Ana Sayfa Sayılar Yayın İlkeleri Sipariş Formu Linkler İletişim English
Detaylı Arama  
Akmed Anmed Web Sitesini Ziyaret Etmek ?in T?klay?n?z.
Akmed etkinlikleri ve duyuruları hakkında bilgi almak isterseniz listemize üye olunuz.
E-Mail:
İsim:
Soyisim:
 
 
 
 

Ö Z E T

Likya - Pamfilya - Pisidya Sınır Bölgesinden Sıradışı İki Zeytinyağı İşliği
Süleyman BULUT*

1994 yılında Lykia'nın doğuda, Pamphylia ve Pisidia ile kesiştiği sınır bölgesinde başlatılan ilk periyodik yüzey araştırmalarında, çok sayıda çiftlik evi, işlik ve tarım alanları tespit edilmiştir. Bunlar kent merkezlerinde yada kente yakın tarım alanlarında yer alırlar. Özellikle Trebenna'yı Onobara'ya bağlayan antik yol boyunca yoğunlaşan çiftlik evlerinin bazılarında, işlik birimlerinin de  yer aldığı görülmüştür. Söz konusu işlikler, Doğu Çiftlik II, Mersincik ve Gedeller çiftlik evlerinde avluda; Kessener, Yalnız Mezar ve Akçınar çiftlik evlerinde ise kapalı mekanlar içindedir. Kessener ve Akçınar çiftlik evlerinde işlik odasında ikişer, diğerlerinde ise birer adet baskı kolu yuvası mevcuttur. Bunların dışında, bağımsız kapalı mekanlarda yer alan işliklere de Trebenna-Onobara yolu üzerinde ve Alakisle de rastlanılır. Tekneleri anakayaya oyulmuş bağımsız işliklerin de, çiftlik evlerinin yanında yada antik dönem teraslarıyla tarıma uygun hale getirilmiş alanlarda yoğunlaştığı görülür.

Neapolis antik kentindeki işliklerin, konutlarla ilişki içinde olduğu, onların bir bölümü olarak kapalı mekanlar içinde tasarlandıkları görülür. Kelbessos ve çevresindeki araştırmalar henüz tamamlanmamasına karşın, bölgedeki çiftlik ve işliklerin sayısal yoğunluğu ön araştırmalarımızdan bilinmektedir. Zira, oldukça küçük bir yerleşim birimi olan Üçtepeler'de 7 adet işlik tespit edilmiştir.

Araştırma bölgesinde tespit edilebilen çiftlik evleri ve işlikler, bölgenin zeytinyağı ve şarap üretim kapasitesi, tarım alanlarının tespiti ve presleme teknikleri hakkında önemli bilgiler verirler. Bu bağlamda, zeytinlik ve bağlık alanların yayılımlarını, işliklerin dağılımlarına bakarak kısmen yapabilmek olasıdır. Kesin sınırlar çizilemese de, bazı bölgeler dışındaki tüm yerleşimlerde hem zeytin hem de üzümün yetiştirildiği söylenebilir. Zira, Dipsiz, Trebenna kent merkezi, Typalia, Neapolis, Kelbessos, Üçtepeler ve Gedeller'de hem şarap hem de zeytinyağı işlikleri tespit edilmiştir. Buna karşın Trebenna'yı Onabara'ya bağlayan antik yol üzerindeki çiftlik evleri, Yalnız Mezar, Kocaköy, Belen, Hurma Köyü Sarısu Mahallesi'nde tespit edilenlerin tümünün, Kessener ve Üçtepeler'de ise büyük bir  çoğunluğunun şarap işliği olması, söz konusu alanlarda yoğunlukla üzüm yetiştirilmiş olabileceğini düşündürmektedir.

Ana kayaya oyulmuş pres yatağı/ezme teknelerinin en küçüğünün 0.70x1.00 m., en büyüğünün ise 2.35x2.70 m. ölçülerinde olduğu görülmüştür. Şarap üretimine yönelik düzenlenmiş kare ya da dikdörtgen formlu bu teknelerin, hem pres yatağı hem de ezme teknesi olarak kullanılmış olduklarını söylemek mümkündür. Zeytinyağı işliklerinde, tanelerin ezilmesine yönelik olarak kullanılan trapetum ve orbisler ile aynı işlikte tespit edilen pres yatakları, kare yada dikdörtgen formludurlar. Ortalama 1.35x1.40 m. ölçülerinde ve 0.50 m. kalınlığındaki monolit bloktan oluşan pres yatakları, oluğa bağlanan yuvarlak akıtma kanallarına sahiptirler (Res. 4). Trapetum teknelerinin çapları, 1.80-2.20 m. arasındadır. Az sayıda ele geçen ve benzer forma sahip orbisler 0.90-1.03 m. çapında, 0.26-0.30 m. kalınlığındadırlar. Orbislerin tümünde 0.03 m.lik bir silme görülür (Res. 5 vd.).

Bölgede, iki tip ağırlık taşı (litus) tespit edilmiştir. Birinci tipi, ortalama çapları  0.65-0.70 m., yükseklikleri ise 0.60-0.70 m. olan silindirik formlu ağırlık taşları oluşturur. Üste doğru gittikçe daralan bu litusların bazılarının üst kısımlarında yalnızca zıvana, bazılarında ise zıvana ile birlikte 4 adet dübel yuvası görülür. Bazı örneklerde ise salt 4 adet dübel yuvası yer alır (Res. 16). Bölgede yoğun olarak görülen ikinci tip ağırlık taşlarını, alta doğru gittikçe genişleyen ve üstte bağlama deliğine sahip çan yada konik formlu olanlar oluşturur (Res. 7, 8). Bunların yükseklikleri 0.60 ile 0.85 m. arasında değişmekte olup altta 0.50-0.75 m. genişliğe sahiptirler. Ağırlık taşları, işliklerde kullanılan presleme teknikleri hakkında da bazı ipuçları verirler. Birinci tip ağırlık taşlarının bulunduğu işliklerde, "Plinius Presi" olarak da bilinen "taş ağırlığa bağlı vida presi", ikinci tip ağırlık taşlarının bulunduğu işliklerde ise "baskı kollu pres" tekniğinin kullanıldığı düşünülmektedir.

İşlik elemanları içinde en fazla tespit edilebilenler, pres kalasının (prelum) desteklendiği baskı kolu yuvalarıdır. Yuvaların en küçüğü 0.11 m., en büyüğü ise 0.27 m. genişliğindedir. Derinlikleri 0.13 m. ile 0.50 m. arasında olan yuvaların yükseklikleri 0.23 m. ile 0.93 m. arasında değişmektedir. Dikdörtgen formlu kalas yuvalarının dört ayrı teknikte yapıldıkları görülmüştür. Bunlar, baskı kollu preslerin bulunduğu tüm bölgelerde yaygın olarak görülen anakayaya oyulu olanlar; çiftlik evlerinde yada kapalı mekanlarda kullanılan üç ayrı bloğun örülmesiyle oluşturulanlar (Res. 9, 14); nadiren monolit bir blok üzerine açılanlar ile alt kısmı anakaya üstü bloktan örülerek oluşturulanlardır. Bunlardan Neapolis ve Üçtepeler'deki üç örnek, kalas yuvalarındaki düzenlemeleri nedeniyle oldukça dikkat çekicidirler. Nadiren rastlanılan bu tarz düzenlemelerde, Üçtepeler I no'lu işlikteki gibi, baskı kolu yuvasındaki ahşap hatıl yuvaları, pres kalasının yuvaya giren arka ucunun (lingula), torba ile aynı seviyeye getirilebilmesine olanak sağlamaktadır.

Neapolis işliğinin baskı kolu yuvasındaki, silindirik başlayıp huni formunda sonlanan taş işçiliğinin bir benzeri ise şimdilik salt Üçtepeler yerleşimindeki  bir örnek ile bilinmektedir (Res. 11). Söz konusu işliklerin baskı kolu yuvalarında yer alan silindirik formlu taş işçilikleri, benzer konumlarına karşın Üçtepeler I no'lu işliğinden form ve işlevsel olarak ayrılırlar. Yuvayı oluşturan sövelerin yaklaşık olarak merkezinde yer alan ve silindirik bir form gösteren yuvalardaki aşınma izleri, söz konusu yuvalar içerisine aynı forma sahip hareketli millerin yerleştirilmiş olduklarını açıkça göstermektedirler (Res. 9). Pres kalasına uygulanan güç, baskı kolu yuvasında maksimum oranda bir baskı oluşturacağından, söz konusu milin metalden yapılmış olması gerekmektedir. İki örnekte de, baskı kolu yuvasının sağ söveleri ile duvarın iç cidarı arasında bırakılan boşluk, metal milin yuvaya rahat bir şekilde oturtulması ve çıkartılmasına yöneliktir. Bu mil yuvaları, Üçtepeler I no'lu işlikteki gibi prelumun desteklenmesi için değil bizzat lingulanın içinden geçirilerek, prelumun yuvada sabitlenmesini sağlamaktadır (Res. 18). Böylelikle, bir mil vasıtasıyla yuvaya sabitlenen prelumun, yuva içerisinde ahşap takozlarla desteklenmesine gerek kalmamaktadır. Ayrıca, prelumun pres aşamasında kayması da engellenmiş olmaktadır. Bu durumda, diğerlerinde olduğu gibi prelumun sabitlendiği yuva ile ağırlık taşının kalasa bağlandığı yer arasındaki mesafa, her koşulda pres yatağı üzerindeki torbanın ilk aşamada tam olarak preslenmesine olanak vermeyeceği açıktır. Böylece, ikinci aşamada, daha öncekilerde baskı kolu yuvasına konulan ahşap takozlar, bu örnekte torba üzerine konularak presleme gerçekleştirilmektedir. Benzer bir uygulama Kilikia'daki Kızılisalı işliğinde de vardır. Kızılisalı işliğinin baskı kolu yuvasını oluşturan sövelerde, dışa taşıntı yapan taş kulpların silindirik formlu yuvalara sahip olduğu görülür. Neapolis işliğinde, baskı kolu yuvasının içinde yer alan mil yuvası, bu örnekte farklı bir uygulama ile karşımıza çıkmasına karşın, her iki işlikte de pres kalasının arka ucu (lingula) içinden geçirilen mil, prelumun baskı kolu yuvasına sabitlenmesini sağlamış olmalıdır.

Araştırma bölgesi içinde tespit edilen işliklerin benzer formlara sahip olması ve işliklerle birlikte çoğu örnekte görebildiğimiz lahitler, tarihlemede yardımcı olmaktadırlar. Ayrıca, Neapolis'te İS 6. yüzyıldan sonraya tarihlenebilecek seramik yada Bizans Dönemi yapı kalıntılarının tespit edilmemiş olması, söz konusu işliğin İS 3-6. yüzyıllar arasına tarihlenebilmesine olanak sağlamaktadır. Üçtepeler yerleşiminde ise görülebildiği kadarıyla Bizans Dönemi'ne ait olabilecek herhangi bir bulguya rastlanılmamıştır. Bu bağlamda, bu tarih Üçtepeler işliklerinde terminus ante quem olarak kabul edilmelidir.


*Öğr. Gör. Süleyman Bulut, Akdeniz Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Arkeoloji Bölümü, Kampüs 07058 Antalya.

Özet Listesi