen bilgiye göre Timur, Anadolu'yu terk ederken beraberinde 30.000 esir götürmüştür. Timur, Anadolu'dan çıkarken, yolu üzerinde yer alan ve o sıralarda Safevi hanedanının kurucusu Şeyh Safiyeddin'in torunu Hoca Ali'nin idaresinde bulunan Erdebil Tekkesine uğramış ve bölgedeki birçok köyü bu tekkeye bağışlamıştır. Timur ayrıca son derece saygı duyduğu Hoca Ali'ye başka bir isteği olup olmadığını sormuş. Hoca Ali ise başka bir isteği olmadığını söylemiş, ancak Timur'un Anadolu'dan getirdiği esirleri serbest görmek istediğini dile getirmiştir. Bunun üzerine Timur bütün esirleri serbest bırakmış ve evlerine göndermiştir. Bölgedeki emirlere de, bu insanların kesinlikle hiçbir zulme maruz bırakılmaması talimatını vermiştir. Timur tarafından alınmış ve Hoca Ali'nin isteği üzerine serbest bırakılmış bu esirlerden bazılarının Teke bölgesinden gelen göçebe veya yerleşik Türkmenler olduğu kesindir. Kaynaklara göre, Teke Sancağından olan göçebe / yerleşik Türkmenlerin Safevilere karşı besledikleri derin duygular bu olaydan kaynaklanmaktadır.

Hoca Ali'nin torunu Cüneyt'in ve onun üstün propaganda yeteneği ile bilinen oğlu Haydar'ın hükümdarlığı sırasında, Türkmen Tekelilerle Safeviler arasındaki sıcak ilişkiler daha da gelişmiştir. Haydar'ın oğlu Şah İsmail, 16. yüzyılın başında Safevi Devletini kurduğunda ve bunu izleyen yıllarda Erdebil Tekkesine bağlı olan Türkmen Tekelilerden çok büyük destek görmüştür. Tekeli Türkmen beyleri her zaman Şah İsmail'in yanında yer almıştır.

Hasan Halife, Haydar tarafından eğitilen ve propaganda için Anadolu'ya gönderilen müritlerden bir tanesi idi. Kaynaklarda, Osmanlı Sultanı II. Bayezid'ın dualarıyla kendisini kutsaması için, doğum yeri olduğu düşünülen Yalınlı Köyüne yakın bir mağarada oğlu Şahkulu ile yaşayan Hasan Halife'ye her yıl düzenli olarak para gönderdiği belirtilmektedir. Korkuteli'nin kuzeyindeki Yalınlı Köyü, Antalya ile Efes'i birbirine bağlayan eski Roma ticaret yolu üzerindeydi. Bu yol, Döşemealtı civarındaki kışlaklarıyla Korkuteli'nin kuzeydoğusunda bulunan Bozmusa Dağındaki yaylakları arasında gidip gelirlerken göçebe Tekeliler tarafından da kullanılmıştır.

16. yüzyılın başı ile ilgili kaynaklar, Osmanlı baskısı altında bulunan heterodoks göçebe / yerleşik Türkmenlerle Teke İli ve çevresindeki tımarlarını kaybetmiş olan sipahilerin hissettikleri huzursuzluktan bahsetmektedir. Şahkulu, Türkmenlerle sipahiler arasındaki bu huzursuzluğu becerikli bir şekilde örgütleyen ve kendi adını taşıyan ayaklanmayı başlatan kişi olacaktı.

Göçebe Teke Türkmenleri, kışlarını Antalya şehrinin kuzeyindeki Döşemealtı Ovasında geçiriyordu. Döşemealtı, adını Antalya'yı Batı ve Orta Anadolu'ya bağlamak için yapılan taş döşeli Roma yolundan almaktadır. Döşeme Derbendi, Roma yolunun Döşeme bölgesini terk ettiği noktada bulunmaktadır ve bölgenin en önemli soysal merkezini oluşturmaktaydı. Şahkulu, Türkmen göçebe halkının henüz kışlakta bulunduğu bir zaman olan 1511 ilkbaharında Döşeme Derbendinde çeşitli ritüellerin de uygulandığı bir dizi gizli toplantı düzenledi ve bu insanları Osmanlı idaresine karşı kışkırttı. Bu sıralarda, babası Sultan II. Bayezid ile sorunlar yaşamış ve Mısır'a kaçmış olan Şehzade Korkut, babasıyla uzlaşmaya vardı ve Antalya sancağını yönetmek üzere geri döndü. Korkut, Şahkulu'nun gerçekleştirdiği bu toplantılardan haberdardı ve bu yüzden subaşısı Hasan Bey'i Şahkulu'nun üzerine yürüttü. Ancak Şahkulu kaçmayı başardı.

Korkut, Sultan II. Bayezid'ın hükümdarlığının son yıllarında, babasının ölümü üzerine saltanat tahtına çıkmasını kolaylaştırmak için başkent İstanbul'a daha yakın olmak istedi. Bu yüzden büyük bir gizlilik içinde Antalya Sancağından ayrıldı ve Yenice Geçidi yoluyla Manisa'ya doğru hareket etti. Asiler, Korkut'un ani gidişinin Sultan II. Bayezid'ın ölümünden kaynaklandığı sonucuna vardılar. Şahkulu, bu sırada Döşeme Derbendinden daha güvenli bir yer olan ve Döşeme Geçidinin derinliklerinde bulunan Kapulu Kaya'da saklanıyordu. 29 Mart 1511'de Şahkulu ve onu destekleyenler Şehzade Korkut'un eşyalarını taşıyan bölüklere Yenice Derbendinde saldırdı ve onların çok kayıp vermesine yol açtı. Subaşı Hasan Bey saldırı haberini aldı ve Yenice Derbendinde karşı bir saldırı düzenledi, ancak ağır yaralandı ve Antalya Kalesine sığınmak zorunda kaldı. Şahkulu, bunun üzerine Antalya şehrini kuşattı, ancak daha sonra fikrini değiştirip Antalya üzerindeki kuşatmayı kaldırdı ve aynı zamanda yağmaladığı Korkuteli, Elmalı ve Gölhisar kasabaları yoluyla Burdur'a yöneldi.  Burdur'da kendisini Nokta yönetimindeki Osmanlı bölükleri karşıladı ve Şahkulu bunları savaşarak yendi. Sonra, Anadolu Beylerbeyliğinin merkezi olan Kütahya'ya ulaştı. Burada da Osmanlı Beylerbeyi Karagöz Ahmet Paşa'yı yendi, onu öldürdü ve Kütahya'yı ele geçirip yağmaladı. Bursa'ya hareket etmek üzereyken Sultan II. Bayezid'in hâlâ hayatta olduğunu öğrendi. Bu haber, Şahkulu'nun yönünü Veliaht Korkut'un bulunduğu Manisa'ya doğru değiştirmesine yol açtı ve Şahkulu'nun güçleri, kendisinin üzerine gönderilen Hasan Ağa'yı yendi.

İstanbul'da ikamet eden Sultan II. Bayezid meydana gelen bu olaylardan haberdar oldu ve bu ayaklanmayı bastırma görevini Sadrazam Ali Paşa'ya verdi. Şahkulu Ali Paşa'nın gelişini öğrendiğinde, Teke İline geri çekilme kararı aldı. Önce, Burdur ile Antalya arasındaki sınır üzerinde bulunan Kızılkaya'ya yerleşti, sonra daha da geri çekilerek Döşeme Derbendine gitti. Ancak bu mevkide Ali Paşa'nın güçlerine karşı koyamayacağını anladığında, dağ geçitlerini kullanarak Beyşehir'e ulaştı. Şahkulu burada 17 Haziran 1511 tarihinde Karaman Beylerbeyi Haydar Bey'i mağlup edip öldürdü. Sonra, Kayseri üzerinden Sivas'a doğru yoluna devam etti. Sadrazam Ali Paşa Sivas yakınlarında onu yakaladı ve 2 Temmuz 1511 tarihinde gerçekleşen savaşın sonunda hem Ali Paşa hem de Şahkulu öldü.

Kaynaklara göre, hayatta kalan asiler Sivas'tan yollarına devam ederek Erzincan üzerinden İran'a gitti.


*Giray Ercenk, Antalya Kültür Sanat Vakfı Antalya Kültür Merkezi, 100. Yıl Bulvarı, AKM içi 07070 Antalya.

Özet Listesi