Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Psidia'da Chthonik Aphrodite Kültü
Taner KORKUT*

Pisidia Bölgesi'nde yapılan bir kaçak mezar kazısında ele geçen ve bugün Yalvaç Müzesi'nde koruma altına alınan terrakotta kadın büstü, bu makalenin konusunu oluşturmaktadır. Yüksekliği 13,5 cm, genişliği ise 9 cm olan eser oldukça iyi fırınlanmış, kireç-kum katkılı, kırmızımsı pembeye yakın bir hamurdan yapılmıştır.

Kalıp ile çalışılmış olan figür, bel hizasının hemen üzerinden itibaren bir kadın büstü olarak tasarlanmıştır. Büstün alt kısmı düzgün bir şekilde kesilmiştir. Her iki kol gövdeye yapışık olarak, yanlardan serbestçe aşağı doğru sarkar durumda verilmiştir. Kadın figürü üzerinde, gövdesini sıkıca saran uzun kollu bir chiton taşımaktadır.
Chitonun yakası yarımay formunda verilmiş olup, zengin kıvrımlarla oldukça hareketlendirilmiştir. Benzer kıvrımlar gövdenin orta kısmında da göze çarpmaktadır. Hortum gibi kabarık verilen kıvrımlar burada, yatay ve yarımay formda dalgalı olarak işlenmiştir. Bu giysinin üzerine ikinci bir elbise olarak himation bulunmaktadır. Bir şal gibi omuza atılan himationun kenarları, göğüslerin üstlerini kapatacak şekilde dikey olarak aşağı sarkmaktadır. Kumaşın göğüs üzerlerine gelen uç kısımları her iki yandan, üçlü plastik dikey kıvrımlarla hareketlendirilmiştir. Benzer dikey kıvrımlar, kollar ile gövdenin birleştiği yerde de birer adet kullanılmıştır. Bu iki kıvrım dizilerinin aralarında kalan bölge düz bırakılmış olup, bunun üzerine dikey bir sarmal palmet frizi işlenerek, kumaşın zenginliği vurgulanmak istenmiştir. Gövdenin arka kısmı büyük oranda sade bırakılmıştır. Sadece sağ kolun üzerindeki giysi kıvrımları ve uçları düzgün kesilmiş, aşağı taralı saçlar vurgulanmıştır. Bunlardan başka, ensenin hemen altında yuvarlak olarak şekillendirilmiş küçük bir pişirme deliği de göze çarpmaktadır.

Eser üzerinde farklı süs eşyaları da bulunmaktadır. Kadın figürü boynunda, ortasından yuvarlak bir madalyon sarkan, oldukça sıkı bir örgülü kolye taşımaktadır. Benzer tarzda örgülü, fakat daha uzun tutulmuş bir kolye, zincir gibi göğüslerin alt seviyesine kadar sarkmaktadır. Bu zincirin tam ortasında ise, bir istiridye kabuğu madalyon gibi asılmıştır. Bunlardan başka, figürün kulak memeleri üzerine gelecek şekilde birer yuvarlak küpe de yerleştirilmiştir.

Tipolojik bakımdan benzer tarzda şekillendirilen kadın büstleri, Arkaik Dönem'den itibaren Demeter-Persephone veya Aphrodite kültleriyle bağlantılı olarak, sakral alanda kullanıldığı gibi sepulkral alandan da pek çok örnekleri bilinmektedir. Sakral alanlarda kullanılan kadın büstlerinin temsil ettiği tanrısal karakterleri tanımlamak hiç de zor değildir. Ancak sepulkral alanlarda karşılaşılan örneklerde çoğu zaman çelişkiler yaşanmaktadır. Böyle durumlarda daha çok figürlerle birlikte verilen diğer objeler incelenmelidir. Makalenin konusunu oluşturan kadın büstü zengin giysi yapısı ve taşıdığı süs eşyaları dikkate alındığında, önemli bir karakteri temsil ettiği anlaşılır. Ancak bu karakterin kime ait olduğu sorusu, daha çok boynundaki zincire asılı "istiridye kabuğu" ile açıklanabilir. İstiridye kabuğu atribut olarak tanrıça Aphrodite ile ilişkilendirilir. Çünkü mitolojiye göre tanrıça, Kıbrıs açıklarında ona hayat veren bir istiridyenin içinden doğmuştur. Dolayısıyla Yalvaç Büstünün, tanrıça Aphrodite ile ilişkili olması gerektiğini söylemek, hiç de yanlış olmasa gerek.

Yalvaç Büstünün tanrıça Aphrodite ile olan ilişkisini doğrulayan en yakın örnek, Patara Antik Kenti'nden bilinen Geç Hellenistik pişmiş toprak kadın büstüdür. Her iki büste benzer diğer örnekler daha çok Roma Dönemi'nde yapılmış olup, ancak bu eserler büyük yontular veya tam figür kabartmaları olarak tasarlanmıştır. Örneğin Perge Antik Kenti'nde ele geçen ve bugün Antalya Müzesi'nde sergilenen giysili bir kadın heykeli, göğüslerinin altından dolanan kemere asılı bir istiridye kabuğu taşımaktadır. Perge F2 ve F4 Nymphaion'ları kabartmaları üzerindeki Aphrodite Rahibeleri de, boyunlarındaki zincire asılı bir istiridye kabuğu ile birlikte verilmiştir.

Ancak boynunda veya gövdesinde asılı istiridye kabuğu ile verilen kadın figürlerinin her zaman Aphrodite veya onun rahibesi ile ilişkilendirilemeyeceğine dair örnekler de bilinmektedir. Örneğin Perge antik kenti cadde sütunlarının biri üzerindeki, bir elinde meşale ve diğer elinde yay tutan giysili Artemis Pergaia kabartmasında tanrıca, boynunda asılı zincire tutturulmuş bir istiridye kabuğu da taşımaktadır. Benzer bir anlatım, bugün Gaziantep Müzesi'nde sergilenen oturan Kybele heykelinde de gözlemlenir. Burada da tanrıça, göğüslerinin arasından sarkan zincire asılı bir istiridye kabuğu ile verilmiştir.

Tapınak mimarisi dikkate alındığında, Aphrodite kültünün diğer tanrılar kadar yaygın olmadığı izlenimi doğar. Çünkü bugüne kadar Anadolu ve batıdan bilinen Aphrodite tapınaklarının sayısı çok fazla değildir. Tanrıçanın doğduğu yer olarak belirtilen Kıbrıs Adası, onun kültünün belki de en yaygın olduğu bölge kabul edilir. Ancak küçük arkeolojik buluntular ve epigrafik veriler dikkate alındığında durumun böyle olmadığı, Aphrodite kültünün antik çağlarda tüm Anadolu'da da yayılım göstermiş olduğu anlaşılır. Hatta bazı bölgelerde Aphrodite, diğer tanrıçalar ile birlikte de, Kybele, Artemis gibi, tapınım görmüştür.

Antik çağlarda öbür dünya inanışlarından kaynaklanan bir gelenek olarak insanlar, bazı tanrıları özellikle chthonios olarak adaklarla onurlandırırlardı. Hatta chthonik tanrıların tam figürlerinin veya büstlerinin mezarların içerisine ölülerle birlikte bırakıldığının pek çok örneği de bilinmektedir. Çünkü inanışa göre bu chthonik tanrılar, öbür dünyada insanlara daha iyi bir hayat sunma gücüne ve yeteneğine sahiplerdi. Tanrıça Aphrodite'nin de bu chthonik tanrılardan biri olduğu kabul edilmiştir ve öbür dünyada, ona inanan insanlara tanrısal sonsuz bir hayat vereceğine inanılmaktaydı. Bundan dolayı, pek çok mezar içerisine adak olarak Aphrodite heykelcikleri bırakılmıştır. Roma Dönemi frizli lahitlerinin üzerindeki Aphrodite betimlemeleri, yine Aphrodite Chthonios inancının başka bir ifade tarzı olarak yorumlanabilir. Bütün bu tanımlamalar gösteriyor ki Yalvaç Büstü, tıpkı Patara veya diğer örneklerde olduğu gibi, Aphrodite Chthonios'a adak olarak mezarlara bırakılan, tanrıçanın sembolik figürlerinden biri olmalıydı.

Yalvaç Büstünün ne zaman yapıldığı sorusu, eserin saç modası ve stilistik yapısı ile açıklanabilir. Başın arkasındaki saç yapısı ve kulakların hemen önünden sarkan üçer adet ince ve kısa saç lülesi bu büstte, Flavius'lar Dönemi'nde yaygın olan toupet tarzı bir saç modasının kullanılmış olduğunun önemli bir belirtisidir. Arkada kalan saçlar burada, toupet tarzı saç modasında genelde görüldüğü üzere, arkaisistik biçimde serbestçe enseye doğru taranmıştır.. Figürün anatomisinde gözlemlenen, birbiriyle tezat proposizyonlar da bu dönemde sıkça karşılaşılan sitil yapısını anımsatır. Örneğin oldukça ağır ve hareketsiz gövdenin üzerinde yükselen küçük bir baş yapısı veya büyük ve etli bir burnun verildiği yüzdeki diğer organların oldukça minyatür tutulması, yine bu dönemde karşılaşılan stilistik özelliklerdendir. Sonuç olarak, Yalvaç Büstü'nün stilistik yapısı onun büyük ihtimalle İ. S. 1. yüzyılın sonlarına doğru yapılmış olması gerektiğini göstermektedir.


*Doç. Dr. Taner Korkut, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07058 Antalya.

Özet Listesi